Kültür ve sanat emekçilerine yönelik adaletsizlik derinleşiyor

Kültür ve sanat emekçilerine yönelik adaletsizlik derinleşiyor

Özellikle 4/B sözleşmeli sanatçılara yönelik uygulamalar tam anlamıyla bir kâğıt oyununa dönüşmüş durumdadır. Sanatçılar yıl boyunca kesintisiz biçimde çalıştırılmakta ancak Aralık ayında işten çıkarılıp Ocak ayında yeniden işe alınmaktadır. Böylece fiilen bir yıl çalışan emekçiler, kâğıt üzerinde “bir yılı doldurmamış” sayılmaktadır. Bu yöntemle kıdem hakkı, izin hakkı, tazminat ve sosyal güvence gibi temel haklar sistematik biçimde budanmaktadır.

Daha da çarpıcı olan ise bu uygulamanın özel sektörde değil, doğrudan bir kamu kurumu eliyle sürdürülmesidir. Özel sektörde gerçekleştiğinde açık bir hak gaspı ve muvazaa örneği olarak değerlendirilecek bu uygulamalar, sanat emekçileri söz konusu olduğunda devlet eliyle olağanlaştırılmaktadır.

Bir diğer önemli sorun ise “figüran” statüsü altında çalıştırılan sanat emekçilerinin yaşadığı hak kayıplarıdır. Buradaki mesele, figürasyonun sanatsal üretim içindeki yerini küçümsemek değil; sahnede üstlenilen fiilî görev ve sanatsal sorumluluk ile çalışanlara tanımlanan statü arasındaki açık uyumsuzluktur.

Bugün “figürasyon” kapsamında değerlendirilen birçok sanat emekçisi yalnızca sahnenin arka planında yer alan kişiler değildir. Sanat eğitimini tamamlayan bu emekçiler, yoğun prova süreçlerine katılmakta, sahnenin akışında belirleyici roller üstlenmekte, kimi zaman başrol düzeyinde sorumluluk taşıyan performanslar sergilemektedir. Ancak ortaya konulan bu emeğe rağmen ücretlendirme, özlük hakları ve çalışma güvencesi bakımından hâlâ “figüran” statüsü üzerinden değerlendirilmektedir.

Bu durum, aynı sanatsal üretim içinde yer alan emekçiler arasında yapay bir hiyerarşi yaratmakta; sahnedeki gerçek emeğin ve katkının görünmezleşmesine neden olmaktadır. Sorun yalnızca bir unvan meselesi değildir. Mesele; emeğin nasıl tanımlandığı, kimlerin güvencesiz çalışma koşullarına mahkûm edildiği meselesidir.

Sanatsal üretimin asli bir parçası olan bu emekçilerin düşük ücret, sınırlı özlük hakkı ve güvencesiz çalışma koşulları içinde çalıştırılması kabul edilemez. Kültür ve sanat alanında ihtiyaç duyulan şey; statü farklılıkları üzerinden değersizleştirme değil, sahnedeki gerçek emeği esas alan adil ve eşit bir çalışma düzenidir.

Kadrolu sanatçılar açısından da tablo farklı değildir. Maaşlara eklenen seyyanen ödemeler ve çeşitli ek gelirler emekli maaşı hesabına dahil edilmediği için sanatçılar emeklilikte ciddi bir gelir kaybıyla karşı karşıya kalmaktadır. Yıllarını sahneye, eğitime ve sanatsal üretime vermiş emekçiler, emeklilik dönemlerinde yoksulluk riskiyle baş başa bırakılmaktadır.

Kültür ve sanat kurumları; güvencesiz, parçalı ve piyasacı çalışma modelleriyle ayakta tutulamaz. Sanat kurumları şirket değildir; sanat emekçileri de geçici ve esnek iş gücü olarak görülemez.

Taleplerimiz nettir:

4/B sözleşmeli sanatçıların yıl sonunda işten çıkarılıp yeniden işe alınması uygulamasına derhal son verilmelidir.

Aynı işi yapan sanatçılar arasındaki statü ayrımları kaldırılmalıdır.

“Figüran” statüsü altında çalışan sanat emekçilerinin fiilî görev tanımları esas alınmalı; çalışma koşulları, ücretlendirme ve özlük hakları buna göre yeniden düzenlenmelidir.

4/B sözleşmeli olarak göreve başlayan sanatçılara yıllar boyunca yaratılan kadro beklentisi karşılıksız bırakılmamalı; güvenceli istihdam sağlanmalıdır.

Seyyanen ödemeler ve tüm ek gelirler emeklilik hesaplamalarına dahil edilmelidir.

Kültür ve sanat emekçileri için güvenceli çalışma esas olmalıdır.

Sanat emekçileri yalnız değildir.

Güvencesizliğe, hak gaspına ve emeğin görünmezleştirilmesine karşı mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz.

Çünkü sanat; yalnızca sahnedeki alkışlarla değil, o alkışları mümkün kılan emekle var olur.

BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu