Emekli yoksul, mutsuz ve iş kuyruğunda: Borçla yaşam devam ediyor!

Emekli yoksul, mutsuz ve iş kuyruğunda: Borçla yaşam devam ediyor!

DEVLET YETERLİ GÜVENCE SAĞLAMIYOR

Rapora göre, sosyal güvenlik sistemindeki yapısal dönüşümler ve yüksek enflasyon, emekli aylıklarını sistemli bir şekilde eritti. 2003 yılında ortalama bir emekli aylığı asgari ücretin yüzde 36 üzerindeyken, 2025 yılına gelindiğinde bu tablo tersine döndü ve ortalama aylıklar asgari ücretin altına geriledi. 400 emekli üzerinde yapılan araştırmada, katılımcıların yüzde 78’i devletin emeklilere yeterli güvence sağlamadığını düşündüğünü belirtti.

ÇALIŞAN EMEKLİ ORANI AKP DÖNEMİNDE YÜZDE 29,1 ARTTI

Araştırmanın en sarsıcı bulgularından biri, emeklilerin işgücü piyasasından çekilememesidir. AKP döneminde emekli olduktan sonra çalışmaya devam edenlerin oranı 29,1 yüzde puan artış gösterdi. 2002 yılında çalışan veya iş arayan emeklilerin oranı yüzde 36,6 iken, bu oran 2024 sonunda yüzde 65,7’ye fırlamış durumdadır. Yaklaşık 8 milyon emekli, eksik kalan gelirini tamamlamak için kayıt dışı, güvencesiz ve çoğu zaman mesleki vasfının altındaki işlerde ter dökmeye devam ediyor.

ÇALIŞMANIN TEMEL NEDENİ: GEÇİNMEK

Araştırmada, çalışan emeklilerin işgücüne katılma gerekçesi “geçim zorunluluğu” olarak öne çıktı. Katılımcıların yüzde 89,4’ü, emeklilik sonrası çalışma veya iş arama davranışlarının temel nedeninin geçim zorunluluğu olduğunu ifade etti. Katılımcıların yüzde 89’u çalışmadan temel ihtiyaçlarını karşılayamayacağını belirtirken, emekliler için geçim baskısının gündelik yaşamı doğrudan belirleyen bir zorunluluk haline geldiği kaydedildi.

Emekli aylıklarının açlık sınırı altında kaldığı ve yaşam maliyetinin katlandığı bu dönemde, emekli aylığı arttığında çalışmayı bırakacağını söyleyen emeklilerin oranı yüzde 76 oldu. Emekli aylığı ve çalıştığı iş dışında düzenli bir ek geliri olanların oranı ise yüzde 27,3’te kaldı. Rapora göre, aylık toplam gelir düzeyi en yüksek oranla 28 bin ila 35 bin TL arasında değişirken, emekli aylıklarının çoğunlukla 19 bin 500 ila 21 bin 999 TL bandında olduğu görüldü.

EV ALMAK EMEKLİ İÇİN HAYAL OLDU

Temel ihtiyaçların başında gelen barınma krizi; artan kira ve konut fiyatlarıyla derinleşirken, araştırma yaşanan bu krizi de gözler önüne serdi.

Ev sahibi olan emeklilerin yüzde 50,7’si konutunu 2008 öncesi dönemde edindiğini söylerken, katılımcıların yüzde 30,5’i kiracı olarak yaşadığını belirtti.

TEK BAŞINA YAŞAM MÜCADELESİ

“Hanede kaç kişi çalışıyor?” sorusuna katılımcıların yüzde 58,1’i kendisi dışında çalışan kimse olmadığını, yüzde 29,3’ü ise hanesinde kendisi dışında bir kişinin daha çalıştığını söyledi.

Emekli maaşındaki değer kaybını bir katılımcı şu sözlerle özetledi: “Yedi sene önce emekli maaşımla iki tane cumhuriyet altını alabiliyordum, şimdi bir tane bile alamıyorum. Cebimdeki o iki altından biri, kimse elini cebime sokmadan buharlaştı. Çalındı da diyebilirsin, buharlaştı da.”

Emeklilerin yüzde 66,3’ü borç yükü altında yaşarken, bu borcun niteliği durumun vahametini artırıyor. Borçlu olanların yüzde 98,6’sı kredi kartına sığınmış durumda. Daha da dikkat çekici olanı, her dört emekliden birinin yani yüzde 25’i esnaf, arkadaş veya akraba gibi kayıt dışı kanallardan borçlanarak hayata tutunmaya çalışmasıdır. Kurumsal finansmana erişemeyen emekli, “eş dost yardımıyla” ayakta kalmaya çalışıyor.

BEKLENMEDİK KRİZLERE HAZIRSIZLIK

Acil bir durumda 20 bin TL gibi bir meblağı bir ay içinde bulamayacağını söyleyenlerin oranı yüzde 47 oldu. Beklenmeyen masrafları karşılayamayanların oranının yüzde 57,4 olması, emeklilerin çoğunluğunun sağlık sorunları veya ev kazaları gibi öngörülemeyen durumlarda tamamen savunmasız kaldığını kanıtladı.

SOSYAL İZOLASYON VE YAŞAM MEMNUNİYETİNDE ÇÖKÜŞ

Ekonomik kriz emeklileri sosyal alanda da vurdu. Katılımcıların yüzde 75,8’i maddi imkânsızlıklar nedeniyle herhangi bir sosyal etkinliğe katılamadığını belirtirken, “Acil bir durumda yardım isteyebileceğim biri var” diyenlerin oranının yüzde 47’de kalması, toplumsal dayanışma mekanizmalarının aşındığını gösterdi. Ayrıca, katılımcıların yüzde 56’sı sağlık hizmetlerine erişemediğini, yüzde 52,9’u ise ısınma giderlerini karşılayamadığını ifade etti. Bu tablo sonucunda emeklilerin yüzde 47,3’ü hayatından genel olarak memnun olmadığını dile getirdi.

EMEKLİ YOKSULLUĞU GÖRÜNMÜYOR 

Prof. Dr. Kömürcü, emekli yoksulluğunu ortaya koran araştırmasını değerlendirmesinde, emekli yoksulluğu sorununun hak ettiği ilgiyi görmediğini belirterek emekli yoksulluğunun günümüz Türkiye’sinde sanıldığından çok daha yaygın bir sorun olduğunu ifade etti.

“Emeklilik artık emeklilik olmaktan çıkmış durumda. İnsanlar emekli oluyor ama çalışma hayatına son verip yeni bir yaşam evresine geçemiyor. Geçinmek için, temel ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmaya devam etmek zorunda kalıyor. Bu sorun sadece emeklilerle ilgili bir sorun değil. Türkiye’nin hızla yaşlanan nüfusu da göz önünde bulundurulduğunda bugünün çalışanları geleceğin emeklileri için de emekliliğin anlamını yitirdiği yarınlar bizi bekliyor” dedi.

Emeklinin yalnızca emekli aylıklarının, alım gücünün düşmesi üzerinden algılamamak gerektiğini belirten Kömürcü, konuşmasına şu ifadelerle devam etti:

“Çok boyutlu bir yoksullaşma süreci olduğunu bu araştırma açık bir şekilde ortaya koyuyor. Emekli aylıklarının iktidar tarafından bilinçli bir biçimde değersizleştirilmesi apaçık bir sorun. Ancak bununla birlikte borçluluk, barınma krizi, sosyal hayattan dışlanma, sağlık ve bakım kaygıları ve belki de en önemlisi emekli yoksulluğunun kadınlar açısından eşit bir biçimde yaşanmadığını da görmek gerekiyor. Çalışma yaşamı esnasında kadın çalışanların bakım emeği nedeniyle, sigortasız, düşük ücretli çalıştırma nedeniyle, iş hayatına ara vermek nedeniyle sonradan emekliliğe çok daha dezavantajlı bir biçimde giriş yaptığını bunun da emeklilikteki yoksulluğu tecrübe etme biçimini radikal bir biçimde etkilediğini araştırmada açıkça görüyoruz. Bugünden emekli yoksulluğuna dair bu bulgular dikkate alınıp bütünlüklü bir emeklilik rejimi reformu uygulanmazsa önümüzdeki 10 yıl içinde sorunlar hem daha da yaygınlaşacak ve derinleşecek, hem çözümü giderek imkânsızlaşacak hem de emekliler önemli bir siyasal kategori olarak siyaset içinde belirleyici bir güç haline gelecektir.”

BirGün'e Omuz Ver BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu