Siyasette kadın temsili geriye döndü: Eşitlikten uzaklaşıyoruz
Siyasette kadın temsili geriye döndü: Eşitlikten uzaklaşıyoruz
101 ÜLKEDE KADIN BAŞKAN HİÇ OLMADI
Küresel ölçekte kadınlar hâlâ siyasi gücün merkezinde yer almıyor. Bakanlıkların yalnızca yüzde 22,4’ünün kadınların elinde olması ve parlamentolardaki temsilin yüzde 27,5’te kalması, uzun süredir dile getirilen “kademeli ilerleme” anlatısının artık tıkandığını gösteriyor. Daha çarpıcı olan ise liderlik düzeyindeki tablo: Dünya genelinde yalnızca 28 ülke bir kadın tarafından yönetilirken, 101 ülkede bugüne kadar hiç kadın liderin görev yapmamış olması, siyasetin en üst kademesindeki eşitsizliğin ne kadar köklü olduğunu ortaya koyuyor.
Türkiye bu küresel tablonun dışında değil, aksine birçok başlıkta daha geride bir görünüm sergiliyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kadın milletvekili oranı yaklaşık yüzde 20 civarında seyrediyor ve bu oran küresel ortalamanın altında kalıyor. Ancak mesele yalnızca sayısal temsil değil. Kadınların Meclis’teki varlığı, karar alma süreçlerine aynı ölçüde yansımıyor, parti yönetimlerinden komisyonlara uzanan birçok kritik alanda erkek egemenliği sürüyor. Bu durum, temsilin artmasına rağmen siyasi gücün hâlâ erkekler arasında yoğunlaştığını gösteriyor.
Benzer bir tablo yürütme organında da karşımıza çıkıyor. Türkiye’de kadınlar kabinede son derece sınırlı bir yer bulabilirken çoğunlukla aile ve sosyal politikalar gibi alanlarla ilişkilendiriliyor. Buna karşılık ekonomi, içişleri, savunma ve adalet gibi devletin güç merkezleri erkeklerin kontrolünde kalmaya devam ediyor. Bu dağılım, yalnızca Türkiye’ye özgü bir durum değil, küresel veriler de kadınların siyasette belirli alanlara sıkıştırıldığını, karar alma ve kaynak dağılımını belirleyen kritik pozisyonlardan dışlandığını ortaya koyuyor.
YEREL YÖNETİMLERDE SORUN DERİNLEŞİYOR
Eşitsizliğin en görünür olduğu alanlardan biri ise yerel yönetimler. Türkiye’de belediye başkanlıkları büyük ölçüde erkeklerin elinde bulunurken büyükşehirlerde kadın temsilinin son derece düşük olması dikkat çekiyor. Belediye meclisleri ve il genel meclislerinde de tablo değişmiyor. Oysa yerel siyaset, birçok ülkede kadınların siyasete giriş kapısı olarak görülürken Türkiye’de bu alanın hâlâ en kapalı ve en erkek egemen yapıyı koruduğu görülüyor.
Kadınların siyasetteki varlığını sınırlayan bir diğer faktör ise doğrudan baskı ve şiddet. Küresel ölçekte yapılan araştırmalar, kadın parlamenterlerin büyük çoğunluğunun kamuoyu tarafından yıldırmaya maruz kaldığını ortaya koyuyor. Türkiye’de de kadın siyasetçiler, sosyal medyada hedef gösterilmeden cinsiyetçi dile, doğrudan tehditlerden itibarsızlaştırma kampanyalarına kadar uzanan çok katmanlı bir baskıyla karşı karşıya. Bu durum, siyaseti yalnızca temsil açısından değil, katılım açısından da eşitsiz bir alan haline getiriyor.
Ortaya çıkan tablo, kadınların siyasetteki temsiline ilişkin sorunun kendiliğinden çözülecek bir eşitsizlik olmadığını açık biçimde gösteriyor. Parti yapılarından adaylık süreçlerine, ekonomik kaynaklara erişimden toplumsal cinsiyet kalıplarına kadar uzanan çok katmanlı engeller, kadınların siyasette kalıcı ve etkili bir yer edinmesini zorlaştırıyor. Özellikle kadınların “bakım” ve “aile” ile ilişkilendirilen alanlara yönlendirilmesi, siyasi gücün yeniden erkekler arasında dağıtılmasına yol açıyor.
DEMOKRASİNİN ADETA NİTELİĞİNİ BELİRLİYOR
Kadınların siyasette eşit temsili yalnızca bir hak meselesi değil aynı zamanda demokrasinin niteliğini belirleyen temel unsurlardan biri. Kadınların karar alma süreçlerinde yer almadığı bir sistemde, politikaların toplumun tamamını yansıtması mümkün olmuyor. Küresel veriler ilerlemenin durduğunu ortaya koyarken, Türkiye’de bu eşitsizliğin daha derin ve yapısal bir karakter taşıdığı görülüyor. Bu tablo, demokrasinin yalnızca sandıkla değil, temsilin eşitliğiyle de ölçülmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.
***
ADALET BAKANLIĞI’NDA KADIN YOK
Geçtiğimiz günlerde Adalet Bakanlığı’ndaki tek kadın yönetici de görevden alındı ve yerine bir erkek atandı. Duruma tepki gösteren EŞİK Platformu, “Kadını sistemden çıkarıp yerine erkeği koymak sadece bir atama işlemi değil, ‘kimin söz sahibi olacağına’ dair politik bir karardır. Bir kez daha hatırlatıyoruz, eşit temsil hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz” denildi.