Arşivler açık iddialar çürük, Mamdani’nin 24 Nisan yalanları
New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin geçtiğimiz hafta yaptığı “24 Nisan” paylaşımı, 1915 olaylarını tarihsel bağlamından kopararak Amerikan iç siyaseti, diaspora baskısı ve uluslararası propaganda hattının yeni bir enstrümanına dönüştürdü. Mamdani; mesajında “1,5 milyon Ermeni’nin Osmanlı İmparatorluğu tarafından öldürüldüğü” yalanını, 1915’le sınırlı tutmadı; 2020 Karabağ Savaşı ve 2023’te bölgeden ayrılan Ermeniler üzerinden Türkiye ile Azerbaycan’ı açıkça hedef tahtasına oturttu. Ancak Mamdani’nin New York’tan dolaşıma soktuğu sözde soykırım anlatısı, hem arşiv kayıtları hem de Türkiye’nin yıllardır masada tuttuğu “ortak tarih komisyonu kurulsun, arşivler birlikte incelensin” çağrısıyla çelişiyor. Aynı dönemde katledilen yüz binlerce Müslüman Türk’ün yok sayılması ise Mamdani ve diaspora siyasetinin iftiralarını gözler önüne seriyor.
Tarihçi Prof. Dr. Taha Niyazi Karaca, Ermeni ayaklanmalarının başladığı 1890 ile 1896 arasında 25 bin Türk’ün öldürüldüğünü belirtiyor. Karaca, tehcir sırasındaki Ermeni kayıplarının 200 bin civarında olduğunu, bunların çoğunun salgın hastalıklar ve savaş şartları nedeniyle hayatını kaybettiğini; kafilelere saldırarak Ermenileri öldüren 2 binden fazla suçlunun idam ve farklı cezalara çarptırıldığını vurguluyor.
TAŞNAK-HINÇAK’IN KAPATILDIĞI TARİH
Mamdani ve temsil ettiği diaspora çevrelerinin 24 Nisan’da yeniden dolaşıma soktuğu iddialar, hem Türkiye hem de yabancı arşiv belgelerinde tek tek çürüyor. Yalanların başında ise 24 Nisan tarihi geliyor. Osmanlı İdaresi’nin Ermeni vatandaşlara yönelik “zorunlu iskân” kararı, 27 Mayıs 1915’te alındı. Oysa sözde soykırım iddialarını savunan çevrelerin sembol kabul ettiği 24 Nisan, arşiv kayıtlarında ne Ermeni ahaliye yönelik genel bir uygulamaya ne de tehcir kararına karşılık geliyor. Peki 24 Nisan 1915’te ne oldu? Belgelerin yanıtı net: Osmanlı yönetimi, 1894 Sason ayaklanması, 1896 Osmanlı Bankası baskını, 1905’te Sultan 2. Abdülhamid’e düzenlenen suikast girişimi, Rus ordusunun Kafkaslar’daki ilerleyişi sırasında yaşanan casusluk ve silahlı işbirliği faaliyetleri ile 15 Nisan 1915 Van isyanının ardından harekete geçti. 24 Nisan 1915’te yayımlanan bir genelgeyle Taşnak, Hınçak ve benzeri Ermeni komitelerinin kapatılması, örgüte ait evraklara el konulması ve örgüt yöneticilerinin tutuklanması talimatı verildi. Türkiye karşıtı çevreler ise bu tarihi yıllardır ısrarla sözde soykırımın başlangıç günü gibi sunmaya devam ediyor.
İDDİALAR BASKI ARACI
Türk Tarih Kurumu eski başkanlarından Prof. Dr. Metin Hülagü’ye göre, sözde soykırım iddiaları başta Fransa olmak üzere ABD ve İngiltere eksenli bir tehdit unsuru ve siyasi baskı aracı olarak kullanılıyor. Ermeni meselesini emperyalizmin Osmanlı’dan Cumhuriyet’e bıraktığı ağır miraslardan biri olarak değerlendiren Hülagü, 1880’den 1914’e kadar geçen süreçte imparatorluğun birçok bölgesinde Ermeni isyanlarının yaşandığına dikkat çekiyor.
VAN KATLİAMI DÖNÜM NOKTASI
Hülagü’ye göre Birinci Dünya Savaşı yıllarında Van’da yaşanan yıkım da bu tartışmanın en kritik başlıklarından biri. Hülagü, eski Van şehrinin savaşın en ağır izlerini taşıyan merkezlerden biri olduğunu hatırlatırken, “Van, Ermenilerin olsaydı ve biz Van’ı yakmış olsaydık, burası çoktan sembol bir merkeze dönüştürülür, üzerine filmler yapılırdı” sözleriyle Müslüman ahalinin hafızadaki kayıplarının görünmez kılındığını savunuyor.
MÜSLÜMAN TÜRKLER KATLEDİLDİ
Tarihçi Prof. Dr. Recep Karacakaya ise Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermeni çetelerinin saldırılarından kaçarak Anadolu’nun iç bölgelerine sığınan Müslümanların sayısının 1 milyon 236 bin olduğunu söylüyor. Karacakaya, 605 bin kişinin yollarda açlık, susuzluk ve salgın nedeniyle yaşamını yitirdiğini; 1914-1921 arasında ise 516 bin 105 Müslüman’ın katledildiğini belirtiyor. Prof. Dr. Karacakaya; söz konusu belgelerin yalnızca Türk arşivlerinde değil; ABD, Rus, İngiliz, Fransız ve Alman arşivlerinde de yer aldığını bilgisini paylaşıyor.
TEHCİR EDİLEN 700 BİN KİŞİ
Tarihçi Prof. Dr. İbrahim Ethem Atnur da, tehcir edilen Ermenilere yönelik yardımların Türk, Alman, Amerikan ve Avusturya-Macaristan arşivlerinde görülebilceğini ifade eden isimlerden. Atnur ayrıca Ermeni muhacirlerin bütünüyle çöllere sürüldüğü ve kamplarda tutulduğu iddiasınıne propaganda amaçlı bir anlatı olduğunu vurguluyor.
DÜŞMAN SAFINA GEÇTİLER
Alman arşivleri de tartışmanın bir başka ayağını oluşturuyor. Tarihçi Prof. Dr. Selami Kılıç ise şu noktaya dikkat çekiyor: “Alman Büyükelçi Hans von Wangenheim, 18 Mayıs 1915’te Van’ın Ruslar tarafından işgal edildiğini, Ruslarla işbirliği yapan Ermenilerin Müslümanları katlettiğini, 80 bin Müslüman’ın Bitlis’e doğru kaçtığını Berlin’e bildiriyor. Max von Oppenheim’ın raporunda da savaşın başlamasıyla Ermenilerin Fransız, İngiliz ve Rus tarafına geçtiği, Van ve çevresinde Müslümanlara yönelik ağır saldırılar düzenlendiği kayıtlı.”
Türkiye’nin yıllardır yaptığı çağrı ise aynı yerde duruyor: Arşivler açılsın, ortak tarih komisyonu kurulsun, Türk, Ermeni ve uluslararası uzmanlar belgeleri birlikte incelesin.
HUKUKİ KARAR YOK
Uluslararası hukuk uzmanı Emekli Büyükelçi Pulat Tacar ise hukuki boyutu netleştiriyor: “Soykırım suçunun mahkemede hüküm altına alınabilmesi için yalnızca fiiller değil, özel kastın da ortaya konulması gerekiyor. Tacar’a göre bugüne kadar Türkiye aleyhine verilmiş bağlayıcı bir mahkeme kararı bulunmuyor. AİHM’in Perinçek-İsviçre davasında verdiği karar da tartışmanın ifade özgürlüğü boyutunu görünür kıldı.”
[email protected]
Kaynak: Web Özel