Tek başına geçim kıskacı

Tek başına geçim kıskacı
Bu hanelerin yüzde 80’inden fazlası ise anne ve çocuktan oluşuyor. Sayıları 3,5 milyonu bulan tek ebeveynli aileler, hem ekonomik hem de sosyal açıdan toplumun en kırılgan kesimlerden biri olarak öne çıkıyor.
Veriler, bakım yükünün kadınları çalışma yaşamından sistematik biçimde dışladığını ortaya koyuyor. Türkiye’de kadınların genel işgücüne katılım oranı yüzde 35,8 seviyesindeyken annelerde bu oran yüzde 27’ye kadar düşüyor. Bekar Anneler Derneği’nin verilerine göre ise tek başına çocuk büyüten annelerde sürdürülebilir istihdam oranı yalnızca yüzde 10 seviyesinde. Bu tablo çocuk yoksulluğuna da doğrudan yansıyor. Tek ebeveynli hanelerde çocuk yoksulluğu oranının, iki ebeveynli hanelere göre yaklaşık üç kat fazla olduğu hesaplanıyor.
Bugünün BirGün’ü
Kadınların çalışma hayatında kalma süreleri de bu eşitsizliği gözler önüne seriyor. 2024 verilerine göre erkekler ortalama 39,7 yıl çalışma yaşamında kalabilirken kadınlarda bu süre 20,7 yıla kadar geriliyor. Kadınlar işte kalabilme, çocuk sonrası işe dönebilme ve hak kaybı yaşamadan çalışma hayatını sürdürebilme konusunda da ciddi engellerle karşılaşıyor.
Özellikle küçük çocuk sahibi kadınların istihdam oranlarındaki uçurumu TÜİK verileri de doğruluyor. Hanesinde 3 yaşın altında çocuğu bulunan 25-49 yaş grubunda erkeklerin istihdam oranı yüzde 90,4 olurken kadınlarda oran yalnızca yüzde 26,9’da kalıyor.
TÜİK’in son yayımladığı ‘İş ve Aile Yaşamının Uyumu’ araştırması da bakım emeğinin kadınlar açısından uzun süreli istihdam kaybına dönüştüğünü gösteriyor. Çocuk bakımı nedeniyle işe ara veren erkeklerin neredeyse tamamı bir aydan kısa sürede çalışma yaşamına geri dönerken kadınların önemli bölümü aylar, hatta yıllar süren kopuşlar yaşıyor. Araştırmaya göre çocuk bakımı nedeniyle işe ara veren kadınların yüzde 48,5’i 2 ila 6 ay, yüzde 25,3’ü 6 ay ila 1 yıl, yüzde 12,7’si 1 ila 3 yıl, yüzde 5’i ise 3 yıldan uzun süre çalışma hayatından uzak kalıyor.
EBEVEYN ODAKLI BAKIM ŞART
CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, kadın istihdamındaki eşitsizliklerin ve tek başına bakım veren annelerin yaşadığı yapısal sorunların araştırılması amacıyla TBMM’ye araştırma önergesi sundu. Önergede kadınların işgücüne katılım oranlarının artırılması, bakım yükü nedeniyle çalışma yaşamından dışlanan kırılgan grupların desteklenmesi ve tek ebeveynli annelere yönelik alternatif bakım politikalarının geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. Karaca, bakım krizi ile kadın istihdamı arasındaki ilişkinin sosyal politika perspektifiyle ele alınması gerektiğine dikkat çekerek, ‘tek başına bakım veren annelere yönelik ebeveyn odaklı bakım politikalarının araştırılması’ amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulması talebinde bulundu.
Araştırma önergesinde ayrıca kadın istihdamının önündeki engellerin kaldırılması, işgücünde kalma sürelerinin artırılması ve risk altındaki kırılgan grupların çalışma hayatına kalıcı katılımının sağlanması için disiplinlerarası çalışmalar yürütülmesi gerektiği ifade edildi.


***
BAKIM YÜKÜ KADININ SIRTINDA
Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, bakım yükünün ve ev içi emeğin kadınların sırtına yüklenmesine neden oluyor. Tüm sistem annelerin aleyhine işliyor; kadınlar iş yaşamının dışına itilerek ev içinde ücretsiz, güvencesiz emeğe ve yoksulluğa mahkûm ediliyor. “Aile ve Nüfus 10 Yılı” söylemiyle gerici politikalar eşliğinde evlere hapsedilmek istenen kadınlar için iktidarın biçtiği yaşam, kamusal alanda ücretli emek yerine ev içinde ücretsiz emek oluyor. Hem tek ebeveynli hem de iki ebeveynli hanelerde, sosyal destek mekanizmalarından yoksun bırakılan kadınlar ev içi işleri adeta sırtlarında bir kambur gibi taşımaya zorlanıyor. Kamusal kreş olanaklarının yetersizliği tartışılırken özel sektörde kreş açılması için aranan “150 kadın çalışan” şartı da eşitsizliği derinleştirerek çocuk bakımının kadının sorumluluğu olduğu anlayışını pekiştiriyor. TÜİK verilerine göre çocuk bakım sorumluluğu bulunan çalışanların yüzde 83’ü, çeşitli nedenlerle bakım hizmetlerinden yararlanamıyor.