Gelecek nesillerimizi en doğru ve en aydınlık şekilde büyütmek zorundayız

Yazar Huban Korman: “Gelecek nesillerimizi en doğru ve en aydınlık şekilde büyütmek zorundayız”

Reklam ajanslarında uzun yıllar sanat yönetmeni ve yaratıcı yönetmen olarak çalıştıktan sonra çocuk kitaplarına yöneldiniz. “Padişahın Ebrusu” ve “Alev Saçlı Çocuk” gibi erken dönem çalışmalarınıza bugün baktığınızda, o dönemin Huban Korman’ıyla bugünkü arasında en büyük fark ne?

Aslında benim için ilk dönem çalışmalara en iyi örnek, Redhouse’tan çıkan ve Fatih Erdoğan’la birlikte hazırladığımız “Aslı” dizisidir. “Alev Saçlı Çocuk” ve bahsettiğiniz diğer kitaplar daha çok orta dönem çalışmalarım sayılır. Sorunuza gelecek olursak; bugün zamanlama açısından kesinlikle çok daha özgürüm. Ama bir yandan da… biraz daha yorgunum.

Redhouse Kidz’den çıkan son kitabınız “En Güzel Şey”, çocuklara küçük detayların değerini hissettiren bir kitap gibi okunuyor. Bugünün hızlı ve dijital dünyasında çocuklara “güzeli fark etmeyi” anlatmak sizce neden önemli?

Açıkçası bu kitap bir sipariş üzerine doğdu. Doğrudan “güzellik” kavramı üzerine bir çalışma yapmak başlangıçta benim için biraz zorlayıcı oldu. Ancak tam da en güzel şeylerin, bir sonraki nesle aktaracağımız insani ve kültürel değerler olduğu bir dönemden geçiyoruz. Süreci resimlerken yolumu aydınlatan ve bana ilham veren fikir tam olarak bu oldu.

Kendi yazıp resimlediğiniz “Ne Gündü Ama!” ve “Bu Nasıl Timsah?”tan sonra “En Güzel Şey”de daha sade ama daha derin bir anlatım hissediliyor. Yıllar içinde çizgilerinizdeki sessizliği artırdığınızı düşünüyor musunuz?

Sanırım bu durum, tamamen ele alınan konunun kendi doğasından ve getirdiklerinden kaynaklanıyor. Konu derinleşikçe, çizgiler de kendi sessizliğini buluyor.

“Mahrem”in resimli özel baskısında yetişkin edebiyatına görsel bir katman eklediniz. Çocuklar için çizdiğiniz dünyalarda umut, hareket ve mizah hissediliyor; “Mahrem” gibi yetişkin işlerinde ise daha sessiz ve sembolik bir taraf öne çıkıyor. Yetişkin bir romanı resimlerken, çocuk kitaplarında kullandığınız anlatım dilini tamamen geride mi bırakıyorsunuz, yoksa iki dünya arasında gizli bir bağ var mı? Sizce çizgilerinizin gerçek tonu hangisine daha yakın?

Yetişkinler için resimleme yapmak bambaşka bir dünya; bu alanda çok daha özgürsünüz. Anlatımın karanlık, vahşi ya da çirkin olması bir problem yaratmıyor. Oysa çocuk kitaplarında durum çok farklı; orada çocuğu düşündürmek, bilgilendirmek ve ona doğru bir şekilde dokunmak çok büyük önem taşıyor. Bu yüzden çocuklara karşı büyük bir sorumluluğumuz var ve her zaman çok özenli olmak durumundayız. 

Çizgilerimin gerçek tonuna gelirsek; aslında asıl tarzım çocuksu üsluba daha yakın. Oysa ben içten içe biraz daha ciddi ve “karanlık” işler üretmeyi isterdim!

“Kömür Karası Çocuk” ve “Karanlıktan Korkan Mum” gibi kitaplarda karanlık duyguların bile yumuşak bir görsel dille anlatıldığını görüyoruz. Çocuklara zor duyguları aktarmanın en doğru yolu sizce nedir?

Soyut duyguları çocuklara anlatabilmek için en iyi yöntemlerden biri onları karakterize etmektir. Bazen de o duyguyu doğrudan bir renkle sembolize etme yolunu seçiyorum. Bu yöntemler, çocukların duyguyu daha rahat algılamasını sağlarken, o zor duyguyla aralarına güvenli bir mesafe koymalarına da yardımcı oluyor.

“Bu Nasıl Timsah?”ın Bologna Ragazzi Amazing Bookshelf seçkisine girmesi uluslararası alanda da dikkat çekti. Sizce evrensel olan şey hikâye mi, yoksa görsel dil mi?

Kesinlikle her ikisi de! Tabii ki görsel dil çok önemli, ne de olsa adı üzerinde: resimli kitap. Ancak “Bu Nasıl Timsah?” aslında gerçek bir hikayeydi. Hayattaki ayrımcılığı ve genelleştirmeleri çocuklara anlatmanın bir yolu olarak bu hikayeyi seçtim. Gittiğim söyleşilerde çocuklara, “Bu karakter bir timsah değil de tavşan olsaydı ondan korkar mıydınız?” diye soruyorum. Aldığım cevap çok net bir “Hayır!” oluyor. Bu konuda çok eminler. Ön yargılar ve genelleştirmeler olmasa dünya ne kadar güzel ve şaşırtıcı bir yer olurdu, değil mi?

“Çölde Piknik”te çevre ve temiz enerji gibi güncel meseleleri çocuklara anlatıyorsunuz. Çocuk kitaplarının bugün yalnızca hikâye anlatan değil, aynı zamanda toplumsal hafıza kuran işler olduğunu düşünüyor musunuz? Çocuklar için hem yazan hem de çizen bir ressam-yazar olarak, okuyucularımıza karşı görevlerimiz ve sorumluluklarımız nelerdir?

Aslında bizim en önemli görevimiz tam olarak bu: Geleceğimizi en doğru ve en güvenli şekilde inşa etmek! Bir çocuğun zihni şahane ve son derece verimli bir tarla gibidir; ancak ne ekerseniz onu biçeceğiniz bir tarladır. Bu yüzden sanatçılar ve yazarlar olarak çok büyük sorumluluklarımız, çok önemli görevlerimiz var. Ve bu yolda asla pes etmek gibi bir şansımız yok! Gelecek nesillerimizi en doğru, en güvenli ve en aydınlık şekilde büyütmek zorundayız.

Yıllardır çocuklar ve çocuk ruhlu yetişkinler için ürettiğiniz her bir eseriniz için teşekkür ederim. Peki gelecekte bizi hangi projeler bekliyor? Yeni kitaplar veya sergiler üzerine çalışmalarınız var mı?

Şu an zihnimde dönen iki-üç yeni proje var. Fakat yeniden üretmeye başlamadan önce biraz durmak ve şarj olmak gerekiyor; şu sıralar tam olarak o dinlenme aşamasındayım. Bir yandan da çocuklar için özel bir kitap sergisi açmayı çok istiyorum. Kim bilir, belki önümüzdeki yıl 23 Nisan’a yetiştirebilirim.

Son olarak, Huban Korman’ı ve eserlerini tanımlayan 5 kelime nedir?

Çocuk kitapları yazan ve çizen Huban’ı sanırım şu beş kelime çok iyi özetliyor: Muzip, renkli, araştırmacı, dinlemeyi seven ve şefkatli.

Yazar Yazara köşemin konuğu olduğunuz için teşekkür ederim, kitaplar ve renkler hayatımızdan eksik olmasın.

BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu