Erdoğan’ın en büyük açmazı

Erdoğan’ın en büyük açmazı

Futbol terimiyle konuşacaksak AKP transfer sezonunun açık ara lideri. Ama aldığı isimlere bakınca sıkıntı net olarak anlaşılıyor. Takıma katkı sağlayacak tek bir yıldız transfer yok. Eskiden alınanlar direkt olarak sahaya sürülürdü. Numan Kurtulmuş, Süleyman Soylu, Erkan Mumcu ve daha niceleri AKP’ye geldikleri ilk andan itibaren katkı verdiler. Şimdikilerin ismini sahneden ininceye kadar bile AKP seçmeni akılda tutamıyor. Tam anlamıyla “menajer kazığı transferler” diye ifade etmek mümkün. Kendi partisinde ya da seçildiği bölgede tartışmalı hale gelen ya da gördüğü baskıya boyun eğip teslim olan isimlerden AKP’ye katkı bekleniyor. Türkiye’yi 25 yıldır yöneten AKP, kişisel ikbal bekleyen, akçeli işlerden başı dertte olan ya da baskıya dayanamayıp davasını satan figürlerden medet uman parti konumuna geldi. Üstelik bu gösteriyi başarı olarak sunuyorlar.

SAYISAL ÜSTÜNLÜK

Transferlerin pozitif bir sonucu yoksa AKP neden ısrar ediyor sorusu akıllara takılabilir. Kuşkusuz bu transferlerin bir karşılığı var. Meclis’te vekil sayısı artıyor. Neredeyse küçük bir destekle referandum ve erken seçim çıtası olan 360 vekil sayısına ulaşacaklar. Belediyeler rantlarıyla birlikte AKP’nin eline geçti. İstanbul’da AKP’li belediye sayısı son transferlerle CHP’yi geçti. Bir de buna muhalefet içinde yarattığı tereddüdü ekleyince oldukça verimli bir alan olduğunu söylemek mümkün.

Ama tüm bunlar sayısal veriler ve siyasete nasıl bir etki ettiğine dair net bir olgu yok. Halk nezdinde bakılırsa karşılığı olan hamleler gibi durmuyor. AKP’ye katılanların iktidarın yapıp ettiklerinden etkilenip parti değiştirdiklerine dair söylemlerinin alıcısı yok. Hatta çoğunlukla mizah konusu durumuna düşüyorlar.

Transferlerin halk üzerinde ciddi bir etkisinin olmadığını gösteren diğer bir olgu da kamuoyu yoklamaları. Son bir yıldır yaşanan milletvekili ve belediye katılımlarına rağmen AKP’de ölçülebilir bir artış yaşanmadı. Tam aksine, gelen isimlerin partide hazımsızlık yarattığına dair ciddi kulis haberleri geliyor. Milletvekili bazında bu itirazlar daha yüksek. Transferlerle tulumbaya su koyduklarını sananlar çok yanılıyorlar.

BUTLAN ÖLÜ YATIRIM

AKP’nin diğer ölümcül hatası da CHP’ye el koymak oldu. Yerel seçimlerde birinci parti olan ve ciddi bir iktidar alternatifine dönüşen CHP, yargı vasıtasıyla yeniden Kılıçdaroğlu’na verildi. Böylece bir yandan parti içi kavga körüklenecek, diğer taraftan da yönetime getirdikleri isimler sayesinde Erdoğan için tehdit olmayacak muhalefet alanı da çizilmiş olacaktı.

İlk başlarda Erdoğan, butlan kararıyla istediğini almış gözüktü. Parti içi kavga görüntüsü, butlan CHP’sinin siyasi varlığını sadece Özel ve ekibini yıpratmak üzerine kurmaları iktidara istediği fırsatı verdi. Ama bu durum birkaç nedenden dolayı uzun sürmedi. Birincisi, yurttaş çok hızlı bir şekilde bu durumun CHP içi mesele olmadığına, bir iktidar operasyonu olduğuna karar verdi. Gelişmelere o pencereden baktı. İkincisi, göreve gelen butlancıların hem çok beceriksiz hem de çok yıpranmış isimlerden oluşmasıydı. Hiçbir toplumsal destekleri olmadığı kısa sürede ortaya çıktı.

Üçüncüsü ve en önemlisi CHP’yi arkalarında bırakan ekibin hızla aksiyon alması oldu. Hem örgütlenme hem de siyasetin finansmanı konularında ana akım siyasete yeni bir görüntü verdiler. Bugünden söylemek ne kadar doğru kestirmek zor ama CHP’ye butlan atamak iktidarın kendisi için verdiği en kötü karar olabilir.

AĞIRLIKLARI ARTIYOR

AKP kurulduğu yıldan beri ittifaklar üzerinden ilerledi. Bu, kitle tabanı sınırlı olan siyasal İslamcı bir parti için çok anlaşılır bir durum. Türkiye gibi bir ülkede iktidar olmak için sadece ABD desteği yetmez, içeriden de destek bulman lazım. Liberaller ve FETÖ ile on yıla yakın bir arada oldu. Bu ittifak 2014 yılında çatırdayınca yenisini buldu. Soylu gibi isimlere dışarıdan Perinçek destek verdi. Ardından MHP ile ittifakı resmileştirdi. 16 Nisan 2017 referandumuyla birlikte ortaya çıkan başkanlık rejimi yüzde 50’lik oy oranını zorunlu kıldı ve ittifaklar kalıcı hale geldi. Erdoğan yüzde 50’yi bulmak için her defasında ittifakı genişletti. MHP’nin yanına BBP, DSP, HÜDAPAR gibi partileri ekledi. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Yeniden Refah da bu kadroya katıldı.

Artık bu bileşen de ülkede azınlığa düşmüş durumda. Hepsini toplayınca yüzde 35 bile etmiyor. O yüzden yeni bir arayışa yönelerek Kürt siyasetini ve CHP’yi aynı anda yanına almaya çalışıyor. Şu ana kadar CHP konusunda ciddi bir ilerleme kaydettiğini söylemek mümkün. CHP’yi artık büyük ölçüde iktidar bloku içinde değerlendirmekte fayda var.

SARAY’IN YANILGISI

Erdoğan’ın ve iktidar kurmaylarının göremediği, daha doğrusu görmek istemediği temel gerçek tam da bu noktada başlıyor. Türkiye’de düzen partileri ve siyasi kurumlar, halkla olan organik bağlarını çoktan yitirmiş durumda. Bugün tabela üstünde kocaman harflerle duran o partiler, toplumsal bir talebi temsil etmekten ziyade, sadece liderlerin veya dar çıkar gruplarının yer tuttuğu boş birer “kabuğa” dönüştü. Dolayısıyla Saray’ın masa başında kurduğu ya da kurmayı planladığı parti ittifaklarının, toplumsal tabanda karşılık bulma şansı artık kalmadı.

Çünkü bu saatten sonra Türkiye’de siyaset, tabelaların ve rozetlerin yan yana gelmesiyle değil, halkın gerçek gündemini ve taleplerini kucaklayan “halk ittifakları” üzerinden büyüyecek. Tencerenin boşaldığı, adaletin bittiği ve geleceğin karardığı bir ortamda, halkın derdine derman olmayan hiçbir üst yapı anlaşması sokakta güce dönüşmüyor.

Üstelik Erdoğan için bu tavanda birleşme stratejisi, artık kazandırmaktan çok kaybettiren bir sürece evrilmiş durumda. Çünkü iktidar blokuna katılan ya da yedeğe çekilen her partinin, her yeni figürün bagajında savunulması imkânsız devasa yükler var. Geçmişin günahları, siyasi tutarsızlıklar, şaibeler ve halktaki derin öfke, bu bagajların içinde Saray’a taşınıyor. İktidar ise sayısal üstünlük kurma hırsıyla bu safra yükleri kendi kasasına dolduruyor. Ancak unuttukları basit bir fizik kuralı var: Bagajına bu kadar çok ağırlık yüklenen bir balonun artık yükselme şansı yoktur. O balon sadece irtifa kaybeder ve kaçınılmaz olarak yere çakılır.

BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu