Bu beni ilk günden etkiledi
Shakhtar Donetsk Teknik Direktörü Arda Turan; Ukrayna’daki futbol ikilmi, Shakhtar Donetsk ile bugüne kadarki serüvenini ve Konferans Ligi’ndeki hedefleri hakkında İspanya’dan MARCA’ya açıklamalarda bulundu.
Arda Turan, Shakhtar Donetsk ile futbola bakış açılarının uyumlu olduğu için bu deneyimi yaşadığını aktardı.
İşte Arda Turan’ın MARCA’ya verdiği röportaj:
Bu bir tesadüf mü, yoksa kaderinde mi yazılı ki Atlético, Şampiyonlar Ligi finaline çıkma biletini yine Londra’da oynayacak ve Arda Turan da orada teknik direktör olarak ilk finaline ulaşma fırsatını yakalayacak? Üstelik benzer bir durumda: Atlético, favori gösterilen Arsenal’i yenmek zorunda ve Shakhtar ise ilk maçtaki yenilginin ardından daha da zorlu bir durumda. 2014’teki başarının tekrarlanma ihtimalini görüyor musunuz?
Arda Turan: “Hayatta bazı şeylerin kader olduğuna inanıyorum. Örneğin, La Liga’yı kazandığımız yıl, Málaga’yı yenmiş olsaydık, Calderón’da şampiyon olacaktık, ama kader bize Camp Nou’da şampiyonluk kazanma fırsatı verdi. Umarım kader yine benzer bir senaryo yazıyordur ve hem biz hem de Atlético de Madrid, finale yükselen iki takım olarak Londra’dan ayrılırız. Eğer bir zamanlar kırmızı-beyaz formayı giydiyseniz, ya da o ailenin bir parçasıysanız ya da taraftarlarından biriyseniz, rakibinizi asla favori olarak görmezsiniz. Benim için elbette bu turdaki favori Atlético Madrid.”
2014’teki o galibiyeti nasıl hatırlıyorsunuz?
Arda Turan: “O maç, o takımın gerçek gücünü yansıtan bir maçtı. Maça geride başlamamıza rağmen finale çıkmayı başardık. Ayrıca Simeone’nin taktiksel dehasını bir kez daha gördüğümüz bir maçtı. Maç öncesinde Hazard’ın ilham verici oyununa dikkat çekmiş, ancak özellikle Stamford Bridge’de Chelsea’nin savunmada boşluklar bıraktığını belirtmiştiniz. Biz de sağ kanattan gol bulduk. O maçla ilgili iki şey söyleyebilirim: Takımımız asla pes etmedi ve Simeone’nin taktiksel dehası.
35. dakikada Torres’in Chelsea adına attığı golle işler karıştı, ancak sekiz dakika sonra Adrián, Tiago’ya yaptığı pasla başlayan bir pozisyonun ardından skoru eşitledi. Simeone devre arasında size ne söyledi?
Arda Turan: “Simeone asla pes etmez. Bu tür durumlarda her zaman bizim yanımızdaydı, karizmasını ve desteğini her zaman hissediyorduk. Zaten 1-1 berabereydik. Bize bir adım bile geri çekilmememiz gerektiğini ve kendi oyunumuzu oynamamızın yeterli olacağını söyledi. Biz de öyle yaptık. Umarım bu hafta Londra’da hem Atlético Madrid hem de Shakhtar için benzer bir hikaye yaşarız. Bunu kaderin güzel bir tesadüfü olarak görebiliriz.”
Ardından, 60. dakikada Diego Costa penaltıdan gol attı ve on dakika sonra siz de topu üst direğe çarptırıp seken topu ağlara göndererek maçı bitirdiniz. Bu, Atlético’da attığınız en önemli gol müydü? Nasıl hatırlıyorsunuz?
Arda Turan: “Atlético Madrid’de gururla hatırladığım pek çok an var. Chelsea’ye attığım gol de onlardan biri. Bu golün bu kadar akılda kalmasının sebebi, gol sonrası yaptığım sevinç gösterisinin ikonik hale gelmesidir. Şu anda internette en çok kullanılan fotoğrafım muhtemelen o sevinç gösterisidir. Bu yüzden o anı her zaman çok özel bir şey olarak hatırlıyorum. Tabii ki, bu golün Atlético Madrid tarihinde de çok önemli olduğunu düşünüyorum, çünkü bizi Şampiyonlar Ligi finaline taşıyan gollerden biriydi.”
Simeone, Real Madrid ve Barcelona gibi iki devle başa çıkmayı başardı. Arda ise Ukrayna’nın en büyük kulübüne yeni bir soluk getirdi. Aralarında bir benzerlik var mı?
Arda Turan: “Aslında, durumlar birbirinden çok farklı. La Liga’yı kazandığımızda, belki de tarihin en iyi iki takımıyla karşı karşıyaydık. Onları yenmenin tek yolu, onlardan daha çok istemek, daha çok çalışmak ve daha çok mücadele etmekti. Bireysel olarak bizden daha iyilerdi, ama takım olarak biz daha iyiydik. Gerçekten harika bir takımız; aramızda muhteşem bir dostluk ortamı vardı. Birlikte kazanıyorduk, birlikte keyif alıyorduk ve gerektiğinde birlikte acı çekiyorduk. Atlético’nun sırrı buydu. Shakhtar, büyük bir geleneğe sahip ve başarısı DNA’sında olan bir kulüp. Kulübü o başarılı günlere geri döndürmek istiyoruz. Burada da harika bir aile ortamı var. Bu açıdan, onu benim dönemimdeki Atlético Madrid ile karşılaştırabilirim.”
Arda’nın Shakhtar’daki sezonu, savaşın etkileri nedeniyle özel bir öneme sahip. Polonya’da Conference League maçları oynamak ve sahada geçirdiğiniz zamandan daha fazla saatinizi seyahat ederek geçirmek nasıl bir duygu?
Arda Turan: “Her şeyden önce şunu söylemek istiyorum: Koşullarımız ne kadar zor olursa olsun, kulübüm bize en iyi ortamı sağlamak için elinden geleni yapıyor. İnanın bana, bu hiç de kolay değil; saha içindeki çabaya ek olarak saha dışında da büyük bir çaba var. Kulübümüzün tüm profesyonellerine bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Lig, Avrupa maçları, seyahatler… Bunların hepsini topladığınızda, çok zor bir süreçten geçtiğimizi söyleyebilirim. Bazen dinlenmek veya antrenman yapmak için bile zaman bulamıyoruz. Oyuncularım çok genç ve maçlardan sonra sekiz veya on saat süren otobüs yolculukları da onların sağlığını etkiliyor. Bazen hangi şehirde olduğumuzu bile unutuyoruz. Bu yıl olağanüstü bir özveri ve çaba ile yolumuza devam ediyoruz. Örneğin, Ukrayna’daki rakiplerimizden yaklaşık 20 Avrupa maçı daha fazla oynadık. Bu maçların her biri, yurtdışına uzun yolculuklar ve sınırlarda beklemeler gerektiriyor. Bu çok zor bir deneyim, ama bundan ders çıkarmaya çalışıyorum.”
Shakhtar Donetsk’ten teklif aldığınızda tereddüt etmediniz mi?
Arda Turan: “Dürüst olmak gerekirse, elbette bazen tereddütleriniz olur, ancak ben Shakhtar’ın oyun kültürüne ve futbol organizasyonuna büyük güven duyuyordum. Ayrıca kendi oyun felsefeme ve sistemime de çok güveniyorum. Hiç tereddüt etmedim desem yalan olur, ama her zaman başarılı olacağımıza inandım. Eyüpspor’da çalışırken, teknik ekibime Barcelona veya Atlético’da çalışıyormuşuz gibi antrenman yapmamız gerektiğini söylerdim. Yani aslında Shakhtar’daki bu deneyime hazırdık. Hayal kurmakla bu hayalleri gerçeğe dönüştürmek çok farklı şeyler. Planlarım ve hayallerim vardı, ama bunları gerçekleştirmek için zorlu bir yol olacağını biliyordum. Öncelikle, Ukrayna Ligi’ni tekrar kazanmak istiyorduk. Aynı zamanda, Avrupa’da mümkün olduğunca ilerlemek ve deneyim kazanmak da hedeflerimiz arasındaydı. Şu ana kadar her iki turnuvada da olumlu bir süreç geçirdiğimizi söyleyebilirim.”
Bu teklifi kabul etmenizin en önemli nedeni neydi?
Arda Turan: “Shakhtar, büyük bir futbol kültürüne sahip çok önemli bir kulüp. Avrupa’da şampiyonluklar kazanmış ve çok önemli oyuncular yetiştirmiş bir organizasyon. Kulüp başkanı Rinat Akhmetov’un inanılmaz bir vizyonu var ve bunu ilk andan itibaren hissedebiliyorsunuz. CEO’muz Serhii Palkin ve sportif direktörümüz Dario Srna bana olağanüstü bir çalışma ortamı sunuyor. Buradaki kültürü ve deneyimi kendi hayallerimle birleştirebileceğim için mutluyum. Shakhtar tutkulu bir kulüp; buradaki herkes işine son derece bağlı. Bu beni ilk günden itibaren etkiledi. Ben, oyuncu olduğum zamanlarda olduğu gibi, şimdi de teknik direktör olarak yaptığım işe tutkuyla bağlı biriyim. Burada hem kendi hayallerimi hem de kulübün hayallerini gerçekleştirebileceğimi hissettim. İlk günden itibaren hiç tereddüt etmedim.”
Şimdi, zamanın getirdiği bir bakış açısıyla, antrenörlükteki üçüncü yılınızda yurtdışına gitmenin cesur bir karar olduğunu mu düşünüyorsunuz, yoksa bunun doğru zaman olduğunu mu düşünüyordunuz?
Arda Turan: “Nasıl bakıldığına bağlı. Sadece zaman açısından bakılırsa cesur bir karar gibi görünebilir, ancak planlama açısından bakıldığında, bunun erken ya da özellikle riskli bir karar olduğunu düşünmüyorum. Elbette ilk üç yılımda deneyim kazandım ve hala kazanmaya devam ediyorum, ancak bu kararı verirken bir sonraki adıma hazır olduğumu biliyordum. Bunu sadece yurtdışında çalışmak olarak görmedim. Yurtdışına gitmek önemlidir, ancak doğru kulübe gitmek daha da önemlidir. Shakhtar’ı seçmem bu şekilde değerlendirilmelidir. Hedeflerimiz, hayallerimiz ve futbol felsefemiz örtüştüğü için bu kararı çok kolay verebildim.”
Ancak sahada olduğundan daha fazla sorunla uğraşmak zorunda kalıyor.
Arda Turan: “Bunu sürekli dile getiriyorum. Shakhtar’ın profesyonelleri bize mükemmel bir çalışma ortamı sağlıyor. Mevcut koşulların bizi olabildiğince az etkilemesi için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu yüzden onlara çok minnettarım.”
Arda Turan’ın teknik direktör olarak futbol felsefesini nasıl tanımlarsınız?
Arda Turan: “Simeone’den oyunun savunma yönündeki ayrıntılarını öğrendim: markaj açıları, iki oyuncunun bir oyuncuyu ne zaman savunması gerektiği, topu ne zaman ve nereye uzaklaştırmak gerektiği ya da savunma bloğunu nasıl organize edeceğimi. Ayrıca, birlikte mücadele ederseniz sonuna kadar gidebileceğinizi de öğrendim. Luis Enrique’den ise hücum çözümlerini ve dizilişleri öğrendim. Fatih Terim’den ise rakamlara ve dizilişlere değil, sisteme ve kurallarına odaklanmayı öğrendim. Ondan motivasyon ve oyuncularla ilişkiler konusunda da çok şey öğrendim. Hepsi çok çalışkandı. Onlardan çok şey öğrendim, minnettarım ve umarım bir gün bana öğrettiklerini takımımın oyununda görebilirler.”
Sezon başında seçim yapma şansınız olsaydı, önümüzdeki Pazar günü kazanabileceğiniz Ukrayna Ligi şampiyonluğunu (dört maç kala LNZ’ye karşı 10 puan farkla lider) mı, yoksa Conference’ı mı tercih ederdiniz?
Arda Turan: “İkisini de seçerdim. Ben, katıldığı tüm turnuvalarda başarılı olmak isteyen bir teknik direktörüm. Bu, kulübümün DNA’sının da bir parçası. Oyuncularım da aynı tutkuyu paylaşıyor. Bu yüzden sezon başında bir seçim yapmazdım, şimdi de yapmıyorum. Her maçı kazanmak için sahaya çıkıyoruz. Katıldığımız tüm turnuvalarda zirveye ulaşmak istiyoruz, aynı zamanda bireysel ve takım olarak gelişmeye devam ediyoruz.”
Aslında, Shakhtar Donetsk’in başarısı, çok genç oyunculardan oluşan bir kadroya güvenmiş olmaları göz önüne alındığında daha da takdire şayan.
Arda Turan: “Oyuncularımızın kaydettiği ilerleme inanılmazdı. Ayrıca, Shakhtar kadrosunda hiç olmadığı kadar çok genç oyuncumuz var. Bu oyuncular Brezilya’nın U18, U19 ve U20 milli takımlarında yer alıyor ve önlerinde parlak bir gelecek var. Ancak zaman değişti ve onlarla farklı bir iletişim yöntemi benimsememiz gerekiyor. Artık onlara uygun eğitim yöntemleri farklı ve biz de onların hayattaki gelişim sürecine saygı duyuyoruz. Onlara hem Ukrayna liginde hem de Avrupa kupalarında dengeli bir gelişim süreci sunmaya çalışıyoruz. Onları korumak ve uzun vadeli bir gelişim planı yapmak istiyoruz. Genç oyuncularımızın çoğu, şimdiden dünya futbolunun dikkatini çekmeye başladı. Zamanla modern futbolun gelişimine doğru bir şekilde uyum sağlayacaklarını ve mümkün olan en iyi şekilde gelişmeye devam edeceklerini düşünüyorum.”