Avrupa Trump’tan uzaklaşıyor
Avrupa Trump’tan uzaklaşıyor
Başlangıçta Avrupalı liderler Trump’ı idare etmeye çalıştı ve Beyaz Saray’a övgü dolu jestlerle yaklaşmayı tercih etti. Geçen yıl Volodimir Zelenski’nin Washington ziyareti sırasında Trump’ın sergilediği sert ve kaba tutum bile Avrupa’nın bu uyumlu tavrında bir değişikliğe yol açmadı. Ancak ABD ile İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü hukuksuz ve gayrimeşru savaş, bir dönüm noktası oldu. ABD-İsrail bombardımanı öncesinde hiçbir Avrupalı liderin bilgilendirilmemesi ya da sürece dâhil edilmemesi, Avrupa açısından bardağı taşıran son damla oldu.
Birçok açıdan, Kral Charles’ın geçen hafta Kongre’nin ortak oturumunda yaptığı veciz konuşma, ABD’nin iç ve dış politikalarına karşı Avrupa’nın tutumunu ortaya koydu. Kral, ABD siyasi sistemindeki denge ve denetleme mekanizmalarının aşındırılmasını eleştirdi ve Trump’ı iklim krizini göz ardı etmemesi konusunda uyardı. ABD dış politikası bağlamında ise Trump’a Atlantik İttifakı’nın, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün ve ABD’nin Avrupa Topluluğu ile ilişkilerinin önemini hatırlattı. Konuşma Donald Trump için fazla incelikli ve karmaşık gelmiş olabilir, ancak ABD ve Avrupa basını Kralın mesajını açık biçimde kavradı.
***
Önde gelen Avrupa ülkeleri, ABD’nin desteği olmadan kendi ulusal güvenlik sorunlarıyla başa çıkmak için şimdiden adımlar attı. Macaristan’da Viktor Orban’ın seçim kaybetmesi, Ukrayna’ya sağlanacak 107 milyar dolarlık Avrupa kredisinin önünü açtı. Avrupa savunma sanayisi hızlı bir yeniden canlanma sürecine girdi; savunma üretimini artırmak ve bir Avrupa Savunma Sanayi Stratejisi başlatmak amacıyla yatırımlar yükseldi. ABD tedarikçilerine bağımlılık azaldı ve büyük Avrupalı üreticiler arasında yapay zekayı entegre etmek ve insansız sistemleri geliştirmek üzere daha güçlü bir koordinasyon sağlandı. Avrupa’nın savunma harcamaları son yıllarda önemli ölçüde arttı ve 400 milyar dolara ulaştı; bu rakam Rusya’nın savunma harcamalarının neredeyse iki katına çıktı.
Geçen hafta Trump yönetiminin Avrupa’daki en büyük üssü olan Almanya’dan 5 bin Amerikan askerini çekme kararı alması, Donald Trump ile Almanya Başbakanı Friedrich Merz arasındaki gerilimi daha da derinleştirdi. Kongre’deki Cumhuriyetçi liderler bile bu geri çekilme adımının, karşılık bulmayacak bir şekilde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e verilmiş bir hediye olduğunu kabul etti. Trump bu adımı, Merz’in İran meselesini ve nükleer İran tehdidini “yanlış hesapladığı” yönündeki eleştirilerine yanıt olarak attı. Merz geçen hafta Almanya’da yaptığı konuşmada ABD’nin İran ile yürütülen savaşta “açıkça” bir “stratejik planı” olmadığını ve İran Devrim Muhafızları karşısında “aşağılandığını” söyledi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni de savunmada Avrupa’nın “stratejik özerkliği” çağrılarıyla Trump’ı öfkelendirdi. Macron, Avrupa Topluluğu’nun karşılıklı yardım maddesinin (Madde 42), “bağlayıcı” karşılıklı yardım öngördüğü için NATO’nun 5. Maddesi’nden “daha güçlü” olduğunu ileri sürdü. Ayrıca ABD ile olan ittifakın güvenilirliğini de sorguladı. Meloni de Avrupa’da savunma iş birliğinin artırılmasından yana tavır aldı ve İsrail ile savunma anlaşmalarını askıya aldı. Bu adımlar, geçen yıl Avrupa’da liderlik rolü üstlenme konusunda şüpheci bir tutum sergileyen Meloni açısından dikkat çekici bir dönüşüme işaret etti.
***
Avrupa savunma sanayisindeki iş birliğinin güçlendirilmesine ek olarak, Doğu ve Batı Avrupa ülkeleri istihbarat ve güvenlik kurumlarını bütünleştirmek yönünde önemli adımlar attı. Başlıca Avrupa ülkeleri, artan Rusya tehdidine karşı istihbarat analizi (EU INTCEN), siber güvenlik (ENISA) ve sınır güvenliği (FRONTEX) alanlarında iş birliğini geliştirdi. Özellikle Rusya tehdidi ve terörizm konularında istihbarat paylaşımı daha da yoğunlaştı. Avrupa’daki istihbarat toplulukları arasında ortak bir stratejik kültür oluşturmak amacıyla bir Avrupa İstihbarat Koleji kuruldu.
ABD’nin en son Ulusal Güvenlik Stratejisi, Avrupa’nın kendi savunmasının birincil sorumluluğunu üstlenmesini teşvik etti ve Amerikan askeri varlığının azaltılacağını öngörüyor. Avrupa’nın bu mesajı aldığı ve konvansiyonel savunmasını güçlendirmek için gerekli adımları attığı açıkça görülüyor.