Hayatının baharını yaşayanlara dair bir yazı
Hayatının baharını yaşayanlara dair bir yazı
Şehre Giden Yol adlı kitabımın sonunda minik okurlarıma iyisiyle kötüsüyle durmamacasına dönen dünyada gördüğümüz, deneyimlediğimiz, izlediğimiz yani adına hayat dediğimiz şeyin bir perde arkası olduğunu dile getirmiştim. Perdeleri aralama cesareti gösterenler düşüncelerini genel kabul gören klişelerin dışına taşıyanlar değil midir? Dünya yürek burkarak dönmeye devam ediyor. Yaşamın ve insanın ilgiye muhtaç yönü düşünüldüğünde varoluş hikâyeleri mevcut sancıları sağaltabiliyor. Aklıma “Geçmişi olmayan başka bir hayatta yeniden doğma” hissi yaratan iki roman geliyor. Halid Halife’nin ‘Mezarlarında Dua Eden Olmadı’ ile Toni Morrison’un ‘Sevilen’ adlı romanları.

∗∗∗
Perde aralamak demişken günümüzde gelişigüzel servis edilen tarih, bilim, kültür – sanat içeriklerinin doğruluğuna inanmak da gün geçtikçe zorlaşıyor. Hangi mihenk taşı bizlere yardımcı olabilir? Unutulmuş ya da yanlış aktarılmış hikâyelere ulaşabilmek için ne yapmamız gerekir? Raksha Dave’in 50 arkeolojik buluntu üzerinden eski medeniyetleri anlattığı ATALARIMIZDAN DERSLER adlı resimli kitap daha iyi bir gelecek inşa etmede insanlara ilham vermeyi amaç edinmiş dikkate değer bir çalışma. ODTÜ Yayıncılık tarafından basılan kitabın ön kapağında politik aktivist, aktör Tony Robinson’un “Tarihi sadece beyazların yazdığına dair görüşü çürüten değerli bir çalışma” ifadesi yer alıyor. Kitap genç okurlarını ‘eşitlik, kapsayıcılık, sürdürülebilirlik’ kavramlarının örnekleriyle dolu antik bir yolculuğa çıkarıyor.

∗∗∗
Evrenin matematiği tıkır tıkır işlerken insanın nazı, niyazı bitmiyor. İdeal olan küsmeden, küstürmeden, kışkırtmadan, kışkırtılmadan yaşamak olsa da ilkel ve üst benliklerimiz arasında çekişme niyetimize taş koyuyor. İnsanı insana anlatmak büyülü bir hazine. O nedenle çark-ı devranda muhtelif zaafları ve türlü harikalarıyla insanı anlatabilenler bir adım öne çıkıyor.
Misal, bir 80’ler çocuğu olan Hollandalı yazar, müzisyen Yorick Goldewijr kaleme aldığı GÖSTERİMDE OLMAYAN FİLMLER adlı roman. Yazar, annesi hayata veda eden küçük kahramanını zaman ve anılar arasında yolculuğa çıkarıyor. Onu kalbinin derinliklerinde kendisinden bile saklamayı başardığı yerlere ulaştırıyor. Hiçbir şeye bağlı olmayan, bazen tesadüfle dokunulan mutluluklara, bir şey ifade etmediği, göze batmadığı için kimsenin görmediği şeylere dikkat çekiyor. Bu sayede okurlar bir yabancının anılarında ‘tanımadık bir tanıdıklık’ hissiyle dolaşabiliyorlar. (Can Çocuk)

Bir diğer örnek 90 kuşağından yazar ve illüstratör Da Wu’nun sıradanlık içindeki mucizeyi yakalayan KAMP GEZİSİ adlı resimli kitabı. Yazar okurlarını zifiri karanlık bir gecede iki çocuğun kurduğu kamp çadırına konuk ediyor. Çocukların dingin diyaloğunu okuyor, merak ile heyecanın, bilmenin ve ummanın birbirini tamamlayan uyumunu izliyoruz. Sanatçının, hayatın olası mucizelerini kahramanlarına macera yaşatmadan, sürprizsiz anlatma kabiliyetine de şapka çıkarıyoruz. (Kuraldışı Çocuk)

∗∗∗
Her çağ esareti yeniden şekillendiriyor. Çehresi değişse de gençler üzerindeki etkisi değişmiyor. Sağlam bir fikre, örgütlü bir duruşa, aileden okula, sokaktan yerel ve mülki idarelere uzanan önlemler ağına ihtiyacımız var… Biliyoruz ki geleceğimizi mutsuzluğa sürükleyen zihniyetin karanlığı, gecenin karanlığından katbekat tehlikeli.
∗∗∗
Dileyelim Nisan ışığıyla gelsin. Hayatının baharında olanlara ve yaşı ne olursa olsun içindeki bahar dallarını koruyanlara mucizeler getirsin.