Şaibesiz bir kurultay yapmayı öğrenin

Erdoğan CHP’yi hedef aldı: Şaibesiz bir kurultay yapmayı öğrenin

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yönetimini hedef alan Erdoğan, “İstanbul’un beceriksiz idarecilerin eşinde artık eziyete dönüşmüş trafiğini rahatlatacağız” dedi.

“İSTANBUL’U KADERİNE TERK ETMEMEKTE KARARLIYIZ”

Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Şehrimiz yeni metro hatları kazandıkça İstanbul’un beceriksiz idarecilerin elinde artık eziyete dönüşmüş trafiğini rahatlatacağız. Bunun da en büyük faydasını, işe geç kalmamak için arabalarında uyuyan, araçlarını hafta içi yatakhaneye çeviren İstanbullu kardeşlerimiz görecek. Milletin kaynakları, para kuleleri, baklava kutuları, kişisel kariyer hesapları yerine bugün burada olduğu gibi hizmete, esere, yatırıma harcandıkça hem İstanbul’un hem de İstanbullunun yüzü gülmeye başlayacak.

Bunun için ne diyoruz? ‘İstanbul beklemez’ diyoruz. ‘İstanbul ihmale gelmez. İstanbul beceriksizliği, vizyonsuzluğu kaldırmaz’ diyoruz. Merhum şair Orhan Seyfi Orhon’un, ‘Sihrinle füsununla gururunla nazınla/Altın Haliç’in, Marmara’n, aşık Boğaz’ınla/Endamını sarmakta ipek tüllü karanlık/Türk’ün güzel İstanbul’u mesut uyu artık.’ dediği İstanbul’un gevşekliğe, umursamazlığa, boş vermişliğe asla tahammülü olmaz.

İstanbul’a olan şükran borcumuzu hakkıyla ödemenin gayretindeyiz. Kim ne derse desin, İstanbul’u kaderine terk etmemekte kararlıyız. İstanbul’un, trafik başta olmak üzere sorunlar yumağı altında ezilmesine izin vermeyeceğiz. Dünyanın göz bebeği olan İstanbul’u hak ettiği yatırımlarla buluşturmaya inşallah devam edeceğiz.”

“KAVGASIZ, GÜRÜLTÜSÜZ TEK BİR GÜNÜNÜZ YOK”

Konuşmasının devamında CHP’yi hedef alan Erdoğan, muhalefete “Becerebiliyorsunuz şaibesiz bir kurultay yapmayı öğrenin. Daha kavgasız, gürültüsüz tek bir gününüz yok. Bir de çıkıp diplomasi dersi vermeye kalkıyorsunuz” sözleriyle yüklendi.

Erdoğan şunları söyledi:

“Dünyadaki ve bölgedeki gelişmelere Türkiye merkezli bakmayı bir türlü başaramadılar. Son seçimlerde cumhurbaşkanı adayı olarak karşımıza çıkan zat, çareyi Amerika’dan uzman ithal etmekte ararken, onun yerine gelen 5 dakikacık bir görüşme için yabancılar karşısında 40 takla atıyor, adeta yalvarıyor. Daha düne kadar yurt dışına Türkiye’yi şikayet turları düzenliyorlardı. Şimdi bir tanesi çıkmış, kötü siciline bakmadan bizi dış politikada şov yapmakla, tribünlere oynamakla, ülkemizi bölgesel krizlerin mezesi haline getirmekle itham ediyor. İnanın insan, kurduğu cümlelerin neresini düzelteceğini bilemiyor. Bir defa Türkiye, bölgesel krizlerin mezesi değil, işte en son İran savaşında olduğu gibi çözüm çabalarının baş aktörüdür.

Biz ne içeride ne dışarıda hiçbir zaman tribünlere oynamadık. Aksine, hep gönüller yapmanın, gönüller kazanmanın derdinde olduk. Siz birbirinizle koltuk kavgası verirken, biz yürüttüğümüz ince diplomasiyle bölgemizdeki çatışmaları dindirmenin kavgasını verdik. Siz birbirinizin kuyusunu kazarken, biz elimizde iğneyle kuyu kazar gibi barışa giden yolun önündeki engelleri kazıdık.

“ESKİSİYLE YENİSİYLE, SİZİN ÇAPINIZ BUNA YETMEZ”

Siz kimin hain, kimin işbirlikçi, kimin proje olduğunu tartışırken, biz zorlu müzakere masalarında Türkiye’nin hak ve hukukunu savunduk. Aslında bunlara daha önce de söyledim, bugün tekrar ediyorum. Dış politikada bize ders vermek sizin boyunuzu ziyadesiyle aşar. Eskisiyle yenisiyle, sizin çapınız buna yetmez. En iyisi siz, bilgi, birikim ve liyakat gerektiren zor konularla uğraşmayın. Gidin kapasitenize ve kalibrenize uygun işleri kovalayın. Mesela koltuk kapmaca, salon kapmaca oynayın. Eğer becerebiliyorsanız önce şaibesiz bir kurultay yapmayı öğrenin. Daha kavgasız, gürültüsüz tek bir gününüz yok, bir de çıkıp bize diplomasi dersi vermeye kalkıyorsunuz. Hani derler ya, ‘Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu.’ Kusura bakmayın ama size bu işten ekmek çıkmaz.

Biz birilerine laf yetiştirmenin değil, sevgili gençlerimiz başta olmak üzere aziz milletimize hizmet etmenin, şehirlerimizi bünyad etmenin derdindeyiz. İnşallah bu şekilde de yola devam edeceğiz.”

BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu