2029’da kıyamet kopacak! Avrupa’da o ülkeler işgal edilecek iddiası!

Rusya’nın, 2029 yılına kadar NATO’ya saldırabilecek askeri kapasiteye ulaşmayı hedeflediği öne sürüldü. Avrupa’daki bazı güvenlik kurumlarının da benzer değerlendirmeler yaptığı, yalnızca takvim konusunda birkaç aylık farklılıklar bulunduğu belirtildi.

Haberde, son haftalarda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in giderek daha izole hale geldiğine yönelik değerlendirmelere yer verildi. Putin’in çevresine güvenmediği, kararları büyük ölçüde tek başına aldığı ve resmi söylemin Rus kamuoyunda eskisi kadar güçlü karşılık bulmadığı iddia edildi.

Washington merkezli Institute for the Study of War’ın değerlendirmelerine göre Rus ordusu, 2026 baharında Ukrayna cephesinde beklediği başarıyı elde edemiyor. Raporda, Rus güçlerinin 2026’nın ilk dört ayında günde ortalama yalnızca 2,9 kilometrekare ilerleyebildiği, nisan ayında ise net toprak kaybı yaşadığı belirtildi. Ayrıca Rus ordusunun artan kayıplar ve asker teminindeki zorluklarla karşı karşıya olduğu aktarıldı.

“Rusya NATO’ya karşı sürecin içinde”

Buna rağmen Batılı kaynaklar, Kremlin’in Avrupa ve NATO’ya karşı askeri hazırlıklarını sürdürdüğünü savunuyor.

Haberde görüşlerine yer verilen bir kaynak, “Ruslar gibi düşünmek gerekiyor, Batılılar gibi değil” değerlendirmesinde bulundu. Aynı kaynak, Rusya’nın NATO sınırlarına modern askeri ekipman, silah ve personel sevk ettiğini söyledi.

Bir başka Avrupalı kaynak ise Putin’in on yılın sonuna kadar Rus ordusunu 1 milyon askere çıkarmak istediğini öne sürdü. Kaynak, “2029’a yönelik bir savaş ihtimaline hazırlanıyoruz. Hazırlanıyoruz ama bu kesinlikle olacak anlamına gelmiyor” ifadelerini kullandı.

En riskli ülkeler Baltıklar olabilir

Rusya’dan gelebilecek olası tehdidi en yakından hisseden ülkeler, Moskova ile coğrafi sınırı bulunan devletler.

Habere göre Estonya, Letonya ve Litvanya gibi Baltık ülkeleri en hassas bölgeler arasında görülüyor. Bu ülkeler geçmişte Sovyetler Birliği’nin parçasıydı ve bugün NATO’nun doğu hattında ilk savunma çizgilerinden biri konumunda.

Bu ülkelerde Rusça konuşan nüfusun bulunması da güvenlik uzmanları tarafından risk unsuru olarak değerlendiriliyor. Çünkü Moskova’nın, tıpkı Ukrayna’da olduğu gibi, “Rusça konuşan halkın korunması” gerekçesini sınır ötesi müdahale için bahane olarak kullanabileceği belirtiliyor.

Norveç ve Finlandiya da Rusya’nın sınır hattındaki askeri hareketliliğini yakından izleyen ülkeler arasında. Haberde, Moskova’nın bu ülkelerin bazı bölgeleri üzerinde tarihsel iddialar taşıdığına da dikkat çekildi.

Avrupa ve NATO hazırlık yapıyor

Avrupa ülkelerinin, özellikle Rusya sınırına yakın olanların, savunma hazırlıklarını artırdığı belirtiliyor. Bu kapsamda asker sayısının kademeli olarak artırılması, silah alımlarının hızlandırılması, zırhlı araç, drone ve askeri taşıma sistemlerinin üretimi için özel şirketlerle daha fazla iş birliği yapılması gündemde.

Haberde, Avrupa’daki hazırlıkların saldırı amaçlı değil, savunma odaklı olduğu vurgulanıyor. Bir kaynak, “NATO hiç kimseye saldırmadı. Putin’in NATO’dan neden bu kadar korktuğunu anlamıyoruz” dedi.

Almanya ve Polonya arasında daha önce Rus saldırılarına karşı Patriot hava savunma sistemlerinin konuşlandırılması konusunda yapılan iş birliği de Avrupa’daki güvenlik kaygısının somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor.

Çin faktörü de dikkat çekiyor

Haberde Avrupa’nın yalnızca Rusya’yı değil, Çin’i de dikkatle izlediği belirtildi. Çin’in önemli bir ticaret ortağı olmaya devam ettiği ancak askeri ve teknolojik alanda ciddi bir “stratejik rakip” olarak görüldüğü ifade edildi.

Özellikle Pekin’in Orta Doğu’daki bazı krizlerde kritik bilgi paylaşımı yaptığına yönelik iddiaların, Avrupa’da Çin teknolojisinin güvenlik alanında kullanımına ilişkin soru işaretlerini artırdığı aktarıldı.

Avrupa için kritik tarih: 2029

Batılı güvenlik kaynaklarına göre 2029, Rusya’nın NATO’ya karşı askeri kapasitesini artırabileceği kritik eşiklerden biri olarak görülüyor. Ancak bu, savaşın kesin olarak çıkacağı anlamına gelmiyor.

Asıl dikkat çekilen nokta, Avrupa’nın artık Rusya tehdidini uzak bir ihtimal olarak görmemesi. Ukrayna savaşı, Baltıklar, Finlandiya, Norveç ve Polonya hattındaki askeri hareketlilik, kıtanın güvenlik mimarisini yeniden şekillendiriyor.

Başa dön tuşu