Kuraklık bitti mi? Rahatlama yanıltmasın!
Türkiye, mayıs ayına su ve iklim başlığında iki farklı fotoğrafla girdi. Bir yanda İstanbul ve Ankara barajlarında geçen yıla göre belirgin toparlanma; diğer yanda mayıs ortasına yaklaşılırken yurdun birçok bölgesinde sağanak uyarıları ile yüksek kesimlerde ise kar görüntüleri öne çıkmış vaziyette. Barajlardaki yükseliş kentler için kısa vadeli bir nefes anlamına gelse de, uzun vadeli kuraklık riski, yaz aylarında artacak tüketim ve buharlaşma baskısı halen kritik başlık olmayı sürdürüyor.
AVRUPA YAKASI YARI YARIYA
Mayıs verileri açısından en dikkat çekici tablo İstanbul’da görülüyor. İSKİ’nin son güncel verilerine göre İstanbul barajlarında ortalama doluluk oranı yüzde 72,05 seviyesine çıktı. Ömerli yüzde 95’in, Elmalı yüzde 95’in, Darlık ise yüzde 91’in üzerine yükselirken; Terkos yüzde 59, Büyükçekmece yüzde 56, Sazlıdere yüzde 45, Istrancalar ise yüzde 43 bandında kaldı. İstanbul genel ortalamada rahatlamış görünse de barajlar arasında ciddi fark sürüyor. Megakentin su güvenliği, yalnızca toplam doluluk oranıyla değil, suyun hangi havzada toplandığı, yaz sıcaklıklarının nasıl seyredeceği ve günlük tüketimin ne kadar artacağıyla birlikte şekillenecek.
Yaz döneminde kuraklık riskinin yeniden gündeme gelebileceği belirtiliyor.
ANKARA’DA SU STRESİ SÜRÜYOR
Ankara’da ise mayıs başı itibarıyla geçen yıla göre güçlü bir toparlanma var. ASKİ’nin son 2026 verilerine göre toplam doluluk oranı yüzde 44,22’ye çıktı. Geçen yıl aynı dönemde bu oran yüzde 30,29 seviyesindeydi. Aktif kullanılabilir su oranı ise yüzde 19,32’den yüzde 37,73’e yükseldi. Barajlara gelen su miktarı 2026 Mayıs ayında 41 milyon 450 bin metreküpü aşarken, şehre verilen günlük toplam su miktarı 1 milyon 360 bin metreküp seviyesinde kaydedildi. Bu veri, başkentte barajların güçlendiğini; buna karşılık tüketim baskısının da yüksek seyrini koruduğunu gösteriyor.
SAĞANAKLAR GELİYOR
Mayıs ayının ikinci dikkat çekici başlığı ise hava olaylarındaki sert salınım. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün değerlendirmesine göre önümüzdeki 10 günlük süreçte İstanbul, Kocaeli, Edirne, Kırklareli, Bilecik, Sakarya, İç Anadolu’nun büyük bölümünün yanı sıra, Batı Karadeniz’in iç kesimleri, Orta ve Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu’nun kuzeyi ile Hakkari, Bitlis, Bingöl ve Muş çevrelerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış bekleniyor. Hava sıcaklıklarının doğu kesimlerde mevsim normallerinin üzerinde, diğer bölgelerde ise normaller civarında seyredeceği tahmin ediliyor.
38 YILIN EN YÜKSEK YAĞIŞI
MGM’nin 1 Ekim 2025-31 Mart 2026 dönemini kapsayan 6 aylık su yılı raporuna göre Türkiye genelinde ortalama 468,8 milimetre yağış kaydedildi. Bu değer, 374,3 milimetrelik normale göre yüzde 25, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 87 daha yüksek. Türkiye geneli 6 aylık su yılı yağışları son 38 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Tüm bölgelerde yağışlar normalin üzerinde gerçekleşirken, en yüksek artış yüzde 39 ile Güneydoğu Anadolu’da görüldü.
KURAKLIK RİSKİ SÜRÜYOR
Ancak mayıs başındaki baraj rahatlaması ve güçlü su yılı verileri, kuraklık riskinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. MGM’nin kuraklık analizinde son resmi güncelleme Mart 2026 için yapılmış durumda. Bu haritalar, kısa vadeli yağışların toprağa ve barajlara nefes aldırdığını; buna karşılık 12 ve 24 aylık uzun vadeli kuraklık hafızasının bazı bölgelerde sürdüğünü gösteriyor. Özellikle Marmara, Trakya, İç Ege, İç Anadolu’nun bazı havzaları ve Güneydoğu’daki uzun vadeli stres, yaz aylarında tarımsal sulama, yer altı suları ve içme suyu güvenliği açısından izlenmesi gereken kırılgan alanlar olarak öne çıkıyor.
ANTALYA DA RİSK BÜYÜYOR
Öte yandan, Türkiye’nin su ve iklim tablosunda asıl kırılgan alanlardan biri de Antalya Havzası olarak öne çıkıyor. COP31’e ev sahipliği yapacak Antalya için yapılan projeksiyonlar, yüzyıl sonuna doğru daha sıcak, daha kuru ve yaşam koşulları açısından daha zorlayıcı bir iklimin kapıda olduğunu gösteriyor. Öyle ki; Kastamonu ve Hiroşima üniversitelerinden bilim insanlarının ortaklaşa yürüttüğü çalışmalara göre Antalya Havzası, yüzyıl sonuna kadar sıcaklık, nem ve iklim konforu açısından belirgin bir dönüşüm yaşayacak. Araştırmada en büyük değişimin kıyı bölgelerinde ortaya çıkacağı belirtiliyor. Bugün turizm açısından cazip kabul edilen sahil bandı, ilerleyen yıllarda aşırı sıcak, azalan nem dengesi ve düşen iklim konforu nedeniyle eskisi kadar elverişli olmayacak.
Antalya için ortalama sıcaklıklarda 2-4 derecelik artış bile yerel iklim dengesi açısından büyük bir kaymaya denk geliyor.
KORKUNÇ ISINMA
Çalışmanın en çarpıcı bulgularından biri sıcaklık artışlarıyla ilgili. Günümüzde Antalya Havzası’nın yaklaşık yüzde 30’unda yıllık ortalama sıcaklıklar 10-12 derece aralığında seyrediyor. Ancak emisyonların azalmaya başladığı iyimser senaryoda bile yüzyıl sonunda bu sıcaklıkların 14-16 dereceye çıkacağı öngörülüyor. Emisyonların artmaya devam ettiği daha olumsuz senaryoda ise aynı bölgelerde yıllık ortalama sıcaklıkların 18-20 derece bandına ulaşabileceği hesaplanıyor.
[email protected]
Kaynak: Web Özel