“İran’dan sonra sıra Türkiye’ye gelecek” iddiası neden gerçekçi değil?

Bazı İsrailli parlamenterler İran’dan sonra sıranın Türkiye’ye gelebileceğini söylese de, bu sözler gerçek bir olasılıktan çok Ankara’nın Tel Aviv’e karşı daha az sert bir pozisyon almasını isteme arzusunu yansıtıyor.

Öte yandan Erdoğan ile Trump arasındaki ilişkiler oldukça iyi. Hatta ABD, İran’a yönelik saldırıdan önce Avrupalılardan önce Türkiye’yi bilgilendirdi.

CeSPI Türkiye Gözlemevi bilimsel direktörü Valeria Giannotta’ya göre Ortadoğu’da İran ile gerçekten temaslarını sürdüren tek aktör Türkiye.

Bu nedenle Türkiye’ye yönelen füze krizi, Tahran’ın füzenin kendilerine ait olmadığını açıklaması ve Türkiye’yi “dost ülke” olarak tanımlamasıyla sonuçlandı.

Erdoğan’ın stratejisi gerilimi düşürmek ve bölgede istikrar sağlamak üzerine kurulu. Ancak Türkiye’nin İran’daki savaştan dolayı bazı endişeleri var. Bunların başında da İranlı Kürtlerin Ayetullah rejimine karşı olası bir ayaklanmaya katılması geliyor.

“İran sorunu çözülürse hedef Türkiye olur” iddiası

Bazı İsrailli parlamenterlere göre İran sorunu ortadan kalkarsa Türkiye İsrail’in yeni hedefi olabilir.

Bu iddia ne kadar gerçekçi?

Bu açıklamalar daha çok radikal görüşlere sahip bazı parlamenterlerin sözleri. Bu çevreler İsrail’e karşı çıkan herkesi doğrudan bir tehdit olarak görüyor.

Türkiye, 7 Ekim’den sonra Netanyahu hükümetini sert biçimde eleştirdi. Ancak bu düşmanlık daha çok mevcut hükümetin politikalarıyla ilgili.

İsrail ve Türkiye arasındaki ilişkiler her zaman dalgalı olsa da iki ülke Ortadoğu’daki Batı yanlısı önemli aktörler ve aralarındaki ilişki hiçbir zaman tamamen kopmadı.

İsrail’in beklentisi: Türkiye’nin daha yakın durması

Bu açıklamaların arkasında doğrudan bir tehditten çok İsrail’in Türkiye’den beklentisi yatıyor.

Tel Aviv yönetimi Ankara’nın İsrail politikasına daha yakın bir pozisyon almasını istiyor.

Bölgesel ölçekte etkili bir aktör olan ve bölgesel istikrarı savunan Erdoğan, İsrail hükümeti tarafından bu yüzden istenmiyor.

Türkiye–ABD ilişkisi belirleyici

Türkiye ile İsrail arasında açık bir çatışma ihtimali düşük görülüyor.

Bunun en önemli nedeni Türkiye’nin ABD ile ilişkileri.

ABD şu anda İsrail ile tamamen aynı çizgide olsa da Ankara da Washington için önemli bir muhatap.

Nitekim İran saldırısı öncesinde ABD’nin Avrupalılardan önce Türkiye ile bilgi paylaşması, iki ülke arasında doğrudan bir iletişim kanalı olduğunu gösteriyor.

Türkiye bu kriz içinde nasıl bir rol oynuyor?

Türkiye son aylarda ABD ile İran arasında bir köprü rolü üstlenmeye çalıştı.

Bölgedeki diğer aktörlerin aksine Ankara İran ile diplomatik temaslarını da sürdürüyor.

Türkiye hava sahasından geçen füzenin düşürülmesinden sonra Ankara’nın ilk yaptığı şey İranlı yetkililerle iletişime geçmek oldu.

Bu da Türkiye’nin sahip olduğu diplomatik araçların birçok ülkede bulunmadığını gösteriyor.

Türkiye’ye yönelen füze gerçekten İran’dan mıydı?

Bu konuda çok sayıda spekülasyon yapıldı.

Füzenin gerçekten İran’a ait olup olmadığı, Güney Kıbrıs’a mı yoksa Adana’daki ABD üssüne mi yöneldiği tartışıldı.

Daha sonra İran’dan gelen açıklamada füzenin İran’a ait olmadığı ve Türkiye’nin dost ülke olarak görüldüğü belirtildi.

İran’ın kriz yönetiminde bölgesel aktörlerin bazen merkezi komuta dışında hareket edebildiği biliniyor. Bu nedenle füze İran’ın doğrudan kontrolü dışında hareket eden gruplar tarafından da fırlatılmış olabilir.

İran neden Türkiye’ye saldırmak istemez?

Gerçekçi bir bakış açısıyla Türkiye’ye saldırmak İran için büyük bir stratejik hata olur.

Ankara ile Tahran arasında ticaret, ekonomik ilişkiler ve ortak çıkarlar
bulunuyor.

Üstelik İran böyle bir saldırıyla bölgedeki tek dengeleyici aktör olan Türkiye’yi de karşısına almış olur.

İki ülke arasında ayrıca 530 kilometreden fazla bir kara sınırı bulunuyor ve her iki taraf da bu sınırın yüzyıllardır olduğu gibi istikrarlı kalmasını istiyor.

Türkiye’nin genel stratejisi

Türkiye’nin temel hedefi sınırlarında istikrarı korumak.Bu nedenle Ankara uluslararası hukuku ihlal eden tek taraflı saldırıları eleştiriyor. Aynı zamanda İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını da kınıyor. İran özellikle Katar ve Umman gibi ülkeleri hedef aldı. Oysa bu ülkeler müzakerelerde arabuluculuk rolü üstlenmişti.

Türkiye’nin politikası çatışmayı mümkün olduğunca sınırlamak.

Eğer İran’da bir rejim değişikliği olacaksa bunun bombalarla değil, İran halkının egemen kararlarıyla gerçekleşmesi gerektiği savunuluyor.

Körfez ülkeleriyle ilişkiler

Son dönemde Türkiye’nin Körfez ülkeleriyle ilişkileri önemli ölçüde gelişti.

Ticaret ve savunma alanında önemli anlaşmalar imzalandı.

Erdoğan ayrıca bölgedeki birçok liderle görüşerek çatışmanın büyümesini engellemeye çalışıyor.

Bölgedeki en büyük endişelerden biri de yeni bir mülteci dalgası.

Bu nedenle sınırdan Türkiye’ye yalnızca Türk vatandaşları ve üçüncü ülke vatandaşları girebilecek. İran’a geçiş ise sadece İran vatandaşlarına açık olacak

Türkiye’nin öncelikleri

Türkiye’nin savaşa çekilmesini önlemek. ABD’nin Türkiye’deki üsleri kullanmasına izin vermemek. Bölgesel bir savaşın genişlemesini engellemek ve diplomatik çözüm aramak

İran’daki Kürt hareketi

Son günlerde İran’daki Kürt grupların Ayetullah rejimine karşı harekete geçtiği iddiaları da gündemde. Bu konuda kesin bilgiler yok. İddia boyutunu aşmış değil.

ABD ile Türkiye arasında yoğun diplomatik temasların sürmesi nedeniyle böyle bir senaryonun gerçekleşme ihtimali düşük görülüyor.

Başa dön tuşu