Sermaye kuralsız büyüyor, emeğin payı hızla küçülüyor

Dünya ekonomisinde son 40 yılda özelleştirmeler, finansal serbestleşme, emek piyasalarının esnekleştirilmesi ve sendikal örgütlülüğün gerilemesiyle büyük bir dönüşüm yaşandı. Neoliberalizm olarak da tarihte giren bu dönemde, devletin ekonomideki işlevleri yeniden biçimlenirken sermayenin hareket alanı genişledi. Emeğin örgütlü pazarlık gücü ise dünyanın dört bir yanında zayıfladı. Rakamlar dönüşümün boyutunu ortaya koyuyor. OECD ülkelerinde sendikalaşma oranı 1985’te yüzde 30 iken 2023-2024 döneminde yüzde 15’e düştü. Toplu sözleşme kapsamındaki çalışanların oranı da yüzde 47’den yüzde 33,6’ya geriledi.

SERMAYE NASIL DAHA AZ ELDE TOPLANIYOR?

Alman filozof ve iktisatçı Karl Marx, Kapital’in birinci cildinde sermayenin yoğunlaşması ile merkezileşmesi arasında açık bir ayrım yaptı. Yoğunlaşma, birikim sonucunda bireysel sermayelerin büyümesini; merkezileşme ise mevcut sermayelerin birleşme, satın alma, rekabet ve kredi mekanizmalarıyla daha büyük sermayelerin elinde toplanmasını ifade ediyordu. Marx’a göre rekabet her zaman küçük işletmeleri koruyan bir mekanizma değildi. Büyük sermayeler ölçek avantajlarıyla küçükleri tasfiye edebilir, kredi sistemi ise sermayenin merkezileşmesini hızlandırabilirdi. Marx bu süreci “birçok küçük sermayenin birkaç büyük sermayeye dönüşmesi” üzerinden çözümledi. Günümüzün dijital ekonomisindeki veriler bu tarihsel tartışmayı yeniden haklı çıkarıyor. UNCTAD’a göre en büyük beş dijital çokuluslu şirketin ilk 100 dijital şirketin toplam satışlarındaki payı 2017’de yüzde 21’den 2025’te yüzde 48’e, varlıklardaki payı ise yüzde 17’den yüzde 35’e çıktı.


Teknoloji üretkenliği artıyor ancak temeldeki soru ise değişmiyor: Üretkenlik artışının yarattığı yeni değerin ne kadarı ücretlere, ne kadarı sermaye gelirine dönüşüyor? (Shutterstock)

ÜRETKENLİK ARTTI, EMEĞİN PAYI GERİLEDİ

Sermayenin büyümesine karşılık çalışanların ekonomideki konumu aynı yönde güçlenmedi. ILO’ya göre 2014-2024 arasında çalışan başına küresel üretim yüzde 17,9 arttı, ancak emeğin küresel gelirden aldığı pay aynı dönemde yüzde 53’ten yüzde 52,4’e geriledi. Dünya işgücünün yüzde 58’i ise 2024 itibarıyla kayıt dışı çalışmaya devam etti. Şirketlerin tepesindeki gelirlerle çalışan ücretleri arasındaki fark da giderek büyüyor. Oxfam ve Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun 33 ülkedeki 1.500 büyük şirketi kapsayan araştırmasına göre 2025’te CEO ücretleri reel olarak yüzde 11 artarken çalışanların reel ücret artışı yüzde 0,5’te kaldı.

EKONOMİ ELİTİNİ GÜÇLENDİREN SİSTEM

Marksist düşünür David Harvey, neo-liberal dönüşümü yalnızca piyasaların serbestleşmesi olarak değil, ekonomik elitlerin sınıfsal gücünün yeniden kurulması ve güçlendirilmesi süreci olarak yorumladı. Neo-liberal dönemde devlet, özel mülkiyetin, finans piyasalarının ve sermaye hareketlerinin güvence altına alınmasında güçlü biçimde varlığını sürdürdü. Buna karşılık özelleştirmeler, esnek istihdam ve sendikal yapının gerilemesi birçok ekonomide emeğin sermaye karşısındaki pazarlık gücünü aşındırdı.

Başa dön tuşu