Uzayda “çıplak ve dev” bir canavar keşfedildi!
Gök bilim dünyası, uzay zamanın derinliklerinden gelen ve bilinen tüm astrofizik yasalarını meydan okuyan bir keşifle çalkalanıyor. James Webb Uzay Teleskobu (JWST) ile evrenin henüz şimdiki yaşının yüzde 5’indeyken var olan antik bir yapıyı inceleyen uluslararası bir araştırma ekibi, ev sahibi galaksisinden daha yaşlı ve kütle olarak ondan çok daha baskın devasa bir kara delik tespit etti.
“Küçük Kırmızı Nokta” (Little Red Dot) olarak sınıflandırılan ve Abell2744-QSO1 adı verilen bu sıra dışı gök cismi, bilim insanlarına göre evrenin erken dönemine dair tüm bildiklerimizi çöpe attırabilir.
UZAY-ZAMAN BÜKÜLDÜ, DEV BÜYÜTEÇ DEVREYE GİRDİ
Normal şartlarda sadece 1.300 ışık yılı genişliğinde olan bu mikro yapıyı milyarlarca ışık yılı uzaktan detaylıca incelemek imkansızdı. Ancak doğa, gök bilimcilere kozmik bir laboratuvar sundu. “Pandora’nın Kümesi” olarak da bilinen devasa galaksi kümesi Abell 2744’ün yarattığı kütleçekimsel merceklenme etkisi devreye girdi.
Devasa kümenin kütlesi uzay-zamanı bükerek arkasındaki bu uzak yapıyı dev bir büyüteç gibi büyüttü ve gökyüzünde üç ayrı kopya halinde görüntüledi. Bu doğal teleskop etkisi sayesinde JWST, nesneyi doğrudan ve net bir şekilde analiz etmeyi başardı.
KLASİK OLUŞUM SENARYOLARI GEÇERSİZ KALDI
Cambridge Üniversitesi Kavli Kozmoloji Enstitüsü’nden Ignas Juodžbalis ve Roberto Maiolino liderliğindeki ekip, teleskobun NIRSpec (Yakın Kızılötesi Spektrograf) enstrümanını kullanarak kara deliğin çevresindeki gaz üzerindeki kütleçekimsel etkiyi haritalandırdı. Doğrudan yapılan ölçümler, kara deliğin tam 50 milyon güneş kütlesi büyüklüğünde olduğunu ortaya koydu.
Asıl şok edici veri ise kütle oranlarında gizliydi: Bu devasa yapı, içinde bulunduğu galaksinin toplam kütlesinin en az üçte ikisini (yaklaşık yüzde 66) tek başına oluşturuyordu. Günümüz evrenindeki galaksilerde merkezi kara delikler, ev sahibi galaksinin kütlesinin yalnızca devede kulak kalan çok küçük bir kesrini oluştururken, bu antik nesnenin galaksinin kendisini kütlece geride bırakması tüm galaksi oluşum teorilerini altüst etti.
“ÇIPLAK BİR KARA DELİK” İLE KARŞI KARŞIYAYIZ
Astrofizik dünyasında kabul gören klasik teoriye göre; önce galaksiler ve yıldızlar oluşur, ömrünü tamamlayan dev yıldızlar çökerek küçük kara delikleri doğurur ve bu kara delikler zamanla çevresindeki maddeleri yutarak süper kütleli hale gelirdi. Yani galaksi, kara deliğin “annesi” ve besin kaynağıydı.
Ancak Abell2744-QSO1’de durum tamamen farklı. Yapılan spektral analizlerde, bölgedeki gaz bileşiminin neredeyse tamamen saf hidrojen ve helyumdan oluştuğu; oksijen gibi yıldız artığı ağır elementlerin oranının Güneş’inkinden yüzde 0,5 daha az olduğu tespit edildi. Araştırmacılar, bu yapıyı henüz hiçbir yıldız sürecinden geçmemiş, doğrudan Büyük Patlama’nın ardından kendi içine çökerek meydana gelmiş “neredeyse tamamen çıplak bir kara delik” olarak tanımlıyor.
ASTROFİZİKTE YENİ BİR DÖNEM BAŞLIYOR
Saygın bilim dergileri Nature ve Monthly Notices of the Royal Astronomical Society’de yayımlanan iki ayrı makaleyle duyurulan bu keşif, evrenin ilk büyük yapılarının tahmin edilenin aksine galaksiler değil, doğrudan devasa kara delikler olabileceğini gösteriyor.
Uzmanlar, bu bulgunun kara deliklerin oluşum ve büyüme senaryolarının tamamen yeniden yazılmasını gerektiren bir paradigma değişimi (eksen kayması) olduğunu belirtiyor. Maddenin yıldız çöküşü aşamasından geçmeden, Büyük Patlama sonrasındaki doğrudan yoğunluk farklarıyla kendi içine çökerek bu devasa “ilksel” yapıları oluşturmuş olma ihtimali, önümüzdeki on yılın en büyük kozmik araştırma başlığı olmaya aday.