Mahkeme kararıyla göreve getirilen Kılıçdaroğlu’nun yardımcısı Kuşoğlu’ndan kurultay çıkışı: Aralık-şubat dönemini işaret etti
Mahkeme kararıyla göreve getirilen Kılıçdaroğlu’nun yardımcısı Kuşoğlu’ndan kurultay çıkışı: Aralık-şubat dönemini işaret etti
“MEVCUT KADRO VE ÖRGÜTLERLE KURULTAYA GİDİLEMEZ”
Kurultay takvimine değinen Kuşoğlu, eylül ayından itibaren sürecin yeniden başlatılacağını ifade etti. Dosyanın Yargıtay’a intikal etmesini “olağan bir hukuki prosedür” olarak tanımlayan Kuşoğlu, yeni kurultayın önümüzdeki aralık-şubat döneminde, en geç ise mart ayında yapılması gerektiğini ileri sürdü. Mevcut kadrolarla ve örgütlerle kurultaya gidilemeyeceğini savunan Kuşoğlu, mahalle delegesinden itibaren örgütlerde değişikliğe gidileceğini belirtti.
“CHP 103 YILLIK BİR MARKA, BURAYI KİMSE TERK ETMEZ”
Yeni parti kurulacağı yönündeki iddiaları ve milletvekilleri ile belediye başkanlarının partiden ayrılıp ayrılmayacağı sorusunu yanıtlayan Kuşoğlu, ayrılma gerekçelerini bir sosyolojiye veya ideolojiye dayandıramadığını öne sürdü. Bu durumu “duygusal bir kopuş ve kafa karışıklığı” olarak nitelendiren Kuşoğlu, “Gördüğüm kadarıyla Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin çok büyük bölümü ve belediye başkanlarımızın çok büyük bölümü kopmayacak. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi 103 yıllık bir parti, bir marka. Burayı kimse terk etmez” iddiasında bulundu.
“KILIÇDAROĞLU’NA KARŞI KAMUOYUNDA BİR TEPKİ YOK” İDDİASI
Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik toplumsal bir tepki olduğu yönündeki eleştirileri reddeden Kuşoğlu, halktan büyük bir sevgi seli gördüklerini iddia etti. Sosyal medyadaki olumsuz algının profesyonelce ve teknolojik manipülasyonlarla yönetildiğini öne süren Kuşoğlu, “Halkta, kamuoyunda öyle bir tepki yok. Bu karardan sonra iki kere İstanbul’a gittik, geldik. Ankara’da zaman zaman bazı etkinliklere katılıyoruz. Ben çok büyük bir sevgi seli gördüm. Vatandaşların koşarak gelmesi, fotoğraf çektirmek istemesi, sarılması… Bunların bazıları da yayımlandı. Gerçekten durum böyle. Ama sosyal medyada öyle para harcanmış, medyada Kemal Bey maalesef öyle olumsuz bir şekilde takdim edilmiş ki partiden bir grup böyle görüyor. Sosyal medyada görüyorsunuz. Sürekli hakaret ediliyor, küfrediliyor, affedersiniz. Sürekli profesyonelce hedef alınıyor. Tabii bunlar özellikle yapay zekâyla yapılan işler. Kötü gösterilmeye çalışılıyor, çalışılmış. Bununla ne murat ediliyor, onu da anlamak mümkün değil. Böyle bir politikayla iktidar olmak da mümkün değil” iddiasında bulundu.
Kılıçdaroğlu’nun yeniden adaylığı konusunda ise stratejik olarak ne ‘aday olacağım’ ne de ‘aday olmayacağım’ demesi gerektiğini savundu.
‘ARINMA’ VURGUSU
Kuşoğlu, parti içinde bir “arınma süreci” yaşayacaklarını ileri sürdü. Türkiye’nin kamuda ve özel sektörde ahlaki kurallara, yeni yasal düzenlemelere ihtiyacı olduğunu savunan Kuşoğlu, Güney Kore örneğini vererek şunları ileri sürdü:
“Ahlaki ve etik dışı davranışlarla, yolsuzluklarla ilgili olarak kamuda, siyasi partilerde ve sivil toplum örgütlerinde de yeni kurallar geliştirmek zorundayız. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak örnek olmak zorundayız. Bunu da hem parti içerisinde hem de belediyelerden başlatmamız lazım.”
“OSMANLI COĞRAFYASINA MÜDAHİL OLMALIYIZ”
Dış politikaya dair de dikkat çekici iddialarda bulunan Kuşoğlu, Türkiye’nin bölgedeki eski Osmanlı topraklarında aktif bir dış politika izlemesi gerektiğini savundu. Hem Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçmişteki bazı çıkışlarıyla hem de AKP’li isimlerin sıklıkla dile getirdiği bölgesel müdahale ve sınır ötesi siyaset söylemleriyle benzerlik taşıyan ifadelere yer veren Kuşoğlu, şu iddiaları öne sürdü:
“Yeni bir dünya var, yeni bir dünya kurulacak. Entegrasyonlara ihtiyacımız var. Bizim bölgede güçlü olmamız lazım. Kültürümüzle ve tarihimizle bölgede politikaları belirleyen bir ülke konumundayız. Çok sayıda alternatifimiz var. Avrupa’yla ortak bir entegrasyonun söz konusu olabileceği güçte ve yapıdayız. Orta Doğu’yla, Türk Cumhuriyetleriyle ve Osmanlı coğrafyasıyla da aynı şekilde… Sayın Genel Başkanın işaret ettiği buydu. Bizim birçok alternatifimiz var. Yoksa gidip oraları fethedelim, ‘yeni bir Osmanlı dizayn edelim’ diye bir şey yok.
Bu dönemde sadece Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde kalamayız. Atatürk, ‘Yurtta sulh, cihanda sulh.’ dedi ama gerektiği zaman Hatay’ı topraklarımıza katmasını da bildi. Şu anda da öyle. ‘Biz Suriye’ye hiçbir şekilde karışmayalım, askerimiz orada olmasın. Irak’ta da olmasın. Kafkaslara hiçbir şekilde müdahale etmeyelim. Körfez’e, Hürmüz’den Basra Körfezi’ne kadar hiçbir yere karışmayalım.’ diyebilir miyiz? Bütün bunlara müdahil olmamız lazım. Kuzey Afrika’ya da aynı şekilde… Eski Osmanlı coğrafyasına müdahil olmamız lazım.
Çünkü İsrail gibi bir ülke oralara kadar uzanıyor, oralarda etki yaratmaya çalışıyor ve Arap ülkeleriyle iş birliği yaparak bizi sıkıştırmaya çalışıyor. Biz bunlara müdahil olmayacak mıyız? Okyanusun ötesinden birileri gelecek, Rusya gelecek, Amerika gelecek, Fransa ve İngiltere müdahale edecek ama biz bu topraklara müdahil olmayacağız, seyirci mi kalacağız? Cumhuriyet Halk Partisinin de bu konularla ilgili yeni bir anlayışı ve dış politikası olacak.