Galatasaray daha büyük olmasına rağmen Beşiktaş’ı kabul ettim
Beşiktaş’la 2020-2021 sezonunda şampiyonluk yaşayan ve muhteşem performansıyla Galatasaray’ı da peşinden koşturan Valentin Rosier, o döneme dair flaş açıklamalarda bulundu.
Rosier “Galatasaray daha büyük bir kulüp olmasına rağmen Beşiktaş’ı kabul ettim.” ifadelerini kullandı.
“DAHA BÜYÜK OLMALARINA RAĞMEN…”
Valentin Rosier’in açıklamaları şu şekilde:
“Beşiktaş’tan ayrılırken yaşadıklarım beni gerçekten rahatsız etti; hatta bir depresyon dönemim bile oldu. Şampiyon olduktan sonra Galatasaray beni istemişti. Daha iyi bir teklif sunmalarına ve daha büyük bir kulüp olmalarına rağmen, bu teklifi kabul etmemiştim.”
“HER ZAMAN SADIK KALDIM”
“Beşiktaş’a duyduğum saygıdan dolayı her zaman sadık kaldım. Ancak ayrılık sürecinde yaşadıklarım benim için oldukça rahatsız ediciydi; adeta sırtımdan vurulmuş gibi hissettim. İzin günümde evdeyken menajerlerimin Türkiye’de birlikte çalıştığı menajerden ‘Takımdan mı kovuldun?’ şeklinde bir mesaj aldım. Ben de şaşırıp ‘Ne alaka?’ diye cevap verdim. Ardından Instagram’a girdiğimde, kulübün resmi hesabında Vincent Aboubakar, Valentin Rosier, Rachid Ghezzal, Eric Bailly ve Jean Onana’nın davranışları gerekçe gösterilerek kadro dışı bırakıldığına dair bir paylaşım gördüm. O an olup bitenlerden tamamen habersizdim; bize önceden yapılmış hiçbir bilgilendirme yoktu.”
“GÖRÜR GÖRMEZ TESİSE GİTTİM”
“Paylaşımı gördükten sonra adeta çılgına döndüm. Hemen şoförümü arayıp gelmesini istedim ve kulübe gittim. İzin günü olduğu için ortalık sakindi; orada Jean Onana ile karşılaştım. Beşiktaş’ta kararların 12-15 kişilik bir ekip tarafından alındığını biliyordum ve kadro dışı bırakılma kararımızı da bu ekip almış. O sırada bu ekipten birini, çevresinde başka kişilerle yemek yerken gördüm. Yanına gidip ‘Sorun ne?’ diye sordum. İlk başta geçiştirmeye çalıştı. Ben de ‘Benimle dalga geçmeyi bırak, beni nasıl sosyal medya üzerinden kadro dışı bırakırsınız?’ dedim. Bana ‘Benim haberim yok, toplanıp böyle bir karar almışlar’ diye cevap verdi. Bunun üzerine ‘Nasıl haberin olmaz? Sen de o grubun içindesin’ dedim, o da ‘Ben yoktum’ diye karşılık verdi. O dönemde sportif direktör değişmişti; ismini şu an hatırlamıyorum. Bana ‘Sportif direktör gelecek’ dedi, ben de onu beklemeye başladım.”
“GALATASARAY DAHA BÜYÜK BİR KULÜPTÜ”
“Sportif Direktörün odasına gittim. Bir hafta önce bana “sana güveniyorum” gibi ifadeler kullanmıştı. “Neler oluyor?” diye sordum. Şaşırmış gibi davrandı. “Beni nasıl sosyal medya üzerinden yapılan bir paylaşımla kadro dışı bırakabilirsiniz?” dedim. O da, “Evet, haklısın, bunu iyi yönetemedik, bu paylaşım yapılmamalıydı ama…” dedi; ben de sözünü kestim. “Bunu bana yapamazsınız. Ben Beşiktaş’la şampiyonluk yaşadım. Galatasaray beni istediğinde, size olan saygımdan ve karakterimden dolayı Galatasaray teknik direktörüne mesaj atıp, ‘Hocam, çok büyük bir antrenörsünüz, size saygı duyuyorum ama ben Beşiktaş’ta bunları yaşadım ve burada kalmak istiyorum’ diyerek teklifi reddettim. Üstelik Galatasaray’ın teklifi daha yüksekti, daha büyük bir kulüptü… her neyse, Beşiktaş’ta kaldım o gün.”
“GERÇEKTEN ÇOK ÖFKELİYDİM”
“Beşiktaş için her zaman mücadele ettim ve antrenmanlarda elimden gelenin en iyisini yaptım. Davranışlarım konusunda bana söylenebilecek olumsuz bir şey yoktu. Kendisine küçük biri olmadığımı, ayrıca takım içinde de önemsiz bir oyuncu olmadığımı ifade ettim. Beşiktaş’a üç kupa kazandırdım; uzun süredir böyle bir başarı elde edilmemişti. Ayrıca bir önceki transfer döneminde ayrılmak istediğimi de biliyorlardı. Bu kötü bir ayrılık değildi; Avrupa’ya geri dönmek istiyordum. O dönem bu gerçekleşmedi, sorun değil. Ama önemli olan, durumdan haberdar olmalarıydı; yani ayrılık fikrine kapalı değildim. Keşke bana sadece benimle devam etmek istemediklerini ve kendime bir kulüp bulmamı söylediklerini açıkça ifade etselerdi. Böyle olsaydı hiçbir sorun olmazdı; menajerlerimle konuşur, profesyonelce bir çıkış yolu bulurduk. Ancak kulübün yaptığı gibi bir sabah, hiçbir açıklama olmadan sosyal medya üzerinden bir paylaşımla süreci yönetmek doğru değildi. Sportif Direktör’le aramızda tansiyon yükseldi, kafa kafaya geldik. Yanında koruması da vardı ve bizi ayırdılar. Odadan çıkarken sinirlerime hâkim olamadım ve oradaki bir çöp kutusuna tekme attım; o an gerçekten çok öfkeliydim.”
Çeviri: Nâfi Alpay