Tarihi hat canlanıyor! Hicaz hamlesiyle lojistik merkez

Türkiye, Suriye ile demiryolu bağlantılarını yeniden kurmaya yönelik adımlarla bölgesel ticaretin altyapısını şekillendiriyor. Yeni hedef Türkiye’nin mevcut demiryolu ağının Halep kentine kadar uzatılması. Yaklaşık 110 milyon dolarlık maliyetle hayata geçirilmesi öngörülen hat, özellikle yük taşımacılığına odaklanacak. Halep’in Şam ile mevcut demiryolu bağlantısına sahip olması, bu hattın tamamlanmasıyla Türkiye’nin Suriye içlerine ve daha güneydeki pazarlara erişimini mümkün kılacak. Projenin ikinci ayağını ise Nusaybin ile Kamışlı arasındaki hattın yeniden devreye alınması oluşturuyor. Bu bağlantının hayata geçirilmesiyle Türkiye’nin yalnızca Suriye ile değil, Irak’a uzanan ticaret yolları üzerinden Körfez bölgesiyle de demiryolu entegrasyonu kurması hedefleniyor. Yeni projeler, bir zamanlar Anadolu ve Arap yarımadası arasındaki bağlantıyı sağlayan Hicaz demiryolunu gündeme getirdi.


Nusaybin-Kamışlı hattının devreye girmesi, Türkiye’nin Irak pazarına erişiminde alternatif bir kanal oluşturabilir.

REKABET GÜCÜ ARTAR

Ekonomik açıdan bakıldığında, söz konusu projeler Türkiye’nin dış ticaretinde maliyetleri doğrudan etkileyebilecek bir potansiyele sahip. Demiryolu taşımacılığı, karayoluna kıyasla daha düşük maliyetli ve yüksek kapasiteli olması nedeniyle özellikle sanayi ürünleri, enerji ve hammadde taşımacılığında avantaj sağlıyor. Bu durum, Türk ihracatçısının rekabet gücünü artırabileceği gibi, sınır bölgelerinde lojistik, depolama ve gümrük faaliyetleri üzerinden yeni istihdam alanları da yaratabilir.

HALEP TİCARETİ CANLANIR

Halep’in savaş öncesi dönemde Suriye’nin en önemli üretim ve ticaret merkezlerinden biri olması, projenin ekonomik boyutunu daha da öne çıkarıyor. Demiryolu bağlantısının yeniden kurulmasıyla birlikte, Türkiye ile Suriye arasındaki ticaretin yeniden canlanması ve Halep’in bölgesel bir sanayi merkezi olarak kademeli şekilde toparlanması bekleniyor. Öte yandan, Nusaybin-Kamışlı hattının devreye girmesi, Türkiye’nin Irak pazarına erişiminde alternatif bir kanal oluşturabilir. Halihazırda büyük ölçüde karayolu üzerinden yürütülen Türkiye-Irak ticaretinde demiryolu seçeneğinin devreye alınması, taşıma sürelerini kısaltabilir ve maliyetleri düşürebilir. Bu durum, Türkiye’nin Körfez’e uzanan ticaret koridorlarında daha etkin bir rol üstlenmesine zemin hazırlayabilir. Söz konusu projeler, aynı zamanda Türkiye’nin son yıllarda öne çıkardığı lojistik merkez olma hedefiyle de örtüşüyor. Avrupa ile Asya arasında köprü konumunda bulunan Türkiye’nin, güney hattında da demiryolu bağlantılarını güçlendirmesi halinde çok yönlü bir ticaret ağı kurabileceği değerlendiriliyor.

ABDÜLHAMİD BAŞLATTI

Tarihi Hicaz Demiryolu ise bu projelerin sembolik temelini oluşturuyor. II. Abdülhamid döneminde 1900-1908 yılları arasında inşa edilen hat, Şam ile Medine arasında uzanarak hem hac yolculuklarını kolaylaştırmayı hem de Osmanlı’nın bölgedeki idari bağlarını güçlendirmeyi amaçlamıştı. Toplam uzunluğu eklemelerle yaklaşık 1.900 kilometreye ulaşan demiryolu; köprüler, tüneller, istasyonlar ve telgraf hatlarıyla dönemin en kapsamlı altyapı projelerinden biri olarak öne çıkmıştı.

Tarihi hat canlanıyor! Hicaz hamlesiyle lojistik merkez - Resim : 2
Söz konusu projeler, aynı zamanda Türkiye’nin son yıllarda öne çıkardığı lojistik merkez olma hedefiyle de örtüşüyor.

STRATEJİK BİR ADIM

Günümüzde gündeme gelen yeni projeler ise bu tarihi hattın işlevini farklı bir boyuta taşıyor. Dini ve idari amaçlarla inşa edilen bir ulaşım ağı, modern dönemde ticaret ve lojistik odaklı bir ekonomik koridora dönüşme potansiyeli taşıyor. Ancak projelerin hayata geçirilmesi, bölgedeki güvenlik koşulları, Suriye’deki siyasi belirsizlik ve uluslararası yaptırımlar gibi faktörlere bağlı olacak. Uzmanlar, altyapının önemli ölçüde tahrip olduğu bölgelerde ciddi yeniden inşa maliyetlerinin de gündeme gelebileceğine dikkat çekiyor. Tüm bu unsurlara rağmen, Türkiye’nin Suriye üzerinden Orta Doğu’ya uzanan demiryolu hatlarını yeniden devreye alma planları, yalnızca bir ulaştırma projesi değil; bölgesel ekonomik entegrasyonun yeniden kurulmasına yönelik stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor.

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu