Avrupa’nın nükleer arayışı. ABD’siz ve bağımsız kalkan projesi

ABD ile Rusya arasında stratejik nükleer silahların sınırlandırılmasını öngören Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması (New START) bir yıl süreyle uzatıldı. Ancak hem Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hem de ABD Başkanı Donald Trump mevcut anlaşma yerine yeni bir çerçevenin müzakere edilmesini istiyor. Küresel ölçekte nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik son büyük mekanizma olarak görülen ve kamuoyunda “kıyametin önündeki tek engel” olarak adlandırılan anlaşmanın aşınması Avrupa’nın yeniden konumlanmasına yol açtı. Küresel gerginliğin kaynağı olan konu ABD merkezli National Interest ve Avrupa Birliği’ne yakınlığıyla bilinen The Parliament ve EU Observer gibi yayın organlarının analizlerinde ayrıntılı biçimde ele alındı. Söz konusu değerlendirmeler, nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik yapının çözülmesiyle birlikte yeni bir silahlanma yarışına ilişkin risklerin güçlendiğini de ortaya koyuyor.
ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in mevcut START yapısını sürdürmek yerine yeni bir anlaşma modeli arayışında olması, Soğuk Savaş sonrası kurulan nükleer silah kontrol rejiminde köklü bir kırılmaya işaret ediyor.
TARAFLARA GÖRE İŞLEVİNİ YİTİRDİ
ABD’de Cumhuriyetçi Parti’ye yakınlığıyla bilinen National Interest’te (NI) yayımlanan analize göre New START’ın son günde imzalanması nükleer silah kontrolü açısından tehlikeli bir dönüm noktası oluşturuyor. Analizde Trump yönetiminin anlaşmanın işlevini yitirdiğini düşündüğü ve gerekirse ABD ile Rusya arasında yeni bir anlaşmaya gidilebileceğini savunduğu aktarıldı. Rusya’nın nükleer modernizasyon programını sürdürmesi, Çin ile artan askeri işbirliği ve yeni nesil stratejik silah sistemleri geliştirmesi Washington’da güvensizliği artıran unsurlar arasında gösteriliyor. Analizde ayrıca nükleer caydırıcılığın yalnızca silah sayısına değil komuta-kontrol sistemleri ile kriz yönetimi süreçlerine bağlı olduğu; kontrolsüz bir silahlanma yarışının küresel kriz riskini büyüteceği de vurgulandı.
AVRUPA’NIN BAĞIMSIZ NÜKLEER STRATEJİSİ
Avrupa Birliği çevrelerine yakın The Parliament yayın organında yer alan değerlendirmede ABD ile Rusya’nın dünya nükleer silahlarının yaklaşık yüzde 90’ını elinde tuttuğu ve mevcut silah kontrol çerçevesinin olasılıkla önümüzdeki yıl sona ermesinin küresel kaygıları artırdığı belirtildi. Analiz yazısında New START’ın 15 yıl boyunca tarafların konuşlandırılmış stratejik başlıklarını 1.550 ile sınırladığı ve şeffaflık sağladığı hatırlatılırken Çin, Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore’nin nükleer kapasite artışlarının dengeyi daha kırılgan hale getirdiği ifade edildi. Royal United Services Institute’in analizine göre ise ABD’nin Avrupa güvenliğindeki rolüne ilişkin tartışmalar sürerken kıtada nükleer silahlara sahip ülkeler olan Fransa ve Birleşik Krallık nükleer caydırıcılık alanında işbirliğini derinleştiriyor; Avrupa’da ortak nükleer güvenlik kalkanı geliştirilmesi yönünde ortak bir bütçe hazırlanmasını da gündeme alınmış durumda.
Uzmanlara göre Avrupa’da Almanya öncülüğünde geliştirilen kısa ve orta menzilli nükleer füze karşıtı bağımsız savunma kalkanı projeleri, kıtanın ABD ve NATO’ya bağımlı güvenlik yapısından uzaklaşma arayışını yansıtıyor.
FÜZELERİN KRİZİN MERKEZİNDE
AB’ye yakınlığıyla bilinen bir başka haber organı EU Observer’da yayımlanan geniş kapsamlı analizine göre ise Avrupa’da, COVID-19 sürecinden bu yana New START anlaşmasının sembolik bir anlam taşıdığı ve nükleer önleyicilik sağlamadığı görüşü hakim. Almanya’nın öncüsü olduğu Avrupa nükleer kalkanı çalışmalarında merkezde ise Rusya’nın sahip olduğu kısa menzilli taktik nükleer kapasite yer alıyor. Axios’a konuşan ABD’li yetkililere göre tarafların 1.550 başlık sınırını geçici olarak koruma konusunda mutabık kaldığı belirtilirken Birleşmiş Milletler Silahsızlanma Araştırmaları Enstitüsü’nden Pavel Podvig bu sınırın korunmasının uzun vadede mümkün olamayabileceği uyarısında bulunuyor. King’s College London’dan Marina Miron ve eski NATO yetkilisi Jamie Shea, Çin’in büyüyen nükleer kapasitesi ile Rusya’nın Avangard, İskender, Kinzal ve Oreşnik gibi sistemlerinin Avrupa güvenliğini doğrudan etkilediğini ifade etti.
AVRUPA BAĞIMSIZ KALKAN ARAYIŞINDA
Analiz yazısına göre Almanya merkezli çalışmalarda NATO’nun Avrupa’daki taktik nükleer kapasitesinin 200’den az B61 başlığıyla sınırlı olduğu ve yeni askeri dengelerin kıta güvenliğini tehdit ettiğinin altı çizilmekte. Alman uzmanlara göre Avrupa ülkeleri ABD’nin ya da NATO’nun kıtadaki ortak nükleer kalkanına dayanmaktan uzaklaşıyor. EU Observer analizine göre mevcut kalkanın Rusya karşısındaki yetersizliği ve ABD’ye olan güvensizlik dolayısıyla, Avrupa kısa ve orta menzilli nükleer güvenlik kalkanını inşa etmek için Mayıs ayında yeni ek bütçeyi Avrupa Komisyonu’na sunabilir.
[email protected]
Kaynak: Web Özel