Kâbus örülürken sanat ne söyler?

Kâbus örülürken sanat ne söyler?

•Sanatçılar arasında nasıl bir ilişki ağı kurdunuz? 

Sergi hazırlama teklifi bana gelmeden önce mentorluk yaptığım dört sanatçıyla bir sergi yapmıştım. Genç sanatçılarla çok çalışırım, onlara yardım ederim. Bu sanatçıların büyük kısmı doğuludur, İstanbul’dan uzaktalar. O zamanki amacım İstanbul’da eserlerini sergileme şansı olmayan sanatçıları göstermekti. Bu sergi de o modelden hareketle yaşama geçti. Sergiden on sanatçının ve benim işlerimiz var. Çalışırken de serginin kavramı ve ismi biçimlendi. Önce ‘Ne yapacağımızı bilmiyoruz’ gibi ironik bir isimle başladık, sonra da ‘Takımyıldızları’ ismini aldı.

BİR KÂBUS BAŞIMIZA ÖRÜLMEKTE

•Sanatın propaganda, tüketim ya da kapitalizmle ilişkisini bu sergi özelinde nasıl kurdunuz? 

İşlerin direkt olarak böyle göndermeleri yok ama sanatçılar olarak içinde bulunduğumuz durumla ilgili şeyler var. Kapitalizm ve yönetim sistemi bizi ele geçirmiş durumda. Bütün bilgilerimiz, büyük/elit şirketler başta olmak üzere ellerinde. Hükümetlerin ve devletlerin bunlara ulaşma imkânları var. Böyle her geçen gün güçlenen ve korkulu hâle gelen bir teslim olmuşluk var. Her hareketimizi izleyen, bizi çok iyi tanıyan bir sistem bu. Bunu ticari ve siyasi bir yaklaşımla yapıyor. Ticari açıdan menfaat sağlıyorlar, siyasi açıdan da yönetiyorlar. Bu yönetme meselesi gün geçtikte insanların dolaşım alanını sınırlıyor ve küçültüyor. Böyle büyük bir kâbus başımıza örülmekte, biz de bunun farkındayız. “Yapacak bir şey yok” diye hayatımıza devam ediyoruz. Aile, eş, aş, çoluk-çocuk, meslek peşindeyiz. Bunu oturup düşünmüyoruz. Sanatçı olarak bunları düşünmek gerekiyor çünkü sanatçıların bir misyonları var.

•Sergi, sizce sosyo-ekonomik ve politik yapılara karşı bir direniş alanı oluşturuyor mu? 

Oluşturuyor ama bir protest duruştan çok sessiz bir direniş ve söylem. Biz sanatçılar meseleleri izliyoruz, insanlara gösteriyoruz. İzleyici gördükten sora ümidimiz şu ki buradan bir şey çıkması. Direniş alanı meselesi burada görünüyor. Gündelik hayatın koşturmacası içinde bu konuları düşünmeyen bir izleyici buraya gelip işleri gördüğünde bu konuyu düşünme fırsatı bulabiliyor; bizim de amacımız bu.

•Bu birlikteliği küresel atmosfer etkiledi mi? 

Doğrusu ABD’nin İran’ı Suriye yapma projesi uzun zamandır var ve bir gün patlayacaktı. İsrail’in saldırgan tavrını da çok iyi biliyoruz. Sadece ne zaman olacağını bilmiyorduk ama kaçınılmaz olduğunu biliyorduk. Ben bu duruma gazeteci ya da siyasetçi gibi yaklaşmıyorum, bunu soyut bir kavram olarak görüyorum. Bunun başımızın üzerinde sallanan bir kara bulut olduğunu bilerek çalışıyorum. Ama bu sergi sırasında böyle bir çıkış olmadı.

•‘Ne yapacağımızı bilmiyoruz’ geleceğe atıf yapan bir ifade. Sanatın geleceğine ilişkin bir yön ya da umut görüyor musunuz? 

Görüyorum, aksi hâlde sanatı bırakırdım. Bence sanat güçü bir ekspresif anlatım malzemesi, anlatı aracı. Toplumlar var olduğu sürece o da var olacak. İfade çok ironik ama aslında biz ne yapacağımızı çok iyi biliyoruz.

BirGün'e Omuz Ver BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu