Vatikan’dan kölelik itirafı, Papalık, sömürüye zemin hazırladı
Papa 14. Leo’nun yayımladığı “Magnifica Humanitas” başlıklı ilk büyük papalık mektubu uluslararası tartışma yarattı. Papa 14. Leo, Katolik Kilisesi’nin kölelik karşısındaki tarihsel rolü nedeniyle ilk kez açık biçimde özür dileyerek “Kilise adına içtenlikle af diliyorum” ifadelerini kullandı. Papa, Vatikan’ın köleliğin “insanlık dışı niteliğini” kabul etmekte yüzyıllarca geciktiğini belirtti. Açıklama, özellikle Avrupa sömürgeciliği ve Atlantik köle ticaretindeki kilisenin rolünü yeniden gündeme taşıdı.
Papa 14. Leo, Vatikan’ın kölelik ve sömürgecilik tarihindeki etkisi dolayısıyla özür diledi. Verili tarih Vatikan fermanlarıyla meşrulaştırılan düzenin asırlar boyunca yıkım, katliam ve kölelik yarattığını açıkça gözler önüne seriyor. (Vatikan Arşiv)
FERMANLARLA MEŞRULAŞAN KÖLELİK
Vatikan’ın kölelik sistemini meşrulaştıran en kritik adımlarından biri 1452 yılında Papa V. Nicholas tarafından yayımlanan “Dum Diversas” isimli papalık fermanı oldu. Cambridge History of Africa ve Oxford Reference kaynaklarına göre bu belgeyle Portekiz Krallığı’na “Hristiyan olmayan halkları işgal etme, boyunduruk altına alma ve sonsuz köleliğe mahkum etme” yetkisi tanındı. Üç yıl sonra yayımlanan “Romanus Pontifex” fermanı ise Afrika kıyılarındaki sömürgeci genişlemeyi dini açıdan meşrulaştırdı. Tarihçiler bu belgelerin daha sonra “Doctrine of Discovery – Keşifler Doktrini” olarak adlandırılan sömürge hukukunun temelini oluşturduğunu belirtiyor. Bu doktrin, Avrupalı güçlerin Afrika ve Amerika kıtalarındaki toprakları “keşfedilmiş boş alanlar” olarak tanımlamasına ve yerli halkların egemenlik haklarını yok saymasını meşru kıldı.
KITALARI KANA BULAYAN SÖMÜRGECİLİK
UNESCO Slave Route Project verilerine göre 16. ve 19. yüzyıllar arasında yaklaşık 12 ila 15 milyon Afrikalı zorla Atlantik üzerinden taşındı. Bu sistemin ekonomik merkezinde Avrupa sömürgeciliği bulunurken, dini meşruiyet zemini büyük ölçüde Papalık tarafından sağlandı. Portekiz ve İspanya başta olmak üzere Avrupa monarşileri, Afrika’daki köle ticaretini “Hristiyanlaştırma misyonu” söylemiyle savundu. Latin Amerika’da ise İspanyol sömürge sistemi yerli halkların kitlesel ölümüne yol açtı. Bartolome de las Casas gibi bazı rahipler yerli halkların uğradığı katliamları eleştirse de kilise kurumsal olarak sömürge düzenine karşı net tavır almadı. Haiti, Peru, Meksika ve Brezilya’daki plantasyon ekonomileri milyonlarca köleleştirilmiş insanın emeği üzerine kuruldu.
Sömürgecilik tarihine eleştirel bakan düşünürlere göre Avrupa hakimiyetini yalnızca güçle değil, din, kültür ve hukuk ile de kurumsallaştırdı. (Shutterstock)
ETKİLERİ HALEN SÜRÜYOR
Tarihçiler, “Keşifler Çağı” olarak anılan dönemin yalnızca coğrafi keşif değil, aynı zamanda Avrupa merkezli emperyalist genişleme süreci olduğunu vurguluyor. Edward Said, Frantz Fanon ve Samir Amin gibi düşünürlerin analizlerine göre Avrupa sömürgeciliği yalnızca askeri güçle değil; din, kültür ve hukuk mekanizmalarıyla da kurumsallaştı. Özellikle Katolik misyoner ağları, sömürgeci yönetimlerin yerli halklar üzerindeki kontrolünü güçlendiren yapılardan biri haline geldi. Congo Free State, Peru’daki encomienda sistemi ve Brezilya’daki şeker plantasyonları gibi örnekler, dini söylem ile ekonomik sömürü arasındaki bağı gözler önüne serdi. Latin Amerika’yı ele alan araştırma eserlerinde sömürgecilik ve kölelik sisteminin tarihsel sonuçlarının halen şiddetli şekilde sürdüğüne vurgu yapılıyor.
[email protected]
Kaynak: Web Özel