İstediğimizi yap meşruiyeti kap

İstediğimizi yap meşruiyeti kap

ARTIK GİZLEMİYORLAR

Konuya ilişkin batı medyasında çıkan kimi analizler de bu iddiayı doğrular nitelikte. İngiltere merkezli The Economist dergisi, Erdoğan’ın Türkiye’nin jeopolitik konumunu kullanarak Batılı müttefiklerinin ülkedeki demokratik gerilemeyi ve Ekrem İmamoğlu davasını görmezden gelmelerini sağladığını vurgulayan bir analiz yayımladı.

Dergi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin jeopolitik ağırlığını Batı nezdinde bir koruma kalkanına dönüştürdüğünü, bu sayede ülkedeki demokratik gerileme ve Ekrem İmamoğlu davası gibi başlıklarda dış dünyanın eleştirilerini sınırladığını hatırlattı. Dergi, Batı’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyacın artmasının, içeride yaşanan gelişmelerin daha az önemsenmesi sonucunu doğurduğunu vurguladı.

Öte yandan Erdoğan, ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sürerken silah, mühimmat ve patlayıcıların Türkiye’den transit geçmesi yönünde bir karar imzaladı. Karara göre “Harp araç ve gereçleri ile silah mühimmat ve bunlara ait yedek parçalar, askeri patlayıcı maddeler ve bunlara ait teknolojilerin Türkiye gümrük bölgesinden transit geçişine ve transit ticaret kapsamında yeniden ihracatına” izin verildi.

HER ŞEY İKTİDAR İÇİN

Erdoğan ile Donald Trump arasındaki yakın ilişkinin de meyvelerini verdiğini belirten The Economist, ABD hükümetinin 9 Mart’ta Halkbank ile bir anlaşmaya vardığını ve bankanın milyarlarca dolarlık cezalardan çok hafif bir yaptırımla kurtulduğunu yazdı. Ayrıca, Trump’ın İran içinde silahlı bir Kürt ayaklanması başlatma planını Türkiye’nin baskısıyla rafa kaldırdığı ileri sürüldü. Dergi, Erdoğan’ın Batı için vazgeçilmezliği arttıkça, en büyük rakibi olan İmamoğlu’nun parmaklıklar ardında geçireceği sürenin de o kadar uzayacağı yorumunda bulundu. Konuya ilişkin görüşlerini BirGün’e aktaran CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Yunus Emre, iktidarın dış politika hamlelerini eleştirerek, bölgesel krizlerin Türkiye’nin çıkarları yerine Erdoğan’ın iktidarını koruması ve iç politikadaki baskıyı artırması için kullanıldığını vurguladı. “İktidar, Türkiye’nin dış politika ve güvenlik meselelerini ele alırken ulusal menfaat ve bölgesel barış önceliğiyle hareket etmiyor. Bunun yerine, Erdoğan’ın iktidarda kalması için bu konuyu nasıl kullanılabilir? Yaklaşımını benimsiyor” diyen Emre şu değerlendirmeyi yaptı: “İran savaşı, Ukrayna-Rusya savaşı ve Suriye’deki gelişmeler gibi kritik olaylar, Erdoğan’ın iktidarını sürdürmesi için birer fırsat penceresi olarak görülüyor. Özellikle uluslararası basında, bu krizlerin Erdoğan’ın “vazgeçilmezlik” kartını oynamasına ve iç politikadaki rakiplerini baskı altında tutmasına hizmet ettiği yönünde değerlendiriliyor.

Söz konusu durum iki taraflı bir fayda ilişkisine dönüşmüş durumda. Bir yanda iktidarını korumak isteyen bir yönetim, diğer yanda ise bu “zaafı” kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak isteyen yabancı güçler. Bu zaafın farkında olan ABD ve İsrail’de İran savaşında Erdoğan’ı kullanışlı bir aparat olarak görüyor. Halk desteğinin azaldığı bir ortamda iktidarda kalabilmek için demokratik yöntemlerin dışına çıkıldığı, rakiplerin yargı yoluyla tasfiye edilmeye çalışıldığı bir ortamda, Türkiye’nin çıkarlarından taviz verilmesi de çok normaldir.

Mevcut “başkanlık rejimini” kuran yapının kendi kendine demokratik bir değişim sergilemeyeceği, aksine baskıyı derinleştirmek isteyeceğini öngörüyorum. CHP olarak bu mücadeleyi sonuna kadar sürdürmeye devam edeceğiz.

BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu