Belçika, Türk savunma sanayisini Avrupa’ya ‘rol model’ olarak övdü

10-14 Mayıs ziyareti öncesinde konuşan Francken, özellikle Avrupa ülkelerinin artan küresel gerilimlerin ortasında kendi askeri endüstrilerini güçlendirmeye çalıştığı bir dönemde Türkiye’nin inovasyon, üretim kapasitesi ve savunma araştırma ve geliştirmesinde öncü bir örnek haline geldiğini söyledi.

Francken, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Türk savunma sanayii, inovasyon ve güçlü bir savunma kapasitesi oluşturma açısından gerçekten çok ileri bir seviyede” dedi. “Bu nedenle onlar benim için bir rol model.”

Kraliçe Mathilde ve bölgesel hükümet temsilcilerinin liderliğindeki Belçika heyetinin, aralarında Türk mevkidaşlarıyla ortaklık arayışında olan düzinelerce savunma şirketi, araştırma kurumu ve üniversitenin de bulunduğu 450’den fazla katılımcıyı içermesi bekleniyor.

Francken, halihazırda imzalanmak üzere yaklaşık 40 anlaşmanın hazırlandığını, ek anlaşmaların ise halen müzakere aşamasında olduğunu söyledi. Artan sayıda ticari ve kurumsal ortaklığı “çok olumlu ve cesaret verici bir gelişme” olarak nitelendirdi.

“Savunma sektörümüzün önemli bir kısmı Türk savunma sanayisinden öğrenmeye çok meraklı” dedi.

Bu sözler, son yıllarda drone teknolojisi, deniz sistemleri, zırhlı araçlar ve yerli silah üretimindeki ilerlemelerle uluslararası ilgi gören Türkiye’nin hızla genişleyen savunma sektörüne Avrupa’nın artan ilgisini yansıtıyor.

Francken, Belçika’nın Türkiye’yi yalnızca önemli bir NATO müttefiki olarak değil, aynı zamanda Avrupa, Asya ve Orta Doğu’nun kavşağında konumlanan stratejik bir ekonomik ortak olarak gördüğünü söyledi.

Türkiye ekonomik ve jeopolitik olarak çok büyük bir güç” dedi. “Birlikte çalışmamız lazım. Bu hem bizim hem de Türkiye’nin çıkarınadır.”

Dış ticareti de denetleyen Francken’e göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi yılda yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı. Savunma, biyoteknoloji, sağlık bilimleri, tarım ve gıda işleme dahil olmak üzere birçok sektörde ekonomik işbirliğini genişletmenin önemini vurguladı.

Ayrıca Türkiye’nin iş gücü ve eğitim sistemine de övgüde bulunarak, ülkeyi “çalışkan insanlara” ve yüksek vasıflı genç mezunlardan oluşan geniş bir havuza ev sahipliği yapan bir ülke olarak tanımladı.

“Bu, birlikte yapabileceğimiz birçok fırsatın olduğu anlamına geliyor” dedi.

Güvenlik konularında Francken, ittifak içinde gerginliklerin olduğu bir dönemde NATO birliğinin korunmasının önemini vurguladı ve Avrupa ile ABD arasında bölünmelere karşı uyarıda bulundu.

“Biz bir ittifakız ve NATO insanlık tarihinin son 80 yılındaki en güçlü ittifaktır” dedi. “Bölünirsek kaybederiz, birleşirsek hayatta kalırız.”

Francken, NATO içindeki gerilimlerin azalmasını umduğunu söyledi ve savunma üretimi ve endüstriyel kapasite konularında daha yakın transatlantik işbirliğine destek verdiğini ifade etti.

Kendisi, ağırlıklı olarak savunma üretimi, ortak üretim ve müttefikler arasında yük paylaşımı konularına odaklanılması beklenen NATO tartışmalarına atıfta bulunarak, “Zirve son derece önemli” dedi.

Belçikalı bakan ayrıca Avrupa’nın bazı bölgelerinde bağımsız bir nükleer caydırıcılık geliştirilmesi yönündeki çağrıları da reddetti ve kendi deyimiyle sorumsuz söylemlere karşı uyarıda bulundu.

“Bazen insanlar ve dünya liderleri nükleer kapasiteye sahip olmaktan sanki bir sandviç alıyormuşçasına bahsediyorlar” dedi. “Bunun iyi bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum.”

Bunun yerine Avrupa’nın, NATO’nun mevcut caydırıcılık çerçevesi dahilinde Washington’la yakın işbirliğini sürdürürken konvansiyonel savunma yeteneklerini güçlendirmeye odaklanması gerektiğini savundu.

Francken ayrıca korumacı politikalar yerine daha derin ekonomik entegrasyonu desteklediğini söyleyerek Türkiye ile ilişkilerde ticaret tarifelerinin kullanılmasına da karşı çıktı.

“Ben Türkiye ile gümrük tarifesi istemiyorum” dedi. “İyi bir ortaklığımız ve iyi bir anlaşmamız olduğunu düşünüyorum.”

Başa dön tuşu