Ekran turizmi sorunları örtmez
Ekran turizmi sorunları örtmez
Bakanlığın “yeni nesil turizm tanıtım stratejisi” olarak sunduğu teşvik programı kamu kaynaklarının nereye harcanacağına dair soruları gündeme getirirken bu hamlenin AKP’nin kültürel hegemonya kurma stratejisinin bir parçası olduğu yorumu yapıldı. Sinema Emekçileri Sendikası (Sine-Sen) Başkanı Galip Görür ve yazar Şenay Aydemir konuyu BirGün’e değerlendirdi.
HAK KAYBI YAŞIYORUZ
Sine-Sen Başkanı Galip Görür ‘‘Sinema emekçileri 6 günde 120-130 ya da 150 dakikalık film üretmek durumunda. Yani günde 15-16 saat çalışma ile karşı karşıya’’ dedi. Bakan Ersoy’un “120 dakika dizi üretiyoruz, her 40 dakika için de 33 bin dolar teşvikte bulunacağız yapımcıya” sözlerini hatırlatan Görür şunları söyledi:”Sinema emekçileri orantısız çalışma saatleri ve mesai ücreti almaksızın bu filmi üretiyor. Burada sömürü mekanizmasının derinleşmesi söz konusu. Aynı zamanda Bakan dizilerin 1 milyar dolar ihraç kalemi olduğunu söylüyor. 1 milyar ihracat kalemi olan bir sektörde insanların çoğu kez sigorta primleri eksik ödeniyor; asgari ücret üzerinden ödeniyor ve geri kalanı elden veriliyor. Buradaki hak kaybı, sömürü mekanizması aslında çok belirleyici. Çünkü bu insanın günlük hayatından aşağı yukarı 16 saat çalınıyor. 16 saat çalındıktan sonra “sen asgari çalıştın” deniyor, asgari ücret üzerinden prim ödeniyor ve çok ciddi mağduriyetler oluşuyor.” İhraç edilen filmlerin çoğu kez telif haklarının da oyunculara, yönetmene ödenmediğini belirten Görür, ‘‘Bir yere servet, bir yere sömürü birikmiş durumda aslında. Film ve sanat alanındaki kamu destekleri, iktidarın kültürel hegemonya kuran, oto-sansürü derinleştiren ve ifade özgürlüğünü baskılayan bir mekanizma olarak işletilmekte. Kamusal kültür politikalarının ifade özgürlüğü ve sanatsal özerklik temelinde yeniden yapılandırılmasını; içerik yönlendirme ve ideolojik koşullardan arındırılmasını, desteklerin emek ve üretim süreçlerinde yasalara uygunluk, iş güvenliği ve sosyal haklara uyum kriterlerine göre dağıtılmasını, bağımsız biçimde denetlenmesini talep ediyoruz’’ diye konuştu.
Yazar Şenay Aydemir ise dizi sektöründe güçlü yapımcıların dizilerini zaten yurt dışına satabildiğine dikkat çekti. Aydemir Şunları aktardı: ‘‘Açıklanan destek programıyla küçük yapımcıları zor günler bekliyor. Çünkü onlar oyunun iyice dışına itilecek. Üretilen yapımlar iç piyasada para kazanmadıkça set emekçilerinin ödemeleri aksıyor. Bu, sektörde 15 yıl önce büyük bir sorundu. Bir noktada bu durum düzeldi ama piyasa o günlere dönmüş gibi görünüyor. Reklam gelirlerinin düşmesi, iç piyasada para kazanılamaması dizi sektöründe önce emekçilerin kaşelerinin düşmesi sonra da işsizlik demek. Sektörde üretim azaldıkça emekçi de uzun vadede işsiz kalıyor. Amaç sektörü güçlü tutmaksa önce üretimin desteklenmesi ve finansal problemlerin çözülmesi gerekiyor. Aksi takdirde güçlüler daha güçlü zayıflar da daha zayıf olacak.
***
NE OLMUŞTU?
Bakan Ersoy, Türkiye’de yayınlanan ve kriterleri karşılayan dizilerin her bölümü için, Bakanlık olarak toplamda 100 bin dolar karşılığı Türk lirasına kadar destek sağlanacağını, 40-45 dakika olarak yurt dışında yayınlanan dizilerin bölüm başına 33 bin dolara kadar destek verileceğini duyurmuştu.
Türk dizi sektörünün 170 ülkeden 1 milyara yakın izleyiciye ulaştığını vurgulayan Ersoy, “Türkiye, satış ve ihracat gücü açısından dünyanın en büyük üç televizyon endüstrisinden biri. Sektörümüz, 1 milyar doları aşan ihracat geliri ile tarihi bir eşiği geride bırakmıştır. Dizileri yeni tanıtım vizyonumuzun lokomotifi yapıyoruz. Türkiye’nin tanıtımına katkı sağlayan, 3 kıtada ve 10 ülkede yayınlanan dizilerimize, Sinema Genel Müdürlüğü ve Türkiye Turizm Geliştirme Ajansı ile destek sağlayacağız. Türkçenin yaygınlaşmasına sağlanan katkı, ihraç edilen ülke sayısı, satış tutarı, reyting ve izlenme verileri gibi hususlar dikkate alınacak ve destekler bu doğrultuda verilecek” demişti.