Tutukluluk incelemesi öncesi son savunmalar alındı
İBB davasında 52. gün: Tutukluluk incelemesi öncesi son savunmalar alındı
CANLI |
19.28 | Ramazan Gülten’in İstanbul’un ranta teslim edildiği projeleri anlattığı savunmada hakim araya girdi: “Bunları neden bana anlatıyorsun. Tüm İstanbul’un imar durumunu anlatmayacaksın herhalde.” Ramazan Gülten bu sözlerinin ardından “burada keselim isteseniz” dedi. Hakim duruşmayı bitirdi.
Aykut Erdoğdu çıkarken “80 milyar dolarlık rant anlattı burada biz tutukluyuz” diyerek hakimin savunmayı kesmesine tepki gösterdi.
Ekrem İmamoğlu, “Ramazan’ın anlattıklarını tüm Türkiye’ye anlatın” dedi.
18.52 | İBB İmar Daire Başkanı Ramazan Gülten, Üsküdar Salacak Sahili’ndeki yıkımlardan bahsederek, *Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından gece 2’de kaçak yapının yıkımını engellemek için yazı gönderildi. Tüm engellemelere rağmen bu yapı yıkıldı. 10. yapının yıkımı sırasında gerekli önmeler alınmadığı için yaklaşık 20 kişilik bir grubun saldırısına uğradım. Linç edilmek istendim. Bu saldırıya ilişkin yargılama 3 yıldır sürüyo. Buna rağmen kimse 1 haftadan fazla tutuklu kalmadı. Ama ben soyut iddialarla 14 aydır tutukluyum. Bu çelişkiyi mahkemenin dikkatine sunuyorum” dedi.
18.35 | İBB İmar Daire Başkanı Ramazan Gülten kürsüde. Gülten “Saat 6’da bir şafak vakti evimiz basıldı. 6 aylık hamile eşim evdeyken gözaltına alındım. Cevap veremeyeceğim tek bir soru hesap veremeyeceğim tek bir işlem yoktur. Kamu gücünü kişilerin çıkarları için asla kullanmadım. 20 yıllık çalışmam sonunda bir evim ve bir arabam bulunmaktaydı. Borçlar nedeniyle evimi satışa çıkardım. Ancak İBB Davası nedeniyle evimi satın almak isteyenler vazgeçti. Arabamı satmak zorunda kaldım. Tüm malvarlığım budur” dedi.
17.00 | Duruşmaya ara verildi. Aranın ardından İBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Ramazan Gülten’in söz alması bekleniyor.
15.41 | Kültür A.Ş. çalışanı Metin Bal’ın savunmasına geçildi.
Bal, hakkındaki suçlamaları kabul etmedi. “Hakediş hesabı yapmadım, onayını vermedim, sözleşme imzalamadım, bana verilen görevleri yerine getirdim” diyen Bal, itirafçılardan Gökhan Köseoğlu’nun ifadesinin kendisinin lehine olduğunu, usulsüz işlem yapmadığını söylediğini ancak iddianamede aleyhineymiş gibi yorumlandığını kaydetti.
Katıldığı ihalelerde hiçbir usulsüzlüğe şahit olmadığını, kimseden talimat almadığını, kimseye öncelik sağlamadığını belirten Bal, “İddianamede hakkımda hiçbir somut delil olmadığını belirtmek istiyorum” dedi.
Bağlı olduğu müdürlüğün Sayıştay denetiminden geçtiğini ancak verilen raporların dava dosyasında olmadığını ifade eden Metin Bal, “Benim için en önemli olan şey Sayıştay raporlarıydı. İddianamede aleyhteki raporlar var ama lehime olan Sayıştay raporlarının yer almaması dikkat çekici” diye konuştu.
Murat Ongun’dan hiçbir zaman talimat almadığını söyleyen Bal, Kültür A.Ş.’de çalıştığını ve iş gereği birçok kişiyle kurumsal faaliyetler kapsamında ilişkisi olduğunu belirtti.
Suçlandığı eylemlerin hiçbirinde karar verici ve yetkili olmadığını ifade eden Bal, bilirkişi raporlarında zarar tespiti yapılmadığını belirtti ve “Zarar yoksa dolandırıcılık da yoktur. Ben herhangi bir suç işlemedim” dedi. Bal, tahliyesini talep etti.
15.12 | Duruşma verilen aranın ardından yeniden başladı. Savunmasına devam eden avukat Yazgan, Gökce’nin örgüt üyesi olup olmadığını varsayımlar üzerinden anlatmaya çalıştıklarını belirterek, “İddianame içinde Buğra Gökce’ye ‘İPA yönetim kurulu başkanı olarak sen örgüt adına şu suçu işlemişsin’ diye bir açıklama yok” ifadelerini kullandı.
Yazgan, Buğra Gökce’nin tahliyesini ve beraatini talep etti.
12.55 | Duruşmaya ara verildi. Aradan sonra avukat Yazgan’ın savunması devam edecek.
11.20 | Tutuklu İPA Başkanı Buğra Gökce’nin avukatı Aynur Tuncel Yazgan savunmasına başladı.
Uzun yıllar İstanbul Barosu’nda Adil Yargılanma Merkezi Başkanlığı yaptığını belirten Yazgan, “Adil yargılanma hakkı, kendi kendine kullanılabilen bir hak değildir. Canınız sıkılıyorsa intihar edebilirsiniz, malınızı mülkünüzü satabilirsiniz ama adil yargılanma hakkından isteseniz de vazgeçemiyorsunuz” ifadelerini kullandı.
“İDDİANAME AYRIMCI DAVRANIYOR”
Yazgan, mahkemenin kaleminde tam 3 saat boyunca Buğra Gökce hakkında Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporu aradıklarını ancak buldukları raporun kendileriyle ilgili olmadığını ifade etti. Yazgan, “23 Mart 2025’te tutuklandık, 1 sene sonra MASAK raporunun hakkımızda olmadığını öğrendik” dedi.
Savcılığın dava açarken, Buğra Gökce ile aynı kararda imzası olan AKP’li encümen üyelerini ayırdığını, onların hiçbirinin bu dosyada şüpheli olmadığını belirten Yazgan, “İddianame ayrımcı davranıyor” ifadelerini kullandı.
11.00 | İBB davasında 52. celse başladı. Ekrem İmamoğlu salona “Gününüz aydın olsun, haftanız aydın olsun. Önümüz açık olsun hepinizi çok seviyorum” sözleriyle girdi.
DÜNKÜ DURUŞMADA NELER YAŞANDI?
Dünkü duruşmada, İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökçe’nin savunması alınmıştı.
Gökçe, hakkındaki iddiaların 3 temel varsayıma dayandığını belirterek, “Birincisi, bu iddianameye göre bir suç örgütünün var olduğu. İkincisi, bu suç örgütünün kısmen ihaleleri de manipüle ettiği. Üçüncüsü, benim de bu örgütün üyesi olarak bu ihale manipülasyonlarına katıldığım iddiaları bulunuyor. Ancak bu iddianamede bu üç varsayımın da somut delillerle desteklenmediği açıkça görülüyor” beyanında bulunmuştu.
Bir belediyede ne kadar görev varsa, işçilikten genel sekreterliğe her görevi yaptığını, toplam 30 yıllık kamu görevinde özellikle yöneticilik yaptığı 17 yılda çok sayıda soruşturma, suç duyurusu, ön inceleme ve teftişten geçtiğini ifade eden Gökçe, bunların da yöneticilik yaptığı için çok normal olduğunu kaydetti.
Gökçe, attığı imzalarla ihaleye fesat karıştırdığının iddia edildiğini belirterek, bu görevi 30 yıldır yaptığını, bahsedilen imzalardan 30 bin tane attığını ve bu suçlamanın doğru olmadığını söyledi.
Suçlandığı 3 eylemde görevde olmadığını iddia eden Gökçe, bilirkişi raporunun hukuki dayanaktan yoksun olduğunu vurguladı.
Gökçe, muhammen bedelin düşük tutulmasıyla rekabetin engellendiği iddiasının da doğru olmadığını kaydetti. İddianamede, kamu zararının oluşması neticesinde “dolandırıcılık” suçunun oluştuğunun iddia edildiğini belirten Gökçe, bu durumun hukuki gerekçelerle ve maddi olarak gerçek olmadığını, Sayıştay’ın böyle bir tespitinin bulunmadığını kaydetti.
Ekrem İmamoğlu’ndan kurumun resmi görevleri dışında talimat almadığını, görev aldığı diğer arkadaşlarından da böyle bir şey duymadığını söyleyen Gökçe, şunları söyledi:
“Seçilmiş veya atanmışlardan da söz ya da zorlama görmedim. Bana bağlı çalışan arkadaşlara da iş dışında bir talimatım olmadı. İddianamede, bu manada şahsıma yüklenen bir kanıt da yoktur. Şemadan bir suç örgütü üretip, Murat Ongun’dan talimat aldığım söylenmektedir. 6 yıl genel sekreterlik yaptım bana talimat veremez. Murat Ongun ne sıfatla bana talimat verecek, söz konusu olamaz. Çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmakla suçlanıyorum, iddianamedeki şemaya bakınca kurumsal yapıyı suç örgütü olarak görüyorsunuz. Hukukla, vicdanla bağdaşan bir yanı yok. İBB yasalarla yönetilen bir kurum. En büyük yerel yönetim İBB’dir, sonra İSKİ gelir. Kurum çalışanlarının örgüt çalışanı olarak yer alması akılla da açıklanamaz. Somut olgularla ispat gerekir.”
Gökçe, hiçbir örgütle tırnak ucu kadar irtibatının olmadığını belirterek Murat Ongun’u İBB’deki görevden dolayı tanıdığını, Ongun ile kurumsal irtibatı dışında bir irtibatının olmadığını belirtti.
Ongun ile görev alanlarının kesişmesi durumunun dışında başka bir görüşmelerinin olmadığını belirten Gökçe, diğer telefon görüşmelerinin de iş ile ilgili görüştüğü kişiler olduğunu söyledi.
İDDİANAMEDEN
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı “ihbar eden” sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı “suçtan zarar gören” sıfatıyla yer alıyor.
Ayrıca iddianamede, 16 kişi “müşteki”, 89’u tutuklu, 7’si firari, 5’i “müşteki sanık” olmak üzere toplam 402 kişi “sanık” olarak bulunuyor.
İddianamede yer alan “örgüt” şemasında, tutuklu Ekrem İmamoğlu’nun “örgüt elebaşı”, tutuklu Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile Murat Gülibrahimoğlu’nun da “örgüt yöneticisi” olduğu iddia ediliyor.
İMAMOĞLU’NUN 2 BİN 430 YIL 6 AYA KADAR HAPSİ İSTENİYOR
İddianamede, Ekrem İmamoğlu’nun “suç işleme amacıyla örgüt kurmak”, “kişisel verilerin kaydedilmesi”, “kişisel verileri ele geçirme ve yayma”, “suç delillerini gizleme”, “haberleşmenin engellenmesi”, “kamu malına zarar verme”, “rüşvet”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “irtikap”, “kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama”, “ihaleye fesat karıştırma”, “çevrenin kasten kirletilmesi”, “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet”, “Orman Kanunu’na muhalefet” ve “Maden Kanunu’na muhalefet” suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
İddianamede, Keleş’in 48 kez “rüşvet”, “rüşvet alma”, “rüşvet verme”, 55 kez “ihaleye fesat karıştırma”, 39 kez “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık”, 8 kez “suç gelirlerini aklama”, “Maden Kanunu’na muhalefet”, “Orman Kanunu’na muhalefet”, “çevre kirliliğine neden olma”, “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet”, “irtikap”, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” ile “haberleşmenin engellenmesi” suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
Ongun’un “rüşvet”, 53 kez “ihaleye fesat karıştırma”, 33 kez “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık”, “kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ile “suç gelirlerini aklama” suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız’ın “rüşvet”, “ihaleye fesat karıştırma”, “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.
İddianamede, Soytekin’in “rüşvet”, “zincirleme şekilde rüşvet”, “irtikap” ve “suç gelirlerini aklama” suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu’nun “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık”, “suç gelirlerini aklama”, “evrakta sahtecilik”, “Maden Kanunu’na muhalefet”, “Orman Kanunu’na muhalefet”, “çevre kirliliğine neden olma” ve “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet” suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
Gün’ün “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme” suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.
İddianamede, yakalandıktan sonra işlendiği iddia edilen suçlarla ilgili bilgi veren sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında “etkin pişmanlık” hükümlerinin uygulanması isteniyor.
Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan hakkında 5 kez “rüşvet alma”, 2 kez “irtikap”, “kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi”, “kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” ve “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın ise 7 kez “rüşvet alma” ve “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
BİRLEŞEN DOSYA
Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in de arasında bulunduğu 7 isim hakkında hazırlanan iddianamede bu davayla birleştirilmişti.
İddianamede, tutuklu İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli’nin “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme” ile “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” suçlarından 9 yıl 8’er aydan 31 yıl 8’er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.
Yargılama sürecinde birleşen dosyadakilerle birlikte 33 kişinin tahliyesiyle davada 77 tutuklu sanık bulunuyor.