Çanakkale’de yurttaşlar laiklik için sokağa çıktı
Çanakkale Emek Barış ve Demokrasi Güçleri tarafından yapılan basın açıklaması şöyle:
“Türkiye uzun süredir siyasal İslamcı bir kuşatma altındadır. Cumhuriyetin en temel kazanımlarından biri olan laiklik, siyasal iktidarın bilinçli ve sistematik politikalarıyla hedef alınmakta; eğitimden hukuka, kamusal yaşamdan üniversitelere kadar hayatın her alanında laikliğin içi boşaltılmaktadır. İktidar, toplumu özgür yurttaşlardan oluşan bir toplum olmaktan çıkarıp biat eden, itaat eden ve sorgulamayan bir düzene mahkûm etmek istemektedir.
Bu dönüşümün en kritik alanlarından biri eğitimdir. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okullara gönderilen Ramazan genelgesi, eğitimin dinselleştirilmesi yönündeki politikaların yeni bir adımıdır. Okullar tüm toplumun ortak kamusal alanlarıdır. Farklı inançlardan ve inançsız yurttaşların çocuklarının bir arada eğitim gördüğü bu alanlarda devletin görevi herhangi bir dini pratiği teşvik etmek değil, bilimsel, laik ve eşit bir eğitim sağlamaktır. Ancak siyasal iktidar, eğitim kurumlarını dini referanslara göre şekillendirerek laik eğitimi tasfiye etmeye çalışmaktadır.
Bu genelge, yıllardır sürdürülen eğitimi dinselleştirme politikalarının yeni bir halkasıdır. Tarikat ve cemaatlerin okullara sokulması, çocukların ve gençlerin gerici yapıların insafına bırakılması, bilimsel eğitim yerine dogmanın teşvik edilmesi, yurtların ve eğitim alanlarının gerici yapılara açılması bu politikanın parçalarıdır. Bugün Ramazan genelgesiyle yapılmak istenen şey, kamusal ve laik olması gereken eğitim alanını adım adım dini kurallara göre düzenlemektir.
Bu politikaların amacı açıktır. Siyasal iktidar, ülkeyi derin bir yoksulluğa, eşitsizliğe ve baskı rejimine sürüklerken; bir yandan da dinselleşirmeyi büyüterek kendi iktidarını tahkim etmeye çalışmaktadır. Emekçiler yoksullaşırken, gençlik geleceksizliğe mahkûm edilirken, kadınlar her gün artan şiddetle karşı karşıya kalırken iktidar tüm bu gerçekleri örtmek için toplumu dinselleştirme ve kutuplaştırma politikalarıyla kuşatmaktadır.
Üstelik bu dönüşüm yalnızca iç politikayla sınırlı değildir. Türkiye bir yandan emperyalist güçlerle kurulan bağımlılık ilişkileri içinde hareket etmeye zorlanırken, içeride de toplum daha kolay yönetilebilsin diye gerici ideolojik kuşatma derinleştirilmektedir. Siyasal iktidar, ülkeyi Ortadoğu’nun karanlık düzenine yaklaştıran bir hattı bilinçli biçimde sürdürmektedir.
Ancak bütün bu karanlık tabloya rağmen toplumdan yükselen laiklik talebi bastırılamamaktadır.
Siyasal iktidar bu talepten rahatsız olmakta ve laikliği savunan yurttaşları soruşturmalarla, baskılarla ve yıldırma politikalarıyla susturmaya çalışmaktadır. İmza kampanyalarına destek veren akademisyenlere, aydınlara ve yurttaşlara yönelik başlatılan soruşturmalar bunun en açık göstergesidir.
Buradan açıkça ifade ediyoruz:
Laikliği savunmak suç değildir.
Suç olan, Anayasa’da güvence altına alınmış laiklik ilkesini ortadan kaldırmaya çalışmaktır.
Suç olan, okulları gericiliğin alanı haline getirmektir.
Suç olan, çocukların bilimsel eğitim hakkını gasp etmektir.
Laiklik yalnızca bir anayasal ilke değildir.
Laiklik; kadınların özgürlüğüdür.
Laiklik; çocukların bilimsel ve eşit eğitim hakkıdır.
Laiklik; farklı inançların ve inançsızların eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabilmesinin güvencesidir.
Bugün laikliği savunmak, yalnızca bir ilkeyi değil toplumun özgürlüğünü, eşitliğini ve geleceğini savunmaktır.
Buradan bir kez daha ilan ediyoruz:
Okullar gericiliğin değil bilimin yuvası olacaktır.
Çocukların eğitim hakkını savunacağız.
Kamusal yaşamın dinsel dayatmalarla kuşatılmasına izin vermeyeceğiz.
Soruşturmalarla, baskılarla ve tehditlerle laiklik mücadelesi susturulamayacaktır.
Ramazan genelgesi derhal geri çekilmelidir.
Tüm yurttaşları, öğrencileri, öğretmenleri, akademisyenleri ve emekçileri, bu mücadeleye destek olmaya çağırıyoruz.”