‘Çürükinsan’ odağında ‘bençağının’ sonu
‘Çürükinsan’ odağında ‘bençağının’ sonu
İnsanın çürümüşlüğünün yansımasını, bir haritasını çıkarmış Yeşilyurt. Bunu da direkt olarak kavramlaştırarak, terimsel bir ifadeyle “çürükinsan” olarak vermiş. Nietzsche’nin “üstüninsan” kavramının tam karşısında olarak, insanın çürümüşlüğünün varlıktan, varoluştan geldiğini, insanın kendini yeniden yaratması gerektiğini söylemeye çalışmış.“bir insan bile yapabiliyorum kendimden” sf. 85
Kendini yeniden yaratamayan ya da buna uğraşmayan, hedefi direkt olarak yeniden yaratılmamak, varoluşunu böyle kabul etmek olanları kendince bazı biçimlere sokarak onları insan olmaktan çıkarıyor Yeşilyurt. Bazen bir kaldırım taşı olarak tanımlıyor onları, bazen bir “ekraninsan” olarak: “ekraninsanı, oyuncağı ve oyunları çirkin / eski bir hayvan olarak / kolayını biliyor, başa dönüyor / bütün boşluklara kendini çoğaltıyor / üstelik hatalı sürümü, harcanabiliri / hâlâ her şeyi o koruyor” sf.56 “sokaklarda birer kaldırım taşı olmalarını izle insanların. Birer kaygan ekran olmalarını” sf.85
İnsan olmakla ilgili her şeyin eleştirisinde bulunuyor Yeşilyurt. Geçmişle geleceğin, maddi olanla manevi olanın, bireysellikle toplumsallığın; genel hatlarıyla da var olmakla yok olmanın eleştirisinde bulunuyor: “sana eller ve gözler aldım, en çok bunlara ihtiyacım vardı, boşluktaydı varlık boşluğumdan var oldum, kendime imanım bir duman kadar yer kaplıyordu.” Sf.24
Zıtlıkların kesişim noktalarını iyi yakalamış Bençağının Sonu.
Yanlış anlaşılan bir bireyselliğin doğru anlatılması gereken bir toplumsallığın resmini çizmeye çalışıyor. Bunu yer yer direkt, keskin ifadelerle; yer yer de hamasi söylemin kıyılarına da sığınarak veriyor. Bazen de şiirin olanaklarını harfiyen kullanarak. Özellikle “İhtiyaç Listesi” adını verdiği şiiri de bu tezimizi doğrular biçimde. Bir örnek vermekte fayda var: “Geçirgen sevinçler al, tarihi geçmesin yalnız, karışmak için birbirine iki de kap insan yek sevinen bir malzeme değil, köhne kendinde değil, parmaklarda konuşkan” sf. 21
Personaları çeşitli Yeşilyurt’un. Her şiir kendi içinde yeni personalarını yaratmış. Yekten bir persona, her şiire uzanan bir persona yok.
Kadın cinayetine kurban giden: “Ölçük: Ölçtükçe kısalan kefen. / Kadınlara uzun kefen gerekmez / Gerekli yerleri kısa tutun!” sf.90.
Toplumsal belleği sorgulayan: “İnsan ormanlara bakmıyor içinde piknik yapıyor / İnsan suyu musluktan akarken biliyor, bir de plajlarda. / İnsan çiçekleri koparırken duyamaz, sevgilinin sözcükleri de vazoda duramaz. / İnsan belki de kısamesajlarla söyleyebilir sevdiğini” sf.73.
Gelenekle arasına mesafe koyan: “Ya o evlerde ne konuşulur bütün ömür / Ne kuruludur ne ailesi ne pahasına? / Neden zorludur bir duvarı yıkması / Kolayca sözleşirken biri ötekiyle silahına davranmadan / Takılar dişlerde işaretlenirken / Neden zor olsun bir duvarı yıkması?” sf.27
Ben’i değiştirmeye çalışan: “Komşunun tabağını dolduracak kadar nefret / böceklerin çiçeklerden çok kullandığı bir saksı / binlerce bölümlük ihtiras zincirine denk geldim: / Mutfak bezinde, ekmek bıçağında, insansı bir şeyler arıyorum. / kendimi yediğim hıza yetişecek bir şeyler / her şey hallolacak / Haydi süslensin tabaklar!” sf.37
Ben’i değiştirilmekten korkan: “bana başka bir mit görünmüyor, çünkü üzgünüm / ağzımda alev, kemik ve irin. / bulantıyı bitiremem.” sf.47
Görünmeye çalışan: “İnsan ilk körden aldığı sıraya göre / evrenbilimci olmadan dizilir sırata. / Kendi boyutundan parantez, nokta, çok kısa nokta, uzun nokta, daha uzun nokta. / ‘dünya görünmez şeylerle döner’ / Görülmek için ne gerekir / Cenazelerde tabut açılmayan bir gelenekten geliyorum / Ölmek de yetmeyecek, ne gerek görülmek için?” sf.103
İntihar eden: “Pencereyi açmıyorum / baktığıdır diye insan / başımı sokabileceğim kadar büyüdü paniğim” sf.54 Ve daha birçok personası var Yeşilyurt’un.
Bençağının Sonu’yla ilgili dikkatimi çeken en büyük imgelerden birisi de hiç kuşku yok ki “pencere”. Pencere imgesi daha çok kadın cinayetlerine kurban giden kadınların bir izleği gibi yansımış şiirlere. Yer yer intihar anlamları da çıkabilir bu imgede. Ancak okurdaki bu kafa karışıklığını Yeşilyurt bilerek sağlamış diye düşünüyorum. Haberlerde de genellikle kadın cinayetlerinin intihar süsü verilerek kapatıldığını düşünürsek, Yeşilyurt’un pencere imgesiyle bunlara eleştiride bulunduğunu söyleyebilirim. Hatta “Dünyanın Bir Kısmının Sonu” şiirinde de “camdan atlamakla atılmanın aynı kabul edildiği” sf.31 diyerek eleştirisini somutlaştırmış.
İsyan ettikleriyle, parmak bastığı, imlediği izleklerle, Kendilik odağıyla, çürükinsanıyla, bireysel iç savaşıyla ve bitmek bilmeyen toplumsal normlarla olan savaşıyla iyi bir kitap Bençağının Sonu.