Orta Doğu kırılmaya doğru, ABD imkansız barış mı önerecek?

ABD ve İsrail’in İran’a savaş açmasının ardından Orta Doğu ateş bölgesine dönerken gelişmeler tüm dünyada endişeyle takip ediliyor. Küresel piyasaları da alt üst eden Amerikan-İsrail saldırganlığı hakkında daha önce ikinci bir savaşın yaşanacağını ve tüm Orta Doğu’nun hedef haline geleceğini vurgulayan Mısırlı ünlü tarihçi Profesör Halid Fahmi dünyanın ateş bölgesindeki gelişmeleri Haber Global Web Özel için değerlendirdi. Tüm Orta Doğu’daki güvenlik algısının yıkıldığını dile getiren ünlü tarihçi gelişmelerin yalnızca askeri değil, siyasi ve mezhepsel dengeleri de sarsacağını dile getirdi. Profesör Fahmi’ye göre Washington ve Tel Aviv’in saldırganlığı Orta Doğu’da yeni bloklaşmaları hızlandırıyor. Halid Fahmi’ye göre Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki yakınlaşma süreci bu “yerleşik güvenlik algısının dönüşümünün” örneği durumunda. Ünlü tarihçi Tahran’ın, ABD’nin barış şartlarını da pratikte kabul etmeyeceğini iddia etti.


Mısırlı tarihçi Prof. Halid Fahmi’ye göre Körfez ülkeleri ve Suudi Arabistan, artan güvenlik riskleri nedeniyle ABD’ye stratejik bağımlılığı azaltacak çok yönlü savunma ve ticaret arayışlarını hızlandırıyor.

ABD’DEN UZAKLAŞMA STRATEJİSİ

Prof. Halid Fahmi’ye göre son dönemde Riyad ile Ankara arasındaki savunma ve ekonomi temelli temasların artması tesadüf değil. Fahmi, “Suudi Arabistan ile Türkiye arasında beklenenin ötesindeki stratejik yakınlaşma bölgesel güç dengesi açısından yeni koordinasyon arayışına işaret ediyor. Bu, doğrudan askeri ittifak anlamına gelmese de siyasi eşgüdüm zemini güçleniyor” dedi. Mısırlı uzmana göre ABD’nin bölgedeki askeri baskıyı artırması Körfez başkentlerini çok yönlü arayışlara yöneltti. Fahmi, Körfez ülkelerinin Türkiye, Rusya ve Çin gibi ülkelerle ekonomik ve teknolojik bağlarını arttırmaya çalıştığını belirtti.

RUSYA VE ÇİN HÜRMÜZ’E ODAKLI

Fahmi, İran’ın körfez ülkelerindeki ABD hedeflerini vurması sonrasında tüm Orta Doğu’da beklentilerin dışında bir gelişme yaşanacağını da iddia etti: “Beklenen sonuç Arabistan yarımadasının ABD’nin hava savunma güvenliğine daha çok entegre olmasıdır ancak ABD’nin herhangi bir gerekçe dolayısıyla tüm ülkeleri hedef alabileceği ortaya çıktığı için bölge ülkeleri yerli hava savunmaya çok büyük ağırlık verecekler.” Prof. Fahmi’ye göre Orta Doğu’daki ülkelere saldırması sonrası İran da bölgesel yalnızlık sürecine girecek.” Mısırlı tarihçi, Rusya ve Çin’in ise Orta Doğu’da kısa vadede doğrudan askeri müdahaleden kaçınacağını vurguladı. Savaş dolayısıyla iki ülkenin enerji alanında hızla gücünü arttıracağının altını çizen Fahmi’ye göre Hürmüz Boğazı’ndaki enerji akışının güvenliği Moskova ve Pekin’in önceliği durumunda.

Orta Doğu kırılmaya doğru, ABD imkansız barış mı önerecek? - Resim : 2
Halid Fahmi, İran’a dayatılması beklenen şartların sahada uygulanabilir olmadığını, bu nedenle olası bir barış anlaşmasının pratikte kalıcı sonuç üretmesinin zor göründüğünü ifade ediyor.

HÜKÜMETLER SARSILACAK

Prof. Fahmi, Sünni-Şii eksenli olası bir savaş riski hakkındaki görüşlerini de şu şekilde dile getirdi: “Mezhepsel gerilim bu savaşla sona erecek değil dolayısıyla kısa vadede vekil güçler üzerinden yürütülen terör ve güvenlik risklerinin hızla artması olası.” İsrail’e yönelik bölgesel tepkinin ise Lübnan, Gazze ve İran’daki saldırganlığa tepki olarak sertleşeceğini belirten Fahmi, Arap hükümetleri üzerinde “yönetimleri sarsacak kamuoyu baskıları oluşabileceği” yorumunda da bulundu.

TAHRAN ŞARTLARI KABUL ETMEYECEK

Profesör Halid Fahmi’ye göre ABD ve İsrail dört başlık altında İran’a barış planı dayatacak. Mısırlı uzmana göre planın içeriğinde bulunması beklenen en ağır şart ise henüz kamuoyuna yansımadı: “Üç ana başlık, başta nükleer müzakereler olmak üzere yıllardır dile getiriliyor. İran’ın balistik füze menzilinin sınırlandırılması, vekil güç ağlarının finansmanının kesilmesi ve nükleer zenginleştirme kapasitesinin dondurulması. Ancak İran’ın petrol kaynaklarının ABD kontrolünde açılmaya zorlanması ve Hürmüz Boğazı’nın kontrolüne ilişkin yeni bir hukuki statü yaratılmaya çalışılmasıyla birlikte asıl ağır şartlar ortaya çıkacak. Tahran’ın, ülke üzerinde yıkıcı sonuçlara yol açan bu savaşı hızla sonlandırmak için şartları kabul edeceği düşünülüyor ancak bağımsız bir ülkenin böylesine bir barışı kabul etmesi mümkün değil. Dolayısıyla masada kabul edilebilecek maddeler bile pratikte işlerlik kazanmayacaktır.”

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu