Venezuela petrolünde ABD dönemi, 100 yıllık hamle
ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela ile imzaladığı petrol anlaşması, dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip ülkesindeki enerji kaynaklarının kontrolü açısından yeni bir dönemin kapısını açtı. Washington’ın 17 petrol sahasında 100 yıllık işletme hakkı, üretimin bir bölümünü maliyetine satın alma yetkisi ve kurulacak şirkette doğrudan pay sahibi olması, anlaşmayı yalnızca ticari bir yatırım olmaktan çıkarırken, küresel enerji açısında da hayati görülüyor. Analistlere göre; Venezuela petrolü; ABD’nin enerji güvenliği, Çin ve Rusya’nın Latin Amerika’daki varlığı, Karayipler’deki güç dengesi ve küresel petrol piyasası açısından stratejik önem taşıyor.
303 MİLYARLIK KAPASİTE
Venezuela, petrol üretiminde bugün dünya sıralamasının üst basamaklarında bulunmasa da yer altında sahip olduğu rezervler açısından farklı bir konumda. ABD Enerji Enformasyon İdaresi’nin verilerine göre ülkenin yaklaşık 303 milyar varillik kanıtlanmış ham petrol rezervi bulunuyor. Bu miktar dünya kanıtlanmış petrol rezervlerinin yaklaşık yüzde 17’sine karşılık geliyor ve Venezuela’yı rezerv büyüklüğünde dünyanın ilk sırasına yerleştiriyor. Buna karşılık yıllarca devam eden yatırım eksikliği, yaptırımlar, altyapı sorunları ve PDVSA’nın üretim kapasitesindeki gerileme nedeniyle ülkenin küresel üretimdeki payı rezerv büyüklüğünün oldukça altında kaldı.
ALTYAPI YETERSİZLİĞİ
Venezuela petrolünün büyük bölümü ülkenin doğusunda uzanan Orinoco Petrol Kuşağı’nda bulunuyor. Boyacá, Junín, Ayacucho ve Carabobo bölgelerine yayılan sahalarda ağırlıklı olarak ekstra ağır petrol çıkarılıyor. Bu petrolün çıkarılması, taşınması ve rafine edilmesi hafif petrole göre daha yüksek yatırım ve teknik altyapı gerektiriyor. Venezuela’nın batısındaki Maracaibo Havzası da ülkenin tarihsel üretim merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Trump yönetiminin açıkladığı yeni düzenlemenin büyüklüğü de bu rezerv yapısından kaynaklanıyor. Beyaz Saray’a göre North American Blue Energy Partners’a verilen 17 petrol sahasında yaklaşık 65 milyar varil kanıtlanmış rezerv bulunuyor. Bu miktar tek başına ABD’nin kendi topraklarındaki kanıtlanmış petrol rezervlerinden daha büyük bir hacme karşılık geliyor. Şirkete söz konusu sahalar için 100 yıllık imtiyaz verilmesi öngörülüyor.
ABD’NİN VETO YETKİSİ OLACAK
Analistlere göre anlaşmanın ABD açısından dikkat çeken bölümü ise devletin doğrudan ekonomik ve idari haklar elde etmesi. Beyaz Saray’ın yayımladığı bilgi notuna göre ABD Savunma Bakanlığı bağlantılı yapı NABEP’in ana şirketinde yüzde 35 pay elde edecek. ABD Dışişleri Bakanlığı şirketin mevcut ve gelecekteki sahalarından çıkarılacak petrolün yüzde 20’sini üretim maliyetinden satın alabilecek, kalan üretim üzerinde ise ilk satın alma hakkına sahip olacak. Washington ayrıca şirketin yönetim kurulu üyeleri üzerinde veto yetkisi kullanabilecek ve kurul üyelerinin çoğunluğunun ABD vatandaşı olması gerekecek.
ABD İÇİN NEDEN VENEZUELLA
ABD halihazırda dünyanın en büyük petrol üreticisi. EIA verilerine göre ülkenin ham petrol üretimi 2025 yılında günlük ortalama 13,6 milyon varille tarihi rekora ulaştı. Buna rağmen Venezuela petrolünün Washington açısından önemi yalnızca toplam petrol miktarından kaynaklanmıyor. Venezuela’nın ağır petrolü, özellikle ABD’nin Meksika Körfezi kıyısındaki rafinerilerinin teknik yapısıyla uyumlu. Bu rafinerilerin önemli bölümü geçmişte Venezuela, Meksika ve Kanada gibi ülkelerden gelen ağır petrolü işlemek üzere tasarlandı. Venezuela’ya yönelik yaptırımlar öncesinde ABD, ülkenin en önemli petrol müşterilerinden biriydi ve günlük yüz binlerce varil Venezuela ham petrolü Amerikan rafinerilerine gidiyordu. Bu nedenle Venezuela sahalarının yeniden yüksek üretim kapasitesine ulaşması halinde ABD yalnızca yeni bir petrol kaynağı elde etmiş olmayacak. Aynı zamanda kendi kıyılarına birkaç günlük deniz yolculuğu uzaklığında, mevcut rafineri sisteminin işleyebildiği büyük bir ağır petrol kaynağına uzun vadeli erişim sağlamış olacak.
ÇİN’İ KISTIRMA PLANI
Anlaşmanın jeopolitik boyutunu yorumlayan İktisat Uzmanı Barlas Yurtsever ise, “Venezuela, son yirmi yılda Çin’in Latin Amerika’daki en önemli siyasi ve ekonomik ortaklarından biri haline geldi. Çin kamu bankaları Venezuela’ya on yıllar boyunca 60 milyar doları aşan petrol bağlantılı finansman sağladı. Venezuela’nın Çin’e halen milyarlarca dolar borcu bulunduğu tahmin ediliyor. ABD yaptırımlarının ardından Venezuela petrolünün önemli bölümü Çin pazarına yönelmişti. ABD-Çin Ekonomik ve Güvenlik İnceleme Komisyonu’nun verilerine göre Çin, son yıllarda Venezuela petrolünün en büyük müşterisi konumuna gelirken petrol ve petrol ürünleri Venezuela’nın Çin’e ihracatının temelini oluşturdu. Columbia Üniversitesi Küresel Enerji Politikası Merkezi de Washington’ın Venezuela petrolü üzerindeki kontrolünü artırmasının, Çin’e yapılan indirimli petrol sevkiyatlarını, petrol karşılığı borç ödemelerini ve Çinli şirketlerin Venezuela’daki yatırımlarını doğrudan etkileyebileceğine dikkat çekiyor” dedi.
EMPERYAL KONTROL
“Ortaya çıkan tablo, Venezuela petrolünün öneminin yalnızca yer altındaki 303 milyar varillik rezervden kaynaklanmadığını gösteriyor” diyen Yurtsever, “65 milyar varillik bölüm üzerinde 100 yıllık işletme hakkı, ABD devletinin şirkette yüzde 35 payı, üretimin yüzde 20’sinin maliyetine satın alınması, Çin ve Rusya bağlantılı şirketlerin bulunduğu sahaların yeni yapıya devredilmesi ve 100 milyar dolarlık yatırım planı, Venezuela petrolünü önümüzdeki dönemde küresel enerji rekabetinin temel başlıklarından biri haline getiriyor. Bu nedenle anlaşma üzerindeki tartışma petrol fiyatlarının ötesinde; doğal kaynakların mülkiyeti, devlet egemenliği, büyük güçlerin Latin Amerika’daki nüfuzu ve enerji kaynaklarının uzun vadeli kontrolü üzerinde yoğunlaşıyor” bilgisini de verdi.