13 milyon varillik açık! ‘Hürmüz’ dünyayı şoka sürüklüyor

Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, dünya ekonomisinin ne kadar dar bir enerji boğazına bağımlı olduğunu bütün çıplaklığıyla ortaya çıkarmış oldu. Savaşın ardından fiilen kapanan hatta günlük yaklaşık 21 milyon varillik petrol akışının sekteye uğraması, yalnızca enerji piyasalarında değil, küresel sistemin tamamında zincirleme kırılma yarattı. Savaş nedeniyle petrol piyasasında oluşan yaklaşık 13 milyon varillik arz açığının kısa vadede telafi edilememesi endişelere neden olurken, enerji arzının yaklaşık yüzde 20’sini etkileyen kaosun ne zaman sona ereceği ise belirsizliğini koruyor.


Sanayi tarafında da enerji şokunun sesi yükseliyor. Savaş ve Hürmüz krizi nedeniyle küresel alüminyum üretimi de sekteye uğramış vaziyette.

SUUDİLER’İN DEV REZERVİ

Küresel piyasalarda depreme neden olan Körfez’in sistem içindeki ağırlığı ise rakamlardan yansıyor. Yaklaşık 3,08 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe sahip bölgede, petrol ihracat geliri 581,1 milyar dolara, doğalgaz ihracat geliri ise 70,9 milyar dolara ulaşıyor. Suudi Arabistan 1,24 trilyon dolarlık milli geliri ve 223,4 milyar dolarlık petrol ihracat geliriyle bölgenin en büyük aktörü konumunda bulunurken, Katar 76 bin 690 dolarlık kişi başı gelirle başı çekiyor. BAE’de kişi başı gelir 50 bin doların üzerine yerleşirken, İran ve Irak’ta bu seviyelerin çok daha aşağıda kalması, enerji zenginliğinin bölge içinde bile eşit refah üretmediğini gösteriyor.

PİYASANIN YÜZDE 55’İ

Körfez ülkeleri yaklaşık 866 milyar varillik rezervle küresel petrol rezervlerinin yüzde 55,3’ünü elinde tutuyor. Bölgenin günlük ham petrol üretimi 22,95 milyon varil, ihracatı ise 21,07 milyon varil düzeyinde seyrediyor. Bu rakamlar ise küresel petrol ihracatının yüzde 28,1’ine karşılık geliyor. Doğalgazda da tablo farklı değil. Körfez bölgesi, küresel doğalgaz rezervlerinin yüzde 39,3’ünü barındırırken, üretimdeki pay ise yüzde 16,6’da kalıyor. Bu fark, rezervin tek başına yeterli olmadığını; altyapı, yatırım ve sıvılaştırma kapasitesinin belirleyici hale geldiğini gösteriyor. Katar ve BAE’nin toplam 100 milyar metreküplük LNG ihracatı ise, küresel LNG ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sine denk geliyor. Hürmüz’deki kriz toplam enerji üretiminden çok, küresel sistemin en hassas ve en az esnek alanlarından biri olan LNG ticaretini vuruyor.

KÜRESEL ZAM DALGASI

Savaşın ilk altı haftasında fiyat artışları ise kaosun boyutunu gözler önüne seriyor. Öyle ki, 6 haftalık süreçte jet yakıtı fiyatları yüzde 105 artarak en sert yükselişi kaydetti. Isıtma yağı yüzde 68, amonyak yüzde 60, ham petrol yüzde 60, Avrupa doğalgazı yüzde 58, dizel yüzde 50, üre yüzde 48, benzin yüzde 43, gübre yüzde 35 ve petrokimya ürünleri yüzde 25 yükseldi. Alüminyumda artış yüzde 15, bitkisel yağlarda yüzde 10, gıda genel endeksinde ise şimdilik yüzde 2,5 seviyesinde kaldı.

TABLO KARANLIK

Makroekonomik tablo ise daha da karanlık. Küresel büyüme beklentisi 2026 için yüzde 4’ten yüzde 3,65’e çekildi. Savaşın uzaması halinde bu oranın yüzde 2,6’ya kadar gerileyebileceği belirtiliyor. Küresel enflasyon üzerinde ise kısa vadede yüzde 3-4 ilave fiyat baskısı bekleniyor. ABD’de mart ayında yıllık enflasyonun yüzde 2,4’ten yüzde 3,3’e, Euro Bölgesi’nde ise yüzde 1,9’dan yüzde 2,5’e yükselmesi, enerji şokunun fiyatlar genel düzeyi üzerindeki etkisinin hızlandığını gösteriyor.

13 milyon varillik açık! 'Hürmüz' dünyayı şoka sürüklüyor - Resim : 2
Bölgedeki en önemli merkezlrden biri ise Suudi Arabistan’ın Hürmüz’ü by-pass eden East-West hattı. Merkezin kapasitesi 7 milyon varil/gün olsa da fiili sevkiyatın çoğu zaman 3-4 milyon varil/gün bandında kaldığı belirtiliyor.

TÜRKİYE İÇİN RİSKLER

Türkiye açısından En kritik verilerden başlık ise doğalgaz bağımlılığı. Türkiye’nin doğalgaz talebi 52,784 milyon standart metreküp, ithalatı ise 49,980 milyon standart metreküp düzeyinde. Bu da bağımlılık oranını yüzde 94,69’a çıkarıyor. Hürmüz’deki enerji baskısı yalnızca Körfez’i değil, Türkiye dahil geniş bir ithalatçı sanayi kuşağını doğrudan sarsıyor. Bu durum Türkiye için enerji faturası, cari açık, üretim maliyetleri ve enflasyon üzerinden çok katmanlı bir baskı anlamına geliyor. Petrolde de benzer kırılganlık dikkat çekiyor. Türkiye’nin petrol talebi 900 bin varil/gün, üretimi ise 140 bin varil/gün düzeyinde ölçümleniyor.

EKONOMİDE BASKI ARTACAK

Kurumsal İktisat Uzmanı Gülsev Duran ise mevcut verileri yorumlarken, “Hürmüz’deki kriz nedeniyle LNG sıkışıyor, rafineriler uyumsuz hale geliyor, jet yakıtı sıçrıyor, gübre pahalanıyor, alüminyum üretimi baskılanıyor, enflasyon yeniden hızlanıyor ve büyüme aşağı çekiliyor. Yani dünyayı sarsan şey sadece savaş değil; savaşın küresel ekonominin en hassas damarına denk gelmiş olması. Hürmüz’de daralan hat, dünyanın geri kalanı için genişleyen bir ekonomik baskı alanına dönüşüyor” ifadelerini kullanıyor.

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu