Saray Rejimi’nin yeni aşaması…

Sandıkta kaybedilen yetkiyi ele geçirmek için muhalif Meclis üyelerine yönelik yapılan mesnetsiz adli baskılar, usulsüz iptal kararları, tehdit ve polis gücüyle bir odada hapsedilerek, seçime doğrudan müdahale edilerek Başkanlığın el değiştirmesi, hukuk ve ahlakın ayaklar altına alındığının örneğidir

Ve Türkiye’nin anayasal bir devlet olmadığının da göstergesidir.

Kısaca söylemek gerekirse yapılanlar, Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten siyasal İslamcıların hukukun üstünlüğüne inanmadıklarının tescilidir.

∗∗∗

Bu tehlikeli  gidişatın sonunda Türkiye, “otoriter vesayet” rejiminde yaşamaya mahkum edileceğini açıktır…

Böyle bir anlayışa sahip  siyasal yönetim,  “halkın indinde de” meşru olmaktan çıkacaktır!

∗∗∗

Bilinmeli ki, yurttaşının en temel demokratik hakkı olan “seçme ve seçilme” iradesini yok sayan bir siyasi iktidar, yurttaşıyla olan son “toplumsal sözleşme” bağını da koparmıştır.

Hileli referandum sayesinde aldıkları yetki ve devlet gücüyle, halkın iradesi dışında belediyeleri “işgal eden” yönetim, sadece belediyeyi işgal etmekle kalmaz, ülkenin ekonomik çöküşünü hızlandıran, toplumsal çürümeyi büyüten ve kurumsal bozulmayı derinleştiren korkunç sonunu da oluşturmuş olur.

∗∗∗

Asıl tehlike ise bu uygulamaların adım adım örülen daha büyük bir planın parçası olmasıdır.

Kaybettikleri belediyeleri, mesnetsiz, belgesiz, sadece yalancı beyanlarla, hukuk, etik ve ahlak dışı yönlendirmelerle ele geçirmek için oynanan bu karanlık oyunu zaten halk biliyor.

Üsküdar’da yapılanlar, diğer muhalefet belediyelerine de uygulanan bir yöntem haline gelirse, “demokrasi ve seçim sandığı” sözleri hayal olur.

∗∗∗

AKP’nin istediği de bu!

Defalarca bu durumun vahametini yazdım ve söyledim.

Bazıları şimdi şimdi uyanıyor…

Seçimde hezimete uğrayacağının farkında olan iktidarın yeni stratejisi;” ne yaparsanız yapın beni seçimle değiştiremezsiniz. Çünkü ben, seçim yapmam. Yaparsam da istediğim zaman ve istediğim koşullarda yaparım…” algısını topluma kabul ettirmek!

Nitekim, bu algıyı güçlendiren de ABD Başkanı Trump oldu!

Hatırlarsanız; Erdoğan’ı överken birden seçim hilelerini çok iyi bilir…” demişti.

O günden beri bu söz tekzip edilmedi!.

∗∗∗

İktidar yargı sopasıyla belediyelere el koyarak, hem sandığı anlamsızlaştırıyor, hem de seçimlerin sonuçlarına göre “kabul edip etmeme” konusunda toplumu şimdiden hazırlıyor.

Yapılanların yarattığı iklim, uydurulmuş gerekçelerle seçimlerin yapılıp yapılamayacağına dair büyük bir tedirginlik oluşturuyor.

Bu da AKP’nin işine yarayan algı döngüsüdür.

Amaç; “Umudun yok edilmesi, insanların şaşkın hale getirilmesi…”

∗∗∗

Hala demokrasiden bahsediyor, Cumhuriyet’in temel ilkelerini kararlı bir şekilde sahipleniyorsak ”seçimsiz rejim” korkusunu üzerimizden atarak hemen “seçim talebimizi” daha güçlü haykırmalıyız!

Böylece, iktidarın baskı, korkutma ve sindirme politikasını savuşturup ülkenin gerçek sahipleri olan yurttaşların sandığa dolayısıyla laik, demokratik, sosyal hukuk devletine sahip çıkacağını göstermeliyiz…

Başa dön tuşu