Cari açık, sanayi, kredi riski, ekonomide baskı hattı genişliyor
Türk ekonomisinde son haftalarda peş peşe gelen veriler, dış şokların içerideki kırılganlıkları daha görünür hale getirdiğini ortaya koyuyor. Şubat ayında cari açığın 7 milyar 501 milyon dolara yükselmesi, sadece aylık bir bozulma olarak değil, aynı zamanda Nisan 2025’ten bu yana görülen en yüksek açık olarak dikkat çekti. Enerji fiyatları, dış ticaret dengesi ve sermaye hareketleri üzerindeki baskı dikkate alındığında, cari dengedeki bozulmanın geçici değil daha geniş çaplı bir türbülansın parçası olabileceği belirtiliyor. Öte yandan Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran’ın yaptığı son açıklamalar ise ekonomi çevrelerinde dikkatle izlendi. Aran, savaşla şekillenen mevcut konjonktürün enflasyonla mücadele programını yürütmeye imkan vermediğini belirterek, enflasyonla mücadele programına ara verilmesi ve sanayinin dönüşümünü esas alan yeni bir çerçeveye odaklanılması gerektiğini savundu.
Merkez Bankası rezervlerindeki artış olumlu sinyal olarak değerlendiriliyor.
REZERVLER YÜKSELDİ
Ekonomi cephesindeki olumsuz sinyallere rağmen para piyasalarında son haftalarda bir miktar toparlanma işareti de söz konusu. Merkez Bankası rezervlerinin geçen hafta 170,9 milyar dolara yükselmesi, özellikle kur ve dış finansman tarafında bir süre için rahatlama sağlayabilecek bir gelişme olarak yorumlanıyor. Rezervlerdeki artışın, yeni bir faiz artışı ihtimalini azaltabileceği değerlendirmeleri de yapılsa da analistler, son dönemde yaşanan gelişmelerin, rezervlerde görülen iyileşmenin kırılgan zeminde ilerlediğinin göstergesi olduğunu belirtiyorlar. Dikkat çeken gelişmelerden biri de döviz mevduatlarındaki gerileme. Geçen hafta döviz mevduatlarının bir milyar dolara yakın azalması, dövize yönelik talebin bir miktar zayıfladığı şeklinde yorumlandı. Bu gelişme, kısa vadede Merkez Bankası’nın elini bir miktar rahatlatabilecek bir unsur olarak görülüyor.
KREDİYE ERİŞİM ZORLAŞTI
Öte yandan içerideki fiyat hareketleri de ekonominin farklı katmanlarında karmaşık bir tabloya işaret ediyor. Konut Fiyat Endeksi mart ayında bir önceki aya göre yüzde 2 artarak 219,7 seviyesine çıkarken; yıllık artış ise yüzde 26,4 olarak gerçekleşti. Ancak aynı dönemde konuttaki reel değer kaybının yüzde 3,4 olması, fiyatların nominal olarak yükselse bile enflasyona göre geride kaldığını gösterdi. Analistlere göre krediye erişimin zorlaştığı ve gelir artışının enflasyonun gerisinde kaldığı bir dönemde, konut piyasası nominal yükselişle reel daralma arasında sıkışmış durumda.
BASKININ YANSIMASI
Bankacılık sektöründeki kredi verileri de ekonomideki baskının yalnızca üretim ve dış dengeyle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Toplam kredilerin yıllık artışı yüzde 40’a ulaşırken, bireysel ve KOBİ kredilerindeki artış yüzde 47 oldu. Bu tablo ilk bakışta kredi genişlemesine işaret ediyor gibi görünse de, aynı dönemde takipteki alacak oranlarının yükselmesi dikkat çekici bir göstergeye dönüştü. Toplamda takipteki alacak oranı yüzde 2,7’ye çıktı. Bu oran bireysel kredilerde yüzde 4,3, KOBİ kredilerinde ise yüzde 3,4 olarak kaydedildi.
SAVAŞ SARSTI
Merkez Bankası’nın net döviz pozisyonunda son haftalarda görülen sert dalgalanma da savaşın ekonomide açtığı yarayı gösteren en net başlıklardan biri oldu. 27 Şubat ile 3 Nisan arasındaki beş haftalık dönemde, NDF hariç net döviz pozisyonu 59,1 milyar dolar kötüleşti. Ardından 3 Nisan ile 15 Nisan arasında 22,3 milyar dolarlık bir iyileşme yaşandı. Küresel cephede ise Türkiye’yi rahatlatabilecek en önemli değişkenlerden biri petrol fiyatları olarak öne çıkıyor. Fiyatların 100 doların altında kalması Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler açısından kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Rezervlerdeki artış ve döviz mevduatlarındaki sınırlı gerileme kısa vadede bir nefes alanı açsa da, asıl meselenin güven, üretim ve dönüşüm ekseninde düğümlendiği belirtiliyor.
İSTİHDAM AZALDI
Ortaya çıkan son tabloyu yorumlayan İktisat Uzmanı-Ekonomist Barlas Yurtsever ise “Bütün veriler yan yana konulduğunda ortaya çıkan tablo netleşiyor: Türkiye ekonomisi aynı anda hem dış kaynaklı bir şokla hem de içeride biriken yapısal sorunlarla karşı karşıya. Cari açıkta 7 milyar 501 milyon dolara ulaşan sert bozulma, sanayide 156 bin kişilik istihdam kaybı, kredi sisteminde yükselen riskler ve net döviz pozisyonunda yaşanan büyük aşınma, ekonomide kırılganlığın yalnızca bir alanda değil birçok cephede derinleştiğini gösteriyor” diyor.
[email protected]
Kaynak: Web Özel