Fail çoğu kez evin içinde, yıkımın adı çocuk istismarı

Çocuklara yönelik cinsel istismar, Türkiye’nin en ağır toplumsal sorunlarından biri olmaya devam ediyor. İstismar vakalarının ardından ortaya çıkan ruhsal yıkım ise Kocaeli Üniversitesi’nde yürütülen kapsamlı araştırmayla bir kez daha gözler önüne serildi. Çocuk psikiyatri travma polikliniğinde 2020 ile 2025 yılları arasında takip edilen 85 mağdurun verilerinin incelendiği çalışmada, cinsel istismarın çocukların ruhsal dünyasında ağır ve kalıcı izler bıraktığı belirlendi. Araştırmada mağdur çocukların neredeyse tamamına istismar sonrası en az bir psikiyatrik tanı konulduğu, en sık görülen sorunun ise travma sonrası stres bozukluğu olduğu saptandı. Çalışmanın en çarpıcı bulgularından biri de vakaların neredeyse yarısında istismar kaynağının aile içinden olması oldu.


Araştırmanın en sarsıcı sonuçlarından biri, istismarın kaynağına ilişkin veriler oldu. İncelenen 85 vakanın 41’inde, yani yüzde 48,2’sinde istismar kaynağının aile içinden biri olduğu belirlendi. 38 vakada, yüzde 44,7 oranında failin aile dışından geldiği tespit edildi.

YAŞ ORTALAMASI 14

“Bir Üniversite Hastanesi Çocuk Psikiyatri Bölümü Özelleşmiş Travma Polikliniğinden Takip Edilen Cinsel İstismar Mağduru Hastaların Sosyodemografik Verileri ve İstismar Kaynağının İncelenmesi” başlıklı araştırma, Kocaeli Üniversitesi’nden Arş. Gör. Dr. Ozan Emre Aslan, Dr. Arş. Gör. Muhammed Furkan Tanır, Sosyal Çalışmacı Yunus Dursun ve Doç. Dr. İrem Damla Çimen tarafından gerçekleştirildi. Araştırmaya dahil edilen 85 çocuğun 80’inin kız çocuk, 5’inin erkek çocuk olduğu belirlendi. Buna göre mağdurların yüzde 94,1’ini kız çocukları oluşturdu. Çocukların yaş ortalaması 14,19 olarak hesaplanırken, vakaların 9’unun 5-11 yaş, 76’sının ise 12-18 yaş aralığında olduğu saptandı.

YALNIZ PARÇALANMIŞ AİLELER DEĞİL

Araştırmada istismara uğrayan çocukların aile yapıları da ayrıntılı biçimde incelendi. Verilere göre mağdur çocukların yüzde 59,2’sinin anne ve babasının birlikte yaşadığı belirlendi. Çocukların yüzde 21,1’inin ebeveynlerinin boşanmış ya da ayrı olduğu, yüzde 19,7’sinde ise anne veya babadan birinin yaşamını yitirdiği kayda geçti. Bulgular, cinsel istismarın yalnızca parçalanmış aile yapılarıyla sınırlı bir sorun olmadığını ortaya koydu. Ebeveynlerin yaş ve çalışma durumlarına ilişkin veriler de araştırmada yer aldı. Annelerin yaş ortalaması 41,8, babaların yaş ortalaması ise 45,5 olarak belirlendi. Annelerin yüzde 36’sının, babaların ise yüzde 98,6’sının bir işte çalıştığı saptandı.

ÇOĞU İLKOKUL MEZUNU

Araştırmada ebeveynlerin eğitim düzeyleri de değerlendirildi. Buna göre annelerin yüzde 45,1’inin, babaların ise yüzde 38,7’sinin ilkokul mezunu olduğu belirlendi. Travma polikliniğinde takip edilen mağdur çocukların kayda değer bir bölümünün düşük eğitim düzeyine sahip ailelerden geldiği görüldü.

RUHSAL BOZUKLUK ÖYKÜSÜ

Çalışmada dikkat çeken başlıklardan biri de ailelerdeki psikiyatrik hastalık öyküsü oldu. Mağdur çocukların yüzde 51,9’unun ailesinde en az bir bireyde ruhsal bozukluk tanısı bulunduğu saptandı. Çocukların yüzde 16,7’sinin kardeşlerinde de psikiyatrik sorunlar tespit edildi. Araştırma sonuçları, istismara maruz kalan çocukların önemli bir bölümünün ruhsal yükün yüksek olduğu aile ortamlarında yaşadığını gösterdi.

PSİKİYATRİK TANI KONULDU

Araştırmanın en çarpıcı verileri, istismar sonrası ortaya çıkan psikiyatrik tabloya ilişkin oldu. Travma polikliniğinde takip edilen 85 çocuktan 84’üne, başka bir ifadeyle yüzde 98,8’ine en az bir ruhsal bozukluk tanısı konuldu. En sık görülen tanı yüzde 70,6 ile travma sonrası stres bozukluğu olurken, yüzde 52,9 oranında majör depresif bozukluk saptandı. Çocukların yüzde 32,9’unda ise kendine zarar verme davranışı tespit edildi. Bu bulgular, cinsel istismarın çocuklarda yalnızca olay anıyla sınırlı kalmayan; yoğun kaygı, çökkünlük, yeniden yaşantılama, içe kapanma ve kendine zarar verme gibi ağır ruhsal sonuçlara yol açtığını ortaya koydu.

Fail çoğu kez evin içinde, yıkımın adı çocuk istismarı - Resim : 2
Kocaeli Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından yürütülen çalışmanın sonuçları; mağdur çocuklarda ağır psikiyatrik tanı oranlarının yüksekliğine, aile içi istismar oranının dikkat çekici boyuta ulaşmasına ve ergen yaş grubunun belirgin biçimde öne çıkmasına işaret etti.

FAİL AİLE İÇİNDEN

Araştırmanın en sarsıcı sonuçlarından biri, istismarın kaynağına ilişkin veriler oldu. İncelenen 85 vakanın 41’inde, yani yüzde 48,2’sinde istismar kaynağının aile içinden biri olduğu belirlendi. 38 vakada, yüzde 44,7 oranında failin aile dışından geldiği tespit edildi. 6 vakada ise çocukların hem aile içinden hem de aile dışından kişiler tarafından istismara maruz kaldığı kayda geçti. Tedavi süreçlerine ilişkin veriler de araştırmada yer aldı. Mağdur çocukların yüzde 49,4’üne ilk aşamada sertralin etken maddeli ilaç başlandığı belirlendi. Sertralinin depresyon, anksiyete bozuklukları ve travma sonrası stres belirtilerinin yönetiminde kullanıldığı kaydedildi.

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu