Olağan şüpheli CIA, bilim insanlarının ani ölümleri

ABD’de “olağan şüpheli” bir kez daha gündemde. Soğuk Savaş döneminden bu yana MK-Ultra ve benzeri gizli programlarla adı anılan CIA, son yıllarda artan bilim insanı ölümleri ve kayıp vakalarıyla yeniden tartışmaların merkezine yerleşti. Uluslararası medya organları ile ABD basınında yer alan analizlere göre, nükleer enerji ve havacılık gibi kritik alanlarda çalışan isimlerin peş peşe ortadan kaybolması ve şüpheli şekilde hayatını kaybetmesi, geçmişteki karanlık istihbarat operasyonlarını yeniden hatırlatırken, Kongre ve federal kurumları kapsamlı bir soruşturma sürecine zorladı. ABD tarihinde böylesine karanlık vakalarda gözler neredeyse her zaman CIA’in üstüne çevrilmiş olsa da hiçbir soruşturma sonuçlandırılmadı.


ABD medyasındaki değerlendirmelere göre son yıllarda üst düzey gizlilik içeren hassas projelerde görev alan bilim insanlarının kaybolma ve ölüm vakalarında dikkat çekici bir artış yaşanıyor.

ŞÜPHELİ ÖLÜMLER VE KAYIPLAR

ABD merkezli NBC News ve Fox News’in aktardığı bilgilere göre son yıllarda üst düzey gizlilik içeren hassas projelerde görev alan bilim insanlarının kaybolma ve ölüm vakalarında dikkat çekici bir artış yaşandı. NASA Jet Propulsion Laboratory’de (JPL) 25 yıl görev yapan Michael David Hicks’in 30 Temmuz 2023’te 59 yaşında hayatını kaybetmesi, sürecin ilk halkalarından biri olarak gösteriliyor. Ölüm nedeni ise resmi olarak açıklanmadı. 2024 yılında uzay araştırmaları uzmanı Frank Maiwald’ın Los Angeles’ta yaşamını yitirmesi, 2025’te NASA Malzeme İşleme Grubu Direktörü Monica Reza’nın yürüyüş sırasında kaybolması ve halen bulunamaması, dosyayı genişletti. Massachusetts Institute of Technology’de görev yapan füzyon fizikçisi Nuno F.G. Loureiro’nun Aralık 2025’te evinde silahlı saldırıyla öldürülmesi ve Caltech bağlantılı astrofizikçi Carl Grillmair’in benzer şekilde yaşamını yitirmesi de dikkat çeken olaylar arasında yer aldı.

ASKERİ VE NÜKLEER PROGRAMLAR

Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi’nin açıklamasına göre kaybolan veya hayatını kaybeden kişilerin önemli bir bölümü nükleer, uzay ve savunma projelerine erişimi olan isimlerden oluşuyor. Emekli Hava Kuvvetleri Tümgenerali William Neil McCasland’ın 27 Şubat’ta New Mexico’daki evinden hiçbir kişisel eşyasını almadan ayrılarak ortadan kaybolması, Pentagon bağlantılı araştırmaların da mercek altına alınmasına yol açtı. McCasland’ın daha önce Wright-Patterson Hava Kuvvetleri Üssü’nde “gizli” ibareli projelerde görev yaptığı biliniyor. Los Alamos Ulusal Laboratuvarı’nda çalışan Melissa Casias’ın 2025 yılında kaybolması ve telefonunun fabrika ayarlarına döndürülmüş şekilde bulunması da soruşturma dosyasında yer aldı.

Olağan şüpheli CIA, bilim insanlarının ani ölümleri - Resim : 2
1950’li yıllardan bu yana ABD’de çok sayıda bilim insanı ve askeri görevlinin ölmesi ya da ortadan kaybolmasına ilişkin açılan soruşturmalar daima CIA’yi işaret etti. Hiçbir soruşturma sonuçlandırılmadı. (Princeton Üniversitesi)

CIA’NIN KARANLIK GEÇMİŞİ GÜNDEMDE

Uluslararası araştırma kuruluşları ve arşiv belgelerine göre ABD’de bilim insanlarının kaybolması ve şüpheli ölümler ilk kez yaşanmıyor. 1950’li ve 1970’li yıllar arasında CIA tarafından yürütülen MK-Ultra programı kapsamında çok sayıda akademisyen ve araştırmacının deneylerde kullanıldığı, bazı vakalarda ölümlerin “intihar” olarak kayda geçirildiği biliniyor. ABD basını ve Senato İstihbarat Komitesi raporlarına göre biyokimyacı Frank Olson’un 1953 yılında bir otelden düşerek hayatını kaybetmesi, CIA’nin gizli deneyleriyle bağlantılı en tartışmalı vakalardan biri olarak kayıtlara geçti. Daha sonra yayımlanan resmi belgeler Olson’un LSD deneylerine maruz bırakıldığını ortaya koydu. Olson’un ekibinde görev yapan 4 bilim insanının da ölü bulunması gözleri CIA’in o dönem yürüttüğü zihin manipülasyon programı MK-Ultra’ya çevirdi. Soğuk Savaş döneminde yürütülen Project ARTICHOKE ve MK-Ultra gibi programlarda, zihin kontrolü ve davranış manipülasyonu üzerine çalışmalar yapılırken, bu süreçte yer alan bazı bilim insanlarının ortadan kaybolduğu veya şüpheli şekilde öldüğü iddiaları ABD kamuoyunda uzun süre tartışıldı. Washington merkezli Quincy Institute ve Responsible Statecraft analizlerinde de ABD’nin istihbarat projelerinde çalışan bilim insanlarının ölümlerine ilişkin bilgilerin aradan ne kadar süre geçerse geçsin aileler ile paylaşılmadığının altı çiziliyor.

KONGRE’YE GÖRE TESADÜF DEĞİL

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada gelişmeler “son derece ciddi” olarak nitelendirirken, Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt de federal kurumların koordineli şekilde çalıştığını duyurdu. Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi Başkanı James Comer ise yaptığı değerlendirmede olayların “tesadüf olma ihtimalinin düşük” olduğunu belirtti. Demokrat Temsilci James Walkinshaw ise verdiği demeçte soruşturmanın gerekli olduğunu ancak tüm vakaların tek bir merkezden yönetildiğine dair kesin kanıt bulunmadığını ifade etti. ABD basınına göre soruşturmaların merkezinde ise CIA yer alıyor.

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu