14 Mart Tıp Bayramı’nın Unutulmaz Direniş Öyküsü ve Hikmet’in Mirası –
Gözden Kaçırmayın
Karabağlar’da Ramazan Şerbeti İkramıyla Teravih Sonrası Bereket Paylaşıldı
14 Mart Tıp Bayramı: Bir Direnişin ve Onurun Simgesi
14 Mart Tıp Bayramı, Türk tıp tarihinin en anlamlı direniş hikayelerinden birinin başlangıcıdır. İşgal altındaki İstanbul’da, tıbbiyelilerin vatanseverlik ruhuyla başlattığı bu hareket, bugünkü kutlamaların temelini oluşturur.
İşgal ve Tepkinin Doğuşu
1918’de İstanbul’un işgal edilmesiyle birlikte, dönemin Tıp Fakültesi olan Mekteb
- i Tıbbiye-i Şahane’ye el konuldu.
Bu durum, öğrenciler arasında büyük bir öfke ve direniş hissi uyandırdı.
Tıbbiyelilerin Zekice Planı
14 Mart 1919’da öğrenciler, işgalcilere okulun açılış tarihini kutlamak için izin aldı. Ancak bu kutlama, kısa sürede işgal karşıtı bir protestoya dönüştü. Mekteb
Hikmet’in Tarihi Rolü ve Sivas Kongresi
Tıbbiyeli Hikmet, bu direnişin simge isimlerinden biri oldu. Sivas Kongresi’ne İstanbul gençliğini temsilen delege olarak katılan Hikmet, kongrede Amerikan mandası fikrine şiddetle karşı çıktı. Mustafa Kemal Atatürk’e hitaben, “Türk Gençliği her türlü mandaya karşıdır. Eğer siz de bu fikirdeyseniz, size de karşıyız” sözleriyle tarihi bir duruş sergiledi.
Atatürk’ün Hikmet’e Olan İlgisi ve Üzüntüsü
Cumhuriyet’in ilanından sonra Atatürk, Hikmet’in akıbetini sordu. Ancak yakın çevresi, onun öldüğüne dair yanlış bir bilgi verdi. Bu haber Atatürk’ü derinden üzdü ve o günkü programını iptal etmesine neden oldu. Hikmet, aslen Kafkasyalı ve Abaza kökenliydi ve ünlü sunucu Orhan Boran’ın babasıydı.
Günümüzde 14 Mart’ın Anlamı
14 Mart Tıp Bayramı, sadece bir meslek kutlaması değil, aynı zamanda şanlı bir direniş öyküsünün hatırlatıcısıdır. Günümüzde kapital sistemin “nitelikli işçi” durumuna düşürdüğü doktorlar, bu anlamlı günde hem mesleklerini kutluyor hem de geçmişten gelen onurlu mirası yaşatıyor.