Engels’in evrimde emeğin rolü tezi hala güncel mi?

Engels’in evrimde emeğin rolü tezi hala güncel mi?

Yazı ancak Engels’in ölümünden bir yıl sonra, 1896’da Alman sosyalist gazetesi Die Neue Zeit’ta yayımlandı. Daha sonra Engels’in bilim ve teknoloji üzerine diğer yazılarını içeren ve 1925’te Rusça ve Almanca, 1939’da ise İngilizce basılan Doğanın Diyalektiği derlemesine dokuzuncu bölüm olarak dâhil edildi.

Bu denemede Engels, Marks ve kendisinin tarihsel materyalist anlayışını evrim teorisiyle birleştirir. Ekonomik faktörlerin ve üretim güçlerinin toplumsal ve siyasi gelişimi nasıl şekillendirdiğini anlatır. Bilinç, dil ve toplumsallaşmayı emeğe bağlayarak; emeğin sadece değerin kaynağı değil, aynı zamanda insanın evrimindeki temel motor olduğunu savunur. Bu yaklaşım, insanın gelişimini zihinsel veya ruhsal güçlere dayandıran idealist felsefeye bir meydan okumadır.

Metin, Adam Smith ve David Ricardo gibi klasik iktisatçıların “emeğin değerin kaynağı olduğu” analizini temel alır ve bunu bir adım ileri taşır: Emek, türümüzün kökeninin ve toplumsal gelişimimizin merkezindedir.

***

Engels, evrim sürecini özetlerken “emeğin alet yapımıyla başladığını” belirtir. İki ayak üzerine kalkmak (bipedalizm), elleri serbest bırakmış ve ellerin zamanla daha becerikli hale gelmesini sağlamıştır. Engels’in meşhur ifadesiyle el, “sadece emeğin organı değil, aynı zamanda emeğin ürünüdür.”

Ellerin gelişimiyle paralel olarak beyin de gelişmiş; kavramsal düşünme yeteneği, dil ve toplumsal iş birliği ortaya çıkmıştır. Avcılık, balıkçılık, ateşin kullanımı ve hayvanların evcilleştirilmesiyle birlikte insanlar doğayı manipüle etmeye başlamış ve artık belirli bir ekolojik nişin içinde hapsolmaktan çıkıp doğayı dönüştüren bir varlığa evrilmişlerdir.

Ancak bu “doğa üzerindeki hâkimiyetin” bir bedeli ve çelişkisi vardır. Engels; ormansızlaşmanın yol açtığı selleri ve çölleşmeyi, İrlanda’daki patates kıtlığını, sömürgeciliği, köle ticaretini ve sanayi devriminin zenginliği azınlığın elinde toplamasını bu çelişkilere örnek gösterir.

***

1896’da yayımlandığında, bu yazı ana akım antropoloji üzerinde pek etkili olmamıştı. O dönemde yaygın olan görüş (Darwin dahil), önce zekanın ve büyük beynin geliştiği, diğer fiziksel adaptasyonların bunu izlediği yönündeydi. Engels ise tam tersine; dik duruşun ve emeğin (alet yapımının) beyin ve dil gelişimini tetiklediğini savunuyordu.

Bilim bugün Engels’in bazı doğrusal fikirlerinin ötesine geçmiş olsa da (evrimin doğrusal değil, dallanan bir ağaç olması gibi), Engels’in bazı öngörüleri büyüleyicidir. Özellikle gen-kültür ortak evrimi ve niş inşası gibi bugün biyolojinin merkezinde yer alan fikirleri önceden sezmiştir. Türler sadece çevreye uyum sağlamaz, çevreyi de değiştirirler.

Maymunun İnsanlaşmasında Emeğin Rolü, insanın doğayla olan ilişkisini bütüncül bir şekilde ele alır. İnsan aklı, bedeni ve doğa birbirine emek aracılığıyla kopmaz bir şekilde bağlıdır.

Engels; zihin ve bedeni ayıran, insanı doğadan kopuk gören Kartezyen düalizme karşı çıkar. Bugünün küresel çevre krizi bağlamında, Engels’in insanın doğayı dönüştürürken doğanın bir parçası olduğu yönündeki materyalist uyarısı her zamankinden daha geçerlidir.

morningstaronline.co.uk

Çeviren: Yusuf Tuna KOÇ

BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu