Böcek kolonileri OVO ile İstanbul sahnesine çıkıyor
Böcek kolonileri OVO ile İstanbul sahnesine çıkıyor
ÇİZGİ ROMAN ESTETİĞİ İLHAM VERDİ
Gösterinin görsel dünyasının yalnızca doğadan değil, moda ve çizgi roman estetiğinden de beslendiğini anlatan Mallet, kostüm tasarımcısı Liz Vandal’ın yaklaşımına dikkat çekti. Mallet’e göre yapımın görsel dili, böcek anatomisiyle haute couture estetiğini aynı sahnede bir araya getiriyor: “OVO ilk yaratıldığında, Liz Vandal yalnızca doğadan değil; haute couture modasından ve süper kahraman estetiğinden de ilham aldı. Her kostüm, hem akrobatik ihtiyaçları hem de böceklerin karakteristik özelliklerini bir araya getirecek şekilde tasarlandı. Ancak Vandal, tüm karakterleri her zaman bir koloni olarak düşündü. Bu nedenle sahnede kostümlerin renkleri bir bütün olarak uyum içinde görünüyor. Ayrıca her kostümde bulunan ortak yansıtıcı detaylar, su hissi yaratan bir etki oluşturuyor.”
Gösteriye yeni karakterlerin de eklendiğini aktaran Mallet, doğanın tasarımlardaki belirleyici rolünü şöyle anlattı: “Doğa, OVO’daki tüm tasarımların tam merkezinde yer alıyor. 2024 yılında gösteriye arılar, bir arı kraliçesi, bir hortumlu böcek ve bir güve gibi yeni karakterler ekledik. Yakından bakıldığında doğadan alınan ilham çok açık biçimde görülebiliyor: Arıların çizmeleri polen taşıyan bacakları çağrıştırıyor, güvenin turuncu-siyah desenleri ve hortumlu böceğin yuvarlak siyah kabuğu doğrudan gerçek dünyadaki karşılıklarından ilham alıyor.”
SPORCU DA VAR SİRK SANATÇISI DA
Gösterinin fiziksel hazırlık sürecinin yoğun bir disiplin gerektirdiğini vurgulayan Mallet, toplulukta dünyanın farklı yerlerinden gelen sanatçıların yer aldığını da anlattı. “Dünyanın dört bir yanından en iyi akrobatlar ve sanatçılarla çalışıyoruz. Birçoğu bu yolculuğa 3, 5, 7 ya da 9 yaşındayken başladı ve hâlâ her gün antrenman yapıyorlar. Bazıları spor kökenli — hatta aramızda bir Olimpiyat sporcusu da var — bazıları üniversite düzeyinde sirk eğitimi aldı ya da geleneksel sirklerden geliyor. Hepsinin ortak noktası ise sanatlarına adadıkları sayısız saatlik çalışma” ifadelerini kullandı.
Topluluğun çok kültürlü yapısının sahneye doğrudan yansıdığını belirten Mallet’e göre yapım, dünya çapında dolaşan büyük bir ekip çalışmasının ürünü. “OVO ile birlikte dünya çapında tam zamanlı seyahat eden 25 farklı ülkeden 100 kişilik bir ekibiz. Buna sahnede göreceğiniz 53 sanatçı da dahil. Gittiğimiz her yerde bu çeşitliliği hissediyoruz; Moğol tarzı kontorsiyondan Brezilyalı müzisyenlere kadar farklı kültürel dokular gösterinin parçası oluyor” diye konuştu.
TRAMBOLİNDEKİ CIRCIR BÖCEKLERİ
Yapımın müziklerinde samba, bossa nova, funk ve elektronik müziğin iç içe geçtiğini söyleyen Mallet, canlı orkestranın performansın ritmini belirleyen temel unsurlardan biri olduğunu kaydetti. “Müzik gösteride çok kritik bir rol oynuyor. İçinde bir vokalistin de bulunduğu 7 kişilik canlı orkestramız, gösteri boyunca sahnedeki aksiyonu birebir takip ediyor. Bu da deneyimi son derece organik ve işitsel açıdan güçlü kılıyor. Her müzik parçası belirli bir performans için özel olarak üretildi ve sizi ekosistemin farklı yönlerine taşıyor; örneğin hava akrobasisindeki kelebeklerin zarif uçuşundan, zıplayan cırcır böceklerinin enerjik trambolin performansına kadar.”
Müziklerin yaratım sürecinde doğanın doğrudan etkili olduğunu belirten Mallet, besteci Berna Ceppas’ın gerçek böcek seslerini kaydederek müziklere dahil ettiğini söyledi. “Müziği şekillendiren iki temel ilham kaynağı vardı: doğa ve Brezilya. OVO’nun müzik bestecisi Berna Cepas, ülkenin dört bir yanındaki geleneksel vurmalı ritimlerden ilham alarak müzikleri besteledi. Hatta ormanda gerçek böcek sesleri kaydetti ve bu sesleri parçalara dahil etti.”
Doğa merkezli yapısıyla yıllar içinde güncelliğini koruyan gösterinin evrensel bir dil kurduğunu söyleyen Mallet, bunun yapımın en güçlü yanlarından biri olduğunu belirtti. “Müzik gibi evrensel dillerin yanı sıra kahkaha, hayranlık duygusu, etkileyici performanslar ve sahnedeki uluslararası yetenekler… Tüm bu unsurlar gösterinin herkese ulaşabilmesini sağlıyor.”

CANLI PERFORMANS ORTAK DENEYİM DEMEK
Sahne sanatlarının giderek dijitalleştiği bir dönemde canlı performansın gücünü koruduğunu vurgulayan Mallet, Cirque du Soleil gösterilerinin temelinde ortak deneyim duygusunun yer aldığını ifade etti. “Teknoloji elbette etkileyici ve eğlence için yeni alanlar açabiliyor. Ancak asla yeniden üretilemeyecek şeyler var: Binlerce insanla aynı anda canlı bir gösteriyi deneyimlemek, güçlü duyguları birlikte yaşamak, birlikte gülmek, o eşsiz anlara tanıklık etmek ve onların bir parçası olmak… Bunun değeri çok farklı. Hepimiz ilk Cirque du Soleil gösterimizi hatırlarız ve o deneyim birçok insanın hayatını şekillendirmiştir. Biz de her gün bunun için çalışıyoruz” dedi.
Yaklaşık 10 yıl sonra Türkiye’ye yeniden gelmekten heyecan duyduklarını belirten Mallet, İstanbul seyircisine şu sözlerle seslendi: “OVO’da herkes için bir şey olduğuna inanıyorum. İster 3 yaşında olun ister 93, gösteri sizi bulunduğunuz yerden yakalıyor. Sahnedeki 53 çok kültürlü sanatçı, üst düzey akrobasi performansları, canlı müzik, komedi, devasa dekorlar ve etkileyici sahne tasarımıyla izleyiciyi bambaşka bir dünyanın içine çekiyor. Seyircinin daha önce hiç yaşamadığı bir deneyim yaşayacağını düşünüyorum ve bu yolculuğu onlarla paylaşmak için sabırsızlanıyoruz.”
“ÇOK KÜLTÜRLÜ YAPI SAHNEYİ GÖKKUŞAĞI GİBİ RENKLENDİRİYOR”
OVO’da “Sivrisinek” karakterini canlandıran sanatçı Emir Buhari, Cyr Wheel performansıyla sahne alacağı eserin yalnızca bir akrobasi gösterisi değil, izleyiciyi renkli bir dünyanın içine çeken özel bir deneyim olduğunu söyledi.
Gösterinin yoğun fiziksel disiplin gerektirdiğini belirten Buhari, genel kondisyonunu korumak için haftalık egzersiz programını disiplinli şekilde sürdürdüğünü ifade etti. İzin günlerinde aktif dinlenmeye önem verdiğini söyleyen sanatçı, “Haftalık tempo oldukça yoğun olduğu için izin günlerimde aktif dinlenmeye özen gösteriyor, kardiyo egzersizleriyle bedenimi zinde tutuyorum. Cirque du Soleil bünyesinde performans sergilemek ciddi bir fiziksel yeterlilik gerektiriyor. Bu nedenle performansımızı sürekli en üst seviyede tutmak zorundayız” dedi.
OVO’nun yaşam döngüsü, dönüşüm ve doğanın enerjisi gibi temaları akrobasiyle iç içe işlediğini söyleyen Buhari, gösterinin her yaştan izleyiciye hitap ettiğini vurguladı: “OVO, yediden yetmişe herkesin kolaylıkla takip edebileceği esprilerle bezeli bir hikâye sunuyor. Anlatı boyunca akrobatik performanslar gösterinin her anına etkileyici bir biçimde işleniyor; hatta zaman zaman imkânsız gibi görünen anlarla seyirciyi derinden etkiliyor.”
Gösterinin 25 farklı ülkeden sanatçıyı bir araya getirmesinin sahne üzerindeki üretime önemli bir katkı sunduğunu belirten Buhari, bu yapıyı “gökkuşağı” benzetmesiyle anlattı. “OVO’nun çok kültürlü yapısı, farklı renklerin birleşerek oluşturduğu bir gökkuşağı gibi sahnede rengârenk bir atmosfer yaratıyor” diyen sanatçı, farklı kültürlerin bir araya gelmesinin gösterinin ruhunu beslediğini söyledi.
OVO’nun seyirci üzerinde bıraktığı etkiye de değinen Buhari, gösterinin izleyiciyi neşe duygusuyla uğurladığını belirtti. Buhari, “OVO gösterisini şahsen izleme fırsatı buldum ve şunu rahatlıkla söyleyebilirim: OVO, izleyicisini mutluluk hissinin zirvesine taşıyan ve onları sıcak bir duyguyla uğurlayan bir yapım. İzleyicilerin salondan neşe ve keyifle ayrılacağına eminim; tabii aksiyon dolu anların heyecanını atlatabilirlerse” diye konuştu.
