Yunan basınında yankılandı! Ege’de yetki alanı gerilimi
Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin yeni bir yasal düzenleme hazırlığında olduğu iddiaları Yunanistan’da geniş yankı uyandırdı. Başta Kathimerini olmak üzere Yunan basını, bu girişimi “Ege’de son dönemde oluşan görece yumuşama atmosferini zorlayabilecek bir hamle” olarak değerlendirirken, Türkiye ise düzenlemeyi “deniz yetki alanlarının iç hukukta netleştirilmesi” olarak ifade ediyor. Kathimerini haberinde, Türkiye’nin hazırladığı belirtilen yasa taslağının yalnızca teknik bir düzenleme olmadığı, aynı zamanda Ege ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanı tartışmalarına siyasi bir boyut kazandırabileceği öne sürüldü. Haberde, özellikle 25. meridyen doğusuna kadar uzanan alanlarda Türkiye’nin idari ve operasyonel yetkisini güçlendirebilecek düzenlemeler üzerinde durulduğu belirtildi.
Söz konusu düzenlemenin Ege ve Doğu Akdeniz’deki belirsizlikleri azaltmayı hedeflediği belirtiliyor.
YENİ ANLAŞMAZLIKLAR
Benzer şekilde To Vima, söz konusu adımı “jeopolitik mesaj içeren bir hukuk hamlesi” olarak yorumladı. Gazete, bu tür düzenlemelerin Atina ile Ankara arasında son dönemde yeniden canlanmaya başlayan temas sürecini baskı altına alabileceğini yazdı ve özellikle enerji sahaları üzerinden yeni anlaşmazlıkların gündeme gelebileceğini ifade etti. Yunan basınındaki analizlerde ortak vurgu, Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin pozisyonunu uluslararası müzakere zemininden iç hukuk düzenlemesine kaydırma ihtimali oldu. Kathimerini bu yaklaşımı, “müzakere edilebilir alanların tek taraflı tanımlanması” şeklinde değerlendirirken, bunun Ege’deki mevcut dengeyi zayıflatabileceğini öne sürdü. To Vima ise özellikle adaların deniz yetkileri konusunun yeniden tartışmaya açılabileceği endişesini öne çıkardı. Haberde, Yunanistan’ın uluslararası hukuk temelindeki tezlerinin bu tür adımlarla daha fazla sınanabileceği yorumu yapıldı.
HUKUKİ NETLİK
Ankara’daki değerlendirmelerde, söz konusu düzenlemenin Ege ve Doğu Akdeniz’deki belirsizlikleri azaltmayı hedeflediği, özellikle deniz yetki alanlarının uygulamada daha net tanımlanmasının amaçlandığı belirtiliyor. Bu yaklaşımda, Türkiye’nin uluslararası hukuk çerçevesindeki tezlerini iç hukukla uyumlu hale getirmesinin “yeni bir iddia üretmek” değil, mevcut pozisyonu kurumsallaştırmak olduğu vurgulanıyor. Değerlendirmelerde ayrıca, Ege’de diyalog kanallarının açık tutulmasının önemine dikkat çekilerek, sürecin zorunlu olarak bir kriz anlamına gelmediği ifade ediliyor.
SAKİN SULAR NE OLACAK?
Yunan basını, son dönemde iki ülke arasında gözlenen diyalog trafiğini hatırlatarak bu tür adımların “güven artırıcı süreci zayıflatabileceği” görüşünü öne çıkarıyor. Kathimerini, özellikle askeri gerilimin azaldığı bir dönemde deniz yetki alanlarına ilişkin sert adımların atmosferi hızla değiştirebileceğini yazdı. To Vima ise daha temkinli bir dille, sürecin tamamen kopma noktasına gelmediğini ancak “her yeni hukuki düzenlemenin siyasi etkiler doğurduğunu” belirtti. Gazete, Ege’deki sakinliğin kalıcı bir denge değil, kırılgan bir geçiş dönemi olduğunu savundu.
“STRATEJİK BASKI”
Proto Thema’ya yansıyan yorumlarında, Türkiye’nin olası düzenlemesinin “sadece teknik koordinasyon değil, egemenlik alanı psikolojisi oluşturma girişimi” olduğu savunuldu. Gazetede yer alan analizlerde Ankara’nın özellikle deniz araştırmaları, sahil güvenlik faaliyetleri ve NAVTEX uygulamalarını daha merkezi bir hukuki çerçeveye bağlamak istediği öne sürülürken, bunun ileride “sahada alışılmış yeni gerçeklikler” yaratabileceği ifade edildi. Bazı yorumcular, Türkiye’nin kriz çıkarmadan ama sürekli idari görünürlük sağlayarak Ege’de “düşük yoğunluklu stratejik baskı” kurmaya çalıştığını ileri sürdü.
Yunan medyası uluslararası müzakere konusunun iç hukuk düzenlemesine dönüşmemesi gerektiğini yazıyor.
“KAYITLI RESMİ TEZ”
Ta Nea ise diplomatik boyuta ağırlık verdi. Gazetedeki değerlendirmelerde, son aylarda yeniden canlanan Türk-Yunan temaslarının kırılgan olduğu ve deniz yetki alanlarıyla ilgili her yeni adımın iç politikada da baskı yaratabileceği vurgulandı. Özellikle Atina’da bazı çevrelerin, Türkiye’nin iç hukuk düzenlemeleriyle ileride uluslararası platformlarda “önceden kayıt altına alınmış resmî tez” avantajı elde etmeyi hedeflediğini düşündüğü aktarıldı. Yorumlarda ayrıca Yunan hükümetinin meseleyi doğrudan kriz seviyesine taşımadan Avrupa Birliği çerçevesinde gündemde tutmaya çalışacağı ifade edildi.
[email protected]
Kaynak: Web Özel