Savaş piyasaları sarsıyor! Enflasyon düşüşü duracak mı?

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş, küresel ekonomik krize doğru evriliyor. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapalı tutma stratejisini sürdüreceğini açıklaması petrol piyasalarında şok dalgası yaratırken, enerji fiyatlarındaki yükseliş küresel üretim maliyetlerinden Türkiye’nin cari açığına, enflasyondan finansal piyasalara kadar geniş bir alanda baskı oluşturuyor. Deutsche Bank Türkiye Ekonomisti Yiğit Onay’ın yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 25’e, politika faizi beklentisini ise yüzde 31’e yükseltmesi olası riskleri yansıtırken, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “savaş uzarsa ciddi enflasyon riski oluşur” uyarısı da endişeleri artırıyor. Öte yandan Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi’nin şubatta yıllık yüzde 40,1 artması, gıda enflasyonunun önümüzdeki dönemde de ana risk kalemlerinden biri olacağını ortaya koyuyor. Özellikle motorin ve gübre maliyetlerindeki olası artışın, tarımsal üretim maliyetlerini daha da yukarı çekerek fiyat baskısını derinleştirmesi bekleniyor.


Uluslararası Enerji Ajansı’nın yaklaşık 400 milyon varillik stratejik rezervi piyasaya bırakmasına rağmen petrol fiyatlarındaki artışın sürmesi ise piyalarda endişeleri katlamış durumda.

CİDDİ MALİYET ARTIŞI

Petrol fiyatlarının yükselmesi dünya genelinde enflasyon baskısını artırırken, özellikle enerji ithalatına bağımlı ülkelerde ekonomik dengeleri bozabilecek bir etki yaratıyor. Enerji maliyetlerindeki artış yalnızca akaryakıt fiyatlarını değil, küresel üretim sisteminin birçok alanını doğrudan etkiliyor. BMO Capital Markets tarafından yapılan analizlere göre petrol fiyatlarında yaşanan her yüzde 10’luk artış, enerji yoğun sektörlerde ciddi maliyet artışlarına yol açıyor. Bu artış demir cevheri üretim maliyetlerini yaklaşık yüzde 4,2, bakır madenciliği maliyetlerini yüzde 3,5 ve altın üretim maliyetlerini ise yaklaşık yüzde 2 oranında yükseltiyor.

YATIRIMCIYI ETKİLEDİ

Öte yandan savaş uzadıkça Türkiye’nin finans piyasası da olumsuz etkileniyor. Artan jeopolitik riskler küresel yatırımcıların daha güvenli limanlara yönelmesine neden olurken, bu durum Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalara yönelik sermaye akışını da zayıflatıyor. Yapılan analizlerde ise özellikle yabancı yatırımcıların Türkiye piyasalarından çıkışına dikkat çekiliyor. Merkez Bankası verilerine göre savaşın başlamasından sonraki haftada yabancı yatırımcılar 1 milyar 725,5 milyon dolar devlet tahvili ve 755,6 milyon dolar hisse senedi satarak toplamda 2 milyar 422 milyon dolarlık çıkış gerçekleştirdi. Böylece Türkiye piyasaları son 11 ayın en sert yabancı satışlarından biriyle karşı karşıya kaldı.

CARİ AÇIK ARTIYOR

Savaşın yarattığı belirsizlik ortamı Merkez Bankası’nın para politikası kararlarını da etkiledi. Banka yılın ikinci Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. Gecelik borç verme faizi yüzde 40, gecelik borçlanma faizi ise yüzde 35,5 seviyesinde bırakıldı. Enerji fiyatlarındaki yükseliş Türkiye açısından en kritik risklerden biri olarak görülüyor. Türkiye enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalat yoluyla karşılayan bir ekonomi olduğu için petrol fiyatlarının yükselmesi doğrudan cari açığı etkiliyor.

ENFLASYON NE OLACAK?

Enerji fiyatlarındaki yükseliş enflasyon beklentilerini de etkiliyor. Merkez Bankası’nın Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre 12 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 22,10’dan yüzde 22,17’ye yükselirken, yıl sonu enflasyon beklentisi ise yüzde 25,38’e çıktı. Ekonomide yaşanan sıkışma reel sektöre de yansımaya devam ediyor. Geçen yıl sonunda 23 milyon 444 bin olan icra dosyası sayısı, 11 Mart itibarıyla 24 milyon 402 bine yükseldi. Böylece yılın ilk aylarında 407 bin dosyalık artış yaşandı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısından sonra geçen 11 günlük süreçte icra dosyası sayısı 80 bin 529 adet arttı. UYAP verilerine göre günlük yeni icra dosyası sayısı geçen yılın ortalamasına göre yüzde 4,2 artarak 5 bin 827’ye yükseldi.

30 MİLYAR DOLAR OLDU

Savaşın ekonomideki olumsuz etkilerini yorumlayan Kurumsal İktisat Uzmanı Gülsev Durun ise, “Savaşın uzaması piyasaları sarsıyor. Öyle ki; daha önce 25,2 milyar dolar olarak açıklanan cari açık, faiz giderlerinin güncellenmesiyle 30,1 milyar dolara yükseltildi. Net hata ve noksan kalemi ise 16,6 milyar dolardan 12,7 milyar dolara revize edildi. Bu güncellemenin ardından cari açığın milli gelire oranı yüzde 1,6’dan yüzde 1,9’a çıkarılmış oldu” bilgisini paylaştı.

Savaş piyasaları sarsıyor! Enflasyon düşüşü duracak mı? - Resim : 2
Analistlere göre İran’ın; Hürmüz Boğazını kapalı tutma stratejisi yalnızca petrol fiyatlarını yükseltmek amacı taşımıyor. Tahran yönetiminin aynı zamanda küresel ekonomiyi baskı altına alarak ABD ve müttefikleri üzerinde siyasi ve ekonomik bir baskı oluşturmayı hedeflediği de vurgulanıyor.

YÜZDE 26 TAHMİNİ

İktisat Uzmanı Tuğrul Belli ise savaşın uzamasının yaratabileceği ekonomik risklere dikkat çekerek şu saptamaları gündeme taşıdı: “Eşel mobil sistemine geçilmesi sayesinde fiyat artışlarının tamamının pompa fiyatlarına yansıması engellenmiş olsa da bu seviyelerde kalması halinde akaryakıt fiyatlarının enflasyona yaklaşık yüzde 2,5 katkı yapması beklenebilir. Bu nedenle piyasanın yüzde 23 civarındaki yıl sonu enflasyon beklentisinin yüzde 25-26 bandına yükselmesi sürpriz olmayacaktır.”

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu