Satán II için tarih verildi

HABER ÖZETİ: Rusya, Batı basınında “Satán II” olarak bilinen RS-28 Sarmat kıtalararası balistik füzesinin 2026 sonuna kadar operasyonel olarak konuşlandırılacağını duyurdu. Moskova’ya göre füze, Plesetsk Üssü’nden fırlatıldı ve yaklaşık 30 dakika sonra Kamçatka’daki Kura test sahasında hedefini vurdu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, testi “büyük bir olay” ve “kesin başarı” olarak nitelendirdi. Sarmat’ın ilk olarak Sibirya’daki Uzhur füze birliğinde konuşlandırılması planlanıyor. Yaklaşık 208 ton ağırlığında ve 35 metreden uzun olan Sarmat’ın 18 bin kilometre menzile sahip olduğu, çok sayıda nükleer başlık veya Avangard hipersonik araçları taşıyabileceği belirtiliyor. Füzenin savunma sistemlerini aşmak için farklı rotalar kullanabilecek şekilde tasarlandığı öne sürülüyor. Bu gelişme, ABD ile Rusya arasındaki son büyük stratejik silah kontrol anlaşması olan Yeni START’ın 2026’da sona ermesinin ardından geldi. Anlaşmanın bitmesiyle iki ülke, stratejik nükleer silahlarını sınırlayan yasal çerçeveden çıkmış oldu. Uzmanlara göre Sarmat’ın konuşlandırılması, dünyada yeni ve daha tehlikeli bir nükleer silahlanma yarışının başladığına dair endişeleri artırıyor.

GENİŞ HABER

Rusya, Batı basınında “Satán II” olarak anılan RS-28 Sarmat kıtalararası balistik füzesinin konuşlandırılması için tarih verdi. Moskova’nın açıklamasına göre füze, 2026 yılı bitmeden operasyonel görevde kullanılmaya başlanacak.

Rusya, 12 Mayıs 2026’da Moskova saatiyle 11.15’te RS-28 Sarmat füzesinin Arhangelsk bölgesindeki Plesetsk Üssü’nden fırlatıldığını duyurdu. Açıklamaya göre füze, yaklaşık 30 dakika sonra Kamçatka Yarımadası’ndaki Kura test sahasında belirlenen hedefi vurdu.

Rusya Stratejik Füze Kuvvetleri Komutanı Sergey Karakayev’in test sonucunu Vladimir Putin’e bildirdiği, Putin’in de fırlatmayı video konferansla takip ettiği belirtildi. Putin, testi “büyük bir olay” ve “kesin başarı” olarak nitelendirdi.

Yeni START sonrası kritik dönem

Sarmat açıklaması, küresel nükleer silah kontrolü açısından son derece hassas bir döneme denk geldi. ABD ile Rusya arasındaki son büyük stratejik silah kontrol anlaşması olan Yeni START, 5 Şubat 2026’da sona erdi.

Bu anlaşmanın bitmesiyle birlikte iki ülkenin konuşlandırabileceği stratejik nükleer silahlar üzerindeki yasal sınırlamalar ortadan kalktı. Bu nedenle Sarmat’ın hizmete alınması yalnızca teknolojik bir gelişme değil, aynı zamanda kuralsız yeni nükleer dönemin ilk büyük hamlelerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Sarmat nasıl bir füze?

RS-28 Sarmat, Sovyet döneminden kalma R-36M füzesinin halefi olarak geliştirildi. NATO sınıflandırmasında SS-X-29 veya SS-X-30 olarak anılan füze, Rusya’nın en iddialı stratejik silah projelerinden biri kabul ediliyor.

Haberde yer alan bilgilere göre Sarmat:

  • Yaklaşık 208 ton ağırlığında,
  • 35,3 metre uzunluğunda,
  • 3 metre çapında,
  • Yaklaşık 18 bin kilometre menzile sahip,x
  • Yer altı silolarından fırlatılıyor,
  • Sıvı yakıtlı üç aşamalı bir sistem kullanıyor.

Bu boyutlarıyla füze, ters çevrilmiş yaklaşık 10 katlı bir bina uzunluğunda olarak tarif ediliyor.

Birden fazla nükleer başlık taşıyabiliyor

Sarmat’ın en dikkat çekici özelliklerinden biri taşıma kapasitesi. İddialara göre füze, 10 tona kadar faydalı yük taşıyabiliyor. Bu da farklı konfigürasyonlara göre çok sayıda bağımsız nükleer başlık veya hipersonik araç anlamına geliyor.

Haberde, füzenin 10 ila 16 bağımsız nükleer savaş başlığı taşıyabileceği, her bir başlığın 750 kilotona kadar güce ulaşabileceği öne sürülüyor. Ayrıca Sarmat’ın Avangard hipersonik süzülme araçlarını da taşıyabilecek şekilde tasarlandığı belirtiliyor.

Neden durdurulması zor görülüyor?

Sarmat’ı özellikle tehlikeli kılan unsur yalnızca taşıdığı savaş başlığı sayısı değil. Füzenin, füze savunma sistemlerini aşmak üzere tasarlandığı belirtiliyor.

Habere göre sistem, klasik rotaların dışına çıkarak Güney Kutbu üzerinden hedeflere ulaşabilecek şekilde tasarlandı. Böyle bir rota, özellikle Kuzey Amerika’daki erken uyarı sistemlerinin alışılmış tehdit yönlerinin dışında kalabilir.

Ayrıca füzenin ilk itki aşamasının kısa sürdüğü, bunun da kızılötesi uyduların fırlatmayı tespit edip karşılık sürecini başlatacağı pencereyi daralttığı ifade ediliyor. Sarmat’ın savunma sistemlerini yanıltmak için sahte hedefler ve karşı önlemler taşıyabildiği de aktarılıyor.

Test süreci sorunlu geçti

Sarmat’ın geliştirme süreci sorunsuz ilerlemedi. İlk hedef, sistemin çok daha erken tarihlerde operasyonel hale gelmesiydi. Ancak program yıllarca ertelendi.

İlk tam silo fırlatmasının 20 Nisan 2022’de başarıyla gerçekleştirildiği duyuruldu. Buna karşın 2023 ve 2024 yıllarında çeşitli başarısız test iddiaları gündeme geldi. Özellikle 2024’te Plesetsk’teki bir silonun hasar gördüğüne dair uydu görüntüleri ve yangın verileri dikkat çekti.

2025’te sosyal medyada yayılan ve bir füzenin kalkıştan sonra rotasından saptığını gösterdiği iddia edilen görüntüler de analistler tarafından Sarmat testleriyle ilişkilendirildi. Moskova ise bu iddiaların tamamını doğrulamadı.

Putin konuşlandırma takvimini açıkladı

Tüm bu tartışmalara rağmen Putin, Sarmat’ın 2026 sonuna kadar göreve alınacağını söyledi. Açıklamaya göre ilk Sarmat alayı, Sibirya’daki Krasnoyarsk bölgesinde bulunan Uzhur füze birliğinde konuşlandırılacak.

Sistemin daha sonra Orenburg bölgesindeki Dombarovsky üssünde de eski R-36M füzelerinin yerini alması planlanıyor.

Yeni nükleer yarış endişesi

Yeni START anlaşmasının sona ermesiyle birlikte Rusya artık Sarmat’ı mevcut kıtalararası balistik füzeleriyle birlikte herhangi bir sayısal sınırlama olmadan konuşlandırabilecek.

ABD tarafında ise eskiyen Minuteman III füzelerinin yerini alması planlanan LGM-35A Sentinel programı yıllardır gecikmeler ve maliyet artışlarıyla gündeme geliyor. Bu durum, iki ülke arasında yeni bir stratejik silahlanma yarışının başladığı yorumlarını güçlendiriyor.

Sarmat’ın gerçekten ne ölçüde operasyonel olduğu ve Moskova’nın açıklamalarının ne kadarının propaganda olduğu tartışmalı. Ancak kesin olan bir şey var: Silah kontrol anlaşmalarının devre dışı kaldığı bir dönemde her yeni test, Washington ve Moskova arasındaki nükleer rekabeti daha da görünür hale getiriyor.

Başa dön tuşu