İspanyol aktvist, Ben Gvir’in kendilerine ne söylediğini açıkladı
Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Özgürlük Filosu’nun İsrail güçleri tarafından durdurulmasının ardından sınır dışı edilen aktivistlerden Santiago González Vallejo, İstanbul’da yaşadıklarını anlattı.
İspanyol aktivist, RTVE Noticias’a verdiği röportajda, İsrail’de alıkonuldukları sırada fiziksel şiddete maruz kaldıklarını, uzun süre kelepçe benzeri plastik bağlarla tutulduklarını ve saatlerce diz üstü bekletildiklerini iddia etti. González, kronik rahatsızlığı için kullandığı ilaçlara da el konulduğunu söyledi.
Ben-Gvir’in sözleri tepki çekti
González’in en dikkat çeken iddiası, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in gözaltındaki aktivistlerin yanına kameralar eşliğinde gelmesi oldu.
İspanyol aktivist, Ben-Gvir’in yaklaşık 80 kişinin tutulduğu alanda kendilerine hakaret ettiğini belirterek, “Bize ‘Filistin yok, Gazze yok’ dedi. Hepimizi ‘terörist’ ya da ‘terörist dostu’ olmakla suçladı” ifadelerini kullandı.
González’e göre bu sözlerin ardından aktivistlere yönelik baskı daha da arttı.
“15 saat tuvalete gitmeme izin verilmedi”
Santiago González, İsrail güçleri tarafından alıkonuldukları süreçte temel ihtiyaçlarının engellendiğini ileri sürdü.
Kendi anlatımına göre, gözaltı sürecinden uçağa bindirilene kadar yaklaşık 15 saat boyunca tuvalete gitmesine izin verilmedi. Kronik hasta olduğunu belirten González, ilaçlarının atıldığını ve taleplerine rağmen kendisine geri verilmediğini söyledi.
Aktivist, “Kaburgalarımda ve dizlerimde darbelerden dolayı morluklar var. Uzun süre çok rahatsız bir pozisyonda yerde bekletildik. Yürürken ve merdiven çıkarken ağrım oluyor ama psikolojik olarak iyiyim” dedi.
“Neredeyse herkes kötü muamele gördü”
Röportajda, filodaki İspanyol aktivistlerin gördüğü muamele de gündeme geldi. González, 44 İspanyol aktivistin “neredeyse tamamının” kötü muameleye maruz kaldığını savundu.
İspanyol aktiviste göre aktivistler tekneden çıkarıldıktan sonra gümrük merkezine taşınırken darbedildi. González, “Kaburgalara yumruk, tekme… Sonra bu giderek arttı. Bizi uzun süre diz üstü beklettiler. Başımı yere doğru bastırdılar” iddiasında bulundu.
González, filoda yer alan bazı aktivistlerin durumunun daha ağır olduğunu da iddia etti. Belçikalı bir kaptanın darbelere bağlı olarak hastaneye kaldırıldığını, bir kadın kaptanın ise teknede plastik mermiyle bacağından yaralandığını söyledi.
Aktivistin anlatımına göre bazı yaralıların tedavisi İsrail’de yetersiz kaldı; Türkiye’ye geldikten sonra daha ciddi tıbbi müdahale yapıldı.
SUMUD Filosu, Gazze’ye deniz yoluyla insani yardım ulaştırmayı ve İsrail’in bölgeye uyguladığı ablukaya dikkat çekmeyi amaçlıyordu.
González, yardım yükünün sembolik düzeyde olduğunu belirtirken, asıl hedeflerinin Gazze’deki abluka ve insani yardım girişlerinin İsrail’in izinlerine bağlı kalmasına dikkat çekmek olduğunu söyledi.
Aktivist, filonun üç temel amacı olduğunu belirtti: İsrail’in cezasızlık algısını görünür kılmak, Gazze’ye insani yardımın yetersizliğine dikkat çekmek ve Avrupa hükümetleri üzerinde siyasi baskı oluşturmak.
“Filo devam edecek”
González, yaşananlara rağmen Gazze’ye yönelik filo girişimlerinin süreceğini söyledi. Aktivist, “Filistin bir slogan ya da tarihi bir fotoğraf değil, yaşayan bir halktır. İnsan haklarını savunmak bir zorunluluktur” ifadelerini kullandı.
İspanyol aktivist, yeni filolara katılmaya devam edeceğini belirterek, uluslararası toplumun sadece açıklama yapmakla yetinmemesi, yaptırım ve siyasi baskı mekanizmalarını devreye sokması gerektiğini savundu.
Avrupa’ya eleştiri: “AB ve NATO neredeydi?”
González, röportajında Avrupa Birliği ve NATO’ya da tepki gösterdi. Filodaki gemilerin Avrupa bağlantılı olduğunu ve rotanın açık şekilde bilindiğini belirten aktivist, buna rağmen AB veya NATO tarafından caydırıcı bir önlem alınmadığını söyledi.
Aktivist, “Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğü çok konuşuluyor ama Gazze ablukasını hafifletmek için deniz hukukundan ve serbest geçişten söz edilmiyor” diyerek çifte standart eleştirisinde bulundu.