Bana süt verdiği koltukta kocasını zehirlediğini öğrendim
Tüm bunlar aslında gerçek kimliğini gizlemek için kullandığı birer maskeydi: Afrika de las Heras, Sovyetler Birliği’nin istihbarat servisi KGB’nin gizli ajanıydı ve Uruguay’ı operasyon üssü olarak kullanarak Soğuk Savaş sırasında bir casusluk ağı kurmuştu.
Bu İspanyol komünist militan, Barcelona’da General Francisco Franco’ya karşı direnişe katıldıktan sonra Sovyet çıkarları için uzun bir kariyerin yolunu açtı. KGB içindeki kod adı “Patria” idi.
İkinci Dünya Savaşı sırasında Ukrayna ormanlarında Nazi işgaline karşı telsiz operatörü olarak görev yaptığı kaydediliyor. Ardından Meksika’da Lev Troçki suikastının planlanmasına katıldı; Paris’te casusluk yaptı; Moskova’da casus eğitmeni olarak çalıştı ve Uruguay’dan yirmi yıl boyunca istihbarat operasyonlarını yönetti.
Albay rütbesine ve çok sayıda madalyaya sahip olan Afrika de las Heras, Sovyetler Birliği’nin çöküşünden kısa süre önce hayatını kaybetti ve belki de hiçbir zaman gün yüzüne çıkmayacak sırları mezarına götürdü.
Onu tanıyan birçok kişi aslında kim olduğunu hiç öğrenemedi. Aynı şey Arjantinli yazar Laura Ramos’un da başına geldi—ta ki bir gün kardeşi gerçeği ortaya çıkarana kadar.
Altyazı: İspanyol Afrika de las Heras, Uruguay’da iki on yıl yaşadı ve buradan Sovyet casusluk ağını kurdu.
Ramos, “KGB Bakıcım” adlı kitabında, çocukluğunda Afrika de las Heras ile olan ilişkisini anlatıyor ve kendisine okuldan sonra atıştırmalık veren bu kadının kim olduğunu ortaya çıkarmak için beş yıl boyunca yürüttüğü araştırmayı paylaşıyor.
Bu, onu kişisel olarak tanıyan biri tarafından yazılmış ilk kitap ve casusun Latin Amerika’daki yaşamının en derin yönlerini ortaya koyan bir çalışma.
Bu süreçte Ramos, hem şaşırtıcı hem de ürkütücü bir keşif yaptı.
Uruguay’a nasıl geldi?
Ramos, Afrika de las Heras’ın Uruguay’a geliş hikâyesinin Paris’te başladığını anlatıyor:
“Oradayken o dönemin en yoksul ama en yetenekli Uruguaylı yazarı Felisberto Hernández’i baştan çıkardı. Evlenip 1947’nin sonunda Montevideo’ya geldiler.”
Uruguay’ın gözlerden uzak olması, ABD’nin atom bombasıyla ilgili bilgi toplamak isteyen Sovyet ajanları için sahte belgeler üretilecek bir üs kurmak açısından idealdi.
Yazarın anlattığına göre bu belgeleri elde etme yöntemi oldukça çarpıcıydı:
“Uruguay’ın iç bölgelerindeki mezarlıklara gider, ölen çocukların mezarlarını bulurdu. Ardından nüfus kayıtlarına gidip doğum belgelerini alır ve hiç yaşamamış bu çocukların kimlikleriyle sahte belgeler hazırlardı.”
Kusursuz bir kimlik
Montevideo’da dikkat çekmemek için, kendisini siyasetten uzak biri olarak tanıttı, çocuk bakımı teklif etti ve terzilik yaptı.
Ramos’un annesi onu o yıllarda tanıdı. Daha sonra Arjantin’e taşındı ve çocuklarını orada doğurdu. Yıllar sonra tekrar Montevideo’ya döndüklerinde, Uruguay’da “María Luisa” adıyla bilinen casusla yeniden bağlantı kurdular.
“En etkili silahı”
Ramos, 1964 yılında bu kadının kendisine ve kardeşine baktığını hatırlıyor:
“Okulun kapısında durduğunu çok net hatırlıyorum. Bizi okuldan alır, evine götürürdü.”
Orta yaşlı, kısa boylu, hafif kilolu, gri saçlı bir kadındı. İspanyol aksanı yoktu.
Sakin bir sesi vardı ama “tatlı biri değildi, daha çok sertti.”
Ramos ve kardeşi onun evine gitmeyi çok severdi çünkü “en etkili silahı” vardı:
“Bize çok lezzetli ve pahalı kurabiyeler verirdi.”
İki ölüm iddiası
Ramos’un araştırması, daha karanlık bir tabloyu ortaya çıkardı.
Afrika de las Heras, Uruguay vatandaşlığını aldıktan sonra eşinden ayrıldı ve daha sonra Sovyetler tarafından gönderilen İtalyan casus Valentino Marchetti ile evlendi.
Montevideo’daki Williman Caddesi’nde bir ev aldılar—Ramos’un çocukken gittiği ev.
Ramos, bir kaset kaydında, Uruguaylı bir kadının şu iddiada bulunduğunu aktarıyor:
“Afrika de las Heras, kocasını zehirledi. Cesedin taşınması için yardım istedi”
Arbelio Ramirez’in öldürülmesi
Ayrıca 1961’de Montevideo’da “Che” Guevara’nın katıldığı bir etkinlikte öldürülen üniversite profesörü Arbelio Ramírez’in ölümünde de rolü olduğu öne sürülüyor.
Ramos’a göre bu iddialara dair dikkat çekici bir detay var:
“Eşinin ölüm belgesini düzenleyen doktor, Arbelio Ramírez’in otopsisini yapan doktorla aynı kişi.”
Yazar, kitabında tüm kanıtları sunduğunu söylüyor.
Ve en çarpıcı ifade:
“Kayda göre kocasını, benim süt içtiğim koltukta zehirlemiş. Bu bana ürkütücü geliyor.”