Saha muhabirliği hiçbir zaman önemini yitirmeyecek
Saha muhabirliğinin her zaman önemini koruyacağını belirten Haber Global muhabiri Rabia Azra Sözcü, mesleki yolculuğunu anlattı.
Üniversite yıllarında başlayan televizyon haberciliği yolculuğunuz; editörlükten program yapımcılığına ve saha muhabirliğine uzanan farklı deneyimlerle şekillendi. Bu süreçte televizyon haberciliğine bakış açınızı en çok etkileyen deneyimler neler oldu?
Haberciliğin her alanının mesleğin bütünü açısından önemli olduğuna, bu alana adım atmadan önce de inanıyordum. Bu nedenle mümkün olduğunca farklı departmanlarda görev almayı ve haberciliğin tüm süreçlerini deneyimlemeyi hedefledim. Nitekim bu süreçte prodüktör, writer, editör, muhabir ve sunucu olarak farklı görevlerde bulunma fırsatı yakaladım. Ancak mesleğe bakış açımı en derinden etkileyen deneyim saha muhabirliği oldu.
Çünkü bir editör olarak bir çocuğun cinayet haberini yazmak ile kokusunun sindiği odada yayın yapmak ve ailesiyle birebir iletişim kurmak arasında çok büyük bir fark vardır. Elbette her aşama kendi içinde büyük bir önem taşır; ancak haber, gerçek anlamda değerini ve derinliğini sahada bulur.
Habercilikte soru sormanın gücü çoğu zaman yeterince fark edilmez. Örneğin ekonomiyle ilgili istatistiksel verileri aktarmak izleyicide öznel düşünce oluşturabilir. Ancak bir esnafa ya da emekliye sormak haberi somutlaştırır ve toplumsal karşılığını görünür kılar. Benzer şekilde, “Ülkeye belirli sayıda mülteci geldi.” bilgisini paylaşmak önemli bir veridir; ancak habere gerçek anlamda insani bir boyut kazandıran, bir mülteci çocuğa “Arkadaşlarını özledin mi?” sorusunu yöneltebilmektir. Bu nedenle saha muhabirliği boyunca edindiğim deneyimler yalnızca haberciliğe bakışımı değil, aynı zamanda insanı, toplumu ve hayatı algılama biçimimi de önemli ölçüde dönüştürdü.
Kurgu, prodüksiyon ve haber yazarlığı (writer) gibi masa başı görevlerde bulunduktan sonra sahada en sıcak gelişmeleri aktarmaya başladınız. Masa başında edindiğiniz deneyim, gelişmeleri anlık olarak değerlendirip izleyiciye aktarırken size nasıl bir avantaj sağlıyor?
Mesleğe ilk başladığım dönemlerde, birçok genç gazeteci gibi ben de bir an önce saha muhabiri olmayı hedefliyordum. Ancak zamanla haberciliğin mutfağında çalışmanın ne kadar değerli olduğunu fark ettim. Haber merkezinde görev almaya başladığınızda aslında meslek hakkında bilmediğiniz ne kadar çok şey olduğunu görüyorsunuz.

Her şeyden önce, bir muhabirin haberini yalnızca aktarması değil, aynı zamanda doğru biçimde kurgulayabilmesi gerekir. Burada kastettiğim teknik anlamda montaj yapmak değil; haberin hangi noktadan başlayacağını, nasıl yapılandırılacağını, 5N1K ilkesini doğru uygulamayı ve olayları neden-sonuç ilişkisi içerisinde bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirebilmeyi bilmektir.
Haber yazarlığı ise yalnızca metin üretmekten ibaret değildir. Aynı zamanda araştırma yapmayı, literatürü takip etmeyi ve sürekli öğrenmeyi gerektirir. Bu süreç, gazetecinin hem bilgi birikimini hem de analitik düşünme becerisini geliştirir. Bunun yanı sıra, düzenli okumak kelime dağarcığını zenginleştirir, ifade gücünü artırır ve düşünce akışını hızlandırır. Tüm bu kazanımlar, sahada gelişmeleri daha hızlı analiz edebilmeyi, canlı yayınlarda daha sağlıklı değerlendirmeler yapabilmeyi ve olaylara farklı perspektiflerden yaklaşabilmeyi mümkün kılar.

Saha muhabirliği yüksek tempolu ve sürekli değişen gündemi takip etmeyi gerektiren bir meslek. Bu yoğun tempoda motivasyonunuzu nasıl koruyor, dijitalleşen habercilik dünyasında saha muhabirliğinin geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Saha muhabirliğinin hiçbir zaman önemini yitireceğine inanmıyorum. Bugün dijital medyada çalışan gazeteciler dahi olay yerinde bulunmaya devam ediyor. Çünkü bir haber yalnızca görüntülerle ya da sosyal medya paylaşımlarıyla tam anlamıyla aktarılamaz; haber, en doğru şekilde olay yerinden anlatıldığında anlam kazanır. Dijital platformlar haberin dolaşımını hızlandırabilir; ancak sahada bulunmanın sağladığı gözlem, tanıklık ve insani temasın yerini hiçbir mecra dolduramaz.
Meslek hayatımın ilk yıllarında iç siyaset alanına ilgi duyarken, televizyon haberciliği kariyerimle birlikte daha çok asayiş haberlerine yöneldim. Sanırım bunun temel nedeni, sürekli sahada olmanın bu alanı benim için doğal ve güvenli bir çalışma ortamına dönüştürmüş olması.
İstanbul’da muhabirlik yapanlar iyi bilir; bu şehirde gündemi takip etmek son derece zorlu bir süreçtir. Kan, ter ve gözyaşı… Bu atmosfer hem fiziksel hem de psikolojik açıdan yıpratıcı olabilir. Gazetecilik, hem zihinsel hem de fiziksel dayanıklılık gerektiren nadir mesleklerden biri. Dolayısıyla motivasyonu sürekli yüksek tutmak her zaman mümkün olmuyor.
Ben bunun yolunu en kötü habere giderken bile yolda karşılaştığım bir amca/teyze/esnaf ile gönül bağı kurmakla buldum. Bu yüzden neredeyse her şehirde bir kapım vardır. Bazen de tabi ki sosyalleşerek, spor yaparak kendimi motive ediyorum.

Televizyon haberciliği; hızın, doğru bilginin ve güçlü iletişimin ön planda olduğu dinamik bir alan. Bugün bu mesleği hedefleyen genç iletişimcilere hangi tavsiyelerde bulunursunuz? Sizce başarılı bir muhabiri diğerlerinden ayıran en önemli özellikler nelerdir?
Televizyon haberciliği, teknolojinin değişmesiyle birlikte dönüşse de özünde hala güvene dayalı bir meslek. Bu nedenle onlara ilk tavsiyem, her şeyden önce doğru ve teyit edilmiş bilginin peşinden gitmeleri olur. Habercilikte hız önemlidir; ancak doğruluktan sürekli ödün verilerek elde edilen hız, uzun vadede güvenilirliği zedeler. Bunu da unutmamak gerek.
Başarılı bir muhabiri diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri bence merak duygusu. İyi bir muhabir, olayların görünen yüzüyle yetinmez, yetinemez; “neden”, “nasıl” ve “sonrası ne olacak?” sorularını sormaya devam eder. Güçlü gözlem yeteneği, iletişim becerisi ve insanlarla sağlıklı ilişkiler kurabilme kapasitesi de mesleğin temel taşlarından bazıları. Benim gibi sürekli sahada olmak isteyen varsa da beklenmedik koşullara hızla uyum sağlayabilmeli, kriz anlarında soğukkanlılığını koruyabilmeli ve baskı altında doğru karar verebilmesi gerekiyor.
