Yeni düzenin ayak sesleri! Nisan için üç kritik senaryo
ABD, İsrail ve İran hattında 28 Şubat’ta başlayan savaş, Avrupa’nın enerji mimarisini sarsarken ortaya çıkan zincirleme kırılma Türkiye’de doğrudan akaryakıt fiyatlarına yansıdı. 28 Şubat sonrasında benzin ve motorin fiyatları hızla yukarı tırmanırken, sahadaki her yeni gelişme pompaya zam olarak yansımaya devam ediyor. Bu yükselişin nisan ayında nasıl bir seyir izleyeceği ise şimdiden piyasanın en kritik başlıklarından biri haline gelmiş durumda. Bu tablo yalnızca fiyat artışıyla sınırlı değil; önümüzdeki döneme ilişkin risk senaryolarını da yeniden şekillendiriyor. Ekonomistler ise nisan ayına dair üç temel senaryonun öne çıktığını belirtiyorlar.
Altın düşerken enerjinin yükselmesi, klasik kriz dinamiklerinin yerini daha karmaşık bir ekonomik düzene bıraktığını ortaya koyuyor.
OLASI 3 SENARYO
İlk senaryo, petrol fiyatlarının 100 doların üzerinde kalıcı hale gelmesi. Bu durumda küresel enflasyonun yeniden ivme kazanması ve merkez bankalarının faiz indirimlerinden uzaklaşması bekleniyor. Böyle bir tablo, altın üzerindeki baskının da sürmesi anlamına geliyor.
İkinci senaryo, enerji arzında ciddi bir kesinti yaşanması. Hürmüz Boğazı’nda olası bir aksama veya İran’ın enerji altyapısına yönelik saldırılar, petrol fiyatlarında çok daha sert bir yükselişi tetikleyebilir. Bu senaryoda altının yeniden güvenli liman olarak öne çıkabileceği, ancak yükselişin enflasyon ve faiz dengesiyle sınırlı kalacağı ifade ediliyor.
Üçüncü senaryo ise diplomatik çözüm ihtimali. İran ile ABD arasında Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yapılabileceği belirtilen görüşmelerin sonuç vermesi halinde piyasaların kısa vadede rahatlayabileceği değerlendiriliyor. Ancak bu ihtimalin zayıf olduğu, risklerin aşağı yönlü değil yukarı yönlü birikmeye devam ettiği vurgulanıyor.
YENİ EKONOMİK DÜZEN
Bu üç senaryo, aslında çok daha derin bir dönüşümün işaretlerini verirken, ortaya çıkan tablo, ise savaşın yalnızca askeri değil; aynı zamanda finansal ve enerji temelli çok katmanlı bir krize dönüştüğünü gösteriyor. İktisat Uzmanı-Gazeteci Barlas Yurtsever de küresel sistemdeki kırılmaya dikkat çeken isimlerden. Haberglobal.com’ye konuşan Yurtsever’in yeni düzene ilişkin saptamaları ise şöyle: “Otuz yıl boyunca küresel ekonomi tek bir motto ile yönetildi: ‘En ucuz nerede üretiliyorsa oraya git.’ Bu modelde stok tutmak israf, fazla tedarikçi ise gereksiz maliyet olarak görülüyordu. Pandemiyle sarsılan, Ukrayna savaşıyla kırılan bu model, Mart 2026 itibarıyla Orta Doğu’daki son krizle birlikte tabutuna son çiviyi de çakmış oldu.”
“MİLLİ GÜVENİK MESELESİ”
“Yeni dönem ‘savaştan sonra barış’ değil, ‘kalıcı teyakkuz’ dönemi. Şirketler artık yalnızca lojistik yönetmiyor; jeopolitik risklerle örülü bir ekonomik güvenlik mimarisi kuruyor. Güvenliğin verimliliğin önüne geçtiği bu yeni hibrit modelde hız değil, dayanıklılık belirleyici hale geliyor. Navlun ve sigorta maliyetlerinde kalıcı bir jeopolitik prim oluşurken ticaret de yalnızca ekonomik değil, ideolojik ve coğrafi yakınlıklara göre şekilleniyor. Devlet müdahalesi ise istisna olmaktan çıkarak yeni kural haline geliyor. Enerji, nadir metaller ve yarı iletkenler ise artık ticari değil, doğrudan milli güvenlik meselesi.”
SEFERBERLİK MİMARİSİ
“Görebildiğini yönetirsin” yaklaşımıyla yapay zekanın tedarik zincirlerinin merkezine yerleştiğini de belirten Yurtsever, “Eski dünyanın tedarik zinciri yönetimi anlayışının yerini, yeni dönemde ‘ekonomik seferberlik mimarisi’ alıyor. Buna göre iyi bir tedarik zinciri en ucuz olan değil, en dayanıklı olan olarak tanımlanıyor. Şirketler maliyeti minimize eden değil, krizi yönetebilen yapılar kurmaya yöneliyor” diye konuştu.
Hürmüz krizi kaynaklı akaryakıttaki sert eğri, önümüzdeki dönemde maliyet enflasyonunun en güçlü taşıyıcılarından biri olmaya aday.”
RAKAMLAR UÇTU!
Kurumsal İktisat Uzmanı Gülsev Duran ise veriler üzerinden yaptığı değerlendirmede, savaşın akaryakıt fiyatları üzerindeki etkisini net bir şekilde ortaya koyarken, şu bilgileri aktardı: “19 Şubat’ta yaklaşık 57 TL seviyesinde olan benzin fiyatı, daha kademeli bir artışla 23 Mart itibarıyla 62 TL bandına yükseldi. Aynı dönemde motorin ise 58 TL seviyesinden başlayarak 71 TL’ye kadar çıkarak çok daha sert bir fiyat hareketi sergiledi.”
“ENFLASYONA YANSIR”
“Motorindeki sıçrama daha çarpıcı bir seyir izledi. 24-25 Şubat’ta 60 TL seviyesine çıkan fiyat, Mart’ın ilk haftasında 63-65 TL bandına, ikinci haftasında 66 TL’ye yükseldi ve 20 Mart civarında 70 TL’nin üzerine çıkarak en keskin kırılmasını yaşadı. Benzin tarafında ise daha sınırlı bir artış görüldü. 27-28 Şubat civarında 58 TL’ye yükselen fiyat, Mart boyunca daha küçük adımlarla ilerleyerek 60-62 TL bandına ulaştı. Bu görece yumuşak seyir, rafineri marjları ve vergi yapısının dizel kadar hızlı tepki vermemesinden kaynaklandı.”
[email protected]
Kaynak: Web Özel