Devam eden savaşa adil yaklaşım için Türkiye’ye güven artıyor: Bakan

Cumartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “(Savaş başladıktan sonra) Türkiye’ye olan güvenin arttığını görüyoruz. Bu konuda hiçbir zaman çelişkili bir tutum sergilemedik. Her iki tarafa da ne hatalar yaptığını söylediğimizin herkes farkında. İran’a ve Körfez ülkelerine yapılanların ne kadar yanlış olduğu konusunda görüşümüzü güçlü ve net bir şekilde dile getiriyoruz.”

Fidan ayrıca, Körfez ülkelerinin Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da yaptıkları toplantıda, mevcut durumun devam etmesi halinde harekete geçmek zorunda kalabileceklerini söylediklerini, artan risk düzeyine vurgu yaptığını söyledi. Bakan, bu hafta başında Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) kapsayan bölgesel bir tura çıktı.

He said Gulf countries estimate that the war will continue for another two or three weeks, emphasizing the importance of the US in this matter. Körfez ülkelerinin, kendi hava sahalarının veya topraklarındaki üslerin İran’a karşı kullanılmasına izin vermeyeceklerini ve bu savaşın bir parçası olmayacaklarını başından beri beyan ettiklerini ifade etti. Bu ülkelerin ayrıca İran’ın sadece askeri üslere değil, sivil altyapıya ve ekonomik hedeflere de kasten saldırılar düzenlediğini söylediğini sözlerine ekledi.

Türkiye’nin başkenti Ankara’da gazetecilere verdiği demeçte, “İsrail ABD’yi etkilemeye çalışacak ve yakın vadede ateşkesi veya barışa ulaşmayı engellemeye çalışacak. ABD ile İsrail’in başlangıçtaki pozisyonlarının birbirinden uzaklaştığı yönünde artan bir değerlendirme var. Bu da daha uzun bir savaşa yol açabilir.” Fidan, savaş devam ederken müzakerelerin pek olası görünmediğini söyledi. Ancak kendisi, kısa süreli bir ateşkesin ardından dikkate alınması gereken bir olasılık olduğunu da sözlerine ekledi: “Taraflar bu dönemde müzakerelere başlayabilir ve aynı zamanda müzakerelerin başarısız olması durumunda savaşı sürdürme seçeneğini de açık tutabilirler.

“İsrail, İran’a daha fazla zarar vermek için savaşı mümkün olduğu kadar uzatma politikasını benimseyebilir.”

Savaşı Tel Aviv’in başlattığını kaydeden Fidan, sorunun savaşı sona erdirme planlarının olmayışı değil, İsrail’in barışı sürdürme konusundaki isteksizliği olduğunu söyledi.

Körfezdeki değişiklikler

Savaştan sonra Körfez ülkelerinde birçok değişikliğin yaşanabileceğini söyleyen Fidan, ülkelerin savunma alanında yeni seçenekler aramaya başlayabileceğini ifade etti.

“Savaşın sona ermesinin ardından Körfez ülkeleri İran’dan beklentilerini net bir şekilde ortaya koyabilir ve belirli koşullar sağlanırsa odak noktası ekonomik işbirliğine kayabilir. İran da Körfez’deki ABD üsleriyle ilgili bazı taleplerle öne çıkabilir.”

Durumun “tüm bölgeyi kapsayacak uzun süreli bir savaşa dönüşmesini” hiçbir şekilde istemediklerini vurgulayan Fidan, Ankara’nın “savaşın bir an önce sona erdirilmesi için dün Riyad’da yapılan toplantı gibi bölgesel girişimler başta olmak üzere” tüm diplomatik kanalları kullanmaya devam edeceğini söyledi.

‘Ortak zemin’

Fidan, 19 Mart’ta Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde Riyad’da yapılan toplantıya ilişkin, Körfez ülkelerinin bu toplantıyı tek gündem maddesiyle düzenlediğini söyledi.

“Toplantı, İran’ın bu ülkelere yönelik gerçekleştirdiği saldırılara ilişkin bölge ülkelerinin değerlendirmelerini toplamak amacıyla yapıldı. Savaştan doğrudan veya dolaylı olarak etkilenen tüm bölge ülkeleri masanın etrafındaydı. Ortak zemin bulma çabasıydı.”

Fidan, toplantıda herkesin durumun aciliyetinin altını çizdiğini, toplantının tek maddelik bir gündemin olduğunu ve ortak açıklamanın da bunu yansıttığını söyledi.

“İlkeli duruşumuzu sürdürüyoruz. Hem İsrail’in saldırganlığına ve yayılmacılığına hem de İran’ın savaşı bölgeye yaymaya yönelik eylemlerine karşı çıkıyoruz. Riyad toplantısı sadece İran gündemi etrafında düzenlenmesine rağmen bu savaşın ortaya çıkmasında İsrail’in rolünü vurguladık. Ayrıca ortak açıklamada İsrail’in bölgedeki yayılmacılığının oluşturduğu tehdide değinilmesini sağladık.”

Bu eleştirilerini her platformda en üst düzeyde dile getirdiklerini ve buna göre adım attıklarını söyleyen Fidan, başından beri İsrail’i en sert şekilde eleştiren ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı.

Fidan, arabuluculuk konusunda da şunları söyledi: “Bulunduğumuz yerden öne sürdüğümüz öneriler aslında istikrar arayışının bir parçası, herkesin çıkarına olan bir şey.”

“Ama taraflar istikrardan ziyade kazanımı, zaferi, hakimiyeti ön planda tuttuğunda iş başka bir noktaya gidiyor. O zaman görüşmeler sadece konuşmak için yapılıyor. Ana gündemi farklı bir şekilde ilerletmek için yapılıyor. Bu yönde sinyaller alıyoruz.”

AB ile ilişkiler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AB ile ilişkiler konusundaki duruşuna vurgu yapan Fidan, “Avrupa’da da üyelik sürecini bizimle yürütecek siyasi iradenin ortaya çıkmasını bekliyoruz” diyerek, Türkiye’nin hedefinin değişmediğine dikkat çekti.

Fidan, AB ile iyi ilişkilerin sürdürülmesinin her halükarda çok önemli olduğunu belirterek, gümrük birliğinin modernizasyonu ve vize serbestisinin önemli konular olduğunu ve bu konularda görüşmelerin devam ettiğini kaydetti.

“İlişkilerde belli bir istikrarı koruyoruz. Kötüleşmiyorlar, daha da gelişebilirler.” diye ekledi.

Noting that the EU requires Türkiye in an array of areas, including combating illegal migration and terrorism, he said: “They are also constantly knocking on our door on issues such as the evacuation of their citizens from Iran, the Middle East, and elsewhere. We are providing the necessary support in these matters as well. Our military capabilities are already clear.”

Vize serbestisi ile ilgili geri kalan 6 kriter üzerinde ilgili kurumların çalışmaları devam ediyor” dedi.

Başa dön tuşu