Hiçbir koşulda savaşmazlar! Türkiye ve İran Avrupa merceğinde

ABD, İran’ın batısı ve güneyinde son yılların en büyük askeri deniz ve hava yığılımını yaparken iki ülke arasında nükleer müzakere süreci de bu baskı koşulları altında devam ediyor. Avrupa’nın köklü jeo-strateji kuruluşlarından Special Eurasia’nın analizine göre Türkiye’nin de merkezinde olduğu bölgesel denklem üç olası senaryo etrafında şekilleniyor ve uzmanlar İran’ın NATO tepkisini tetiklememek için Türkiye’ye yönelik saldırgan bir adım atmasının beklenmediğini belirtiyor. Aynı raporda Washington’un askeri baskısının Pakistan’dan Türkiye’ye uzanan geniş bir coğrafyada zincirleme sonuçlar doğurabileceği uyarısı da yapılıyor.


Special Eurasia raporuna göre Ankara, göç dalgası, sınır güvenliği ve İran’daki olası istikrarsızlığın Türkiye’ye yansıma riskini başlıca güvenlik kaygıları olarak değerlendiriyor.

DİPLOMATİK TRAFİK HIZLANDI

Special Eurasia’nın analizine göre İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 30 Ocak 2026’da İstanbul’a gelerek Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile kritik görüşmeler gerçekleştirdi. Raporda, Erdoğan ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında yapılan telefon görüşmesinin ardından Ankara’nın üçlü arabuluculuk mekanizması önerdiği belirtildi. Aynı analizde, Arakçi’nin ziyaretinin Kasım 2025’te gerçekleşen Fidan’ın Tahran temaslarının devamı niteliği taşıdığı ve Washington-Tahran geriliminin tırmanmasının diplomatik trafiği hızlandırdığı vurgulandı.

ABD TEHDİT EDİYOR

Raporda ABD hükümetinin İran’ın nükleer programını durdurması yönünde baskıyı artırdığı, Haziran 2025’te İran tesislerini hedef alan “Gece Yarısı Çekici” operasyonuna atıf yaptığı ve yeni füze ve bomba saldırılarıyla tehdit ettiğinin altı çizildi. Analizde ayrıca ABD’nin “maksimum baskı” yaptırımlarının İran ekonomisinde ciddi sarsıntıya yol açtığı ve 2025 Aralık–2026 Ocak dönemindeki protestoların bu baskıyla doğrudan bağlantılı olduğuna vurgu yapıldı.

Hiçbir koşulda savaşmazlar! Türkiye ve İran Avrupa merceğinde - Resim : 2
Raporda, ABD’nin İran’ı vurması senaryosu en yüksek olasılık olarak gösterilirken, Tahran’ın NATO tepkisini çekmemek için bu durumda Türkiye’yi hedef almasının beklenmediği vurgulanıyor.

TÜRKİYE’NİN GÜVENLİK KAYGILARI

Special Eurasia değerlendirmesine göre Türkiye’nin arabuluculuk yönündeki aktif diplomatik girişimlerinin arkasında üç temel güvenlik kaygısı bulunuyor. Raporda ilk riskin kitlesel göç olduğu belirtilerek Türkiye’nin halihazırda 3,6 milyon Suriyeli barındırdığı, İran’ın 85 milyonluk nüfusundan gelebilecek yeni dalganın “varoluşsal tehdit” olarak görüldüğü kaydedildi. İkinci başlıkta İran’daki merkezi otoritenin zayıflamasının Kürt meselesini tetikleyebileceği endişesine yer verildi. Üçüncü başlıkta ise Türkiye’nin NATO üyesi kimliği ile enerji ihtiyacı arasındaki dengeye dikkat çekilerek İran’ın Türkiye’nin doğal gazının yaklaşık yüzde 15’ini sağladığı ve anlaşmanın 2026 ortasında sona ereceği bilgisi paylaşıldı.

3 OLASI SENARYO

Special Eurasia’nın raporundaki olasılık analizine göre üç senaryo ön plana çıkıyor. Birinci senaryoda ABD-İran arasındaki diplomatik yumuşama ihtimali yüzde 20-35 aralığında gösterilirken, Türkiye’nin arabuluculuğunun kabul edilmesi halinde nükleer dosyada aşamalı somut bir çözüm sağlanabileceği öngörülüyor. İkinci senaryoda yüzde 40-50 olasılıkla ABD’nin İran’ın nükleer ve stratejik tesislerine hava saldırısı düzenleyebileceği, ancak Tahran’ın NATO tepkisini tetiklememek için Türkiye’yi hedef almaktan kaçınmasının beklendiği ifade ediliyor. Üçüncü senaryoda ise yüzde 10 ihtimalle İran’da iç istikrarsızlık yaşanması halinde Ankara’nın sınır ötesinde askeri tampon bölge seçeneğini değerlendirebileceği tahmin ediliyor. Aynı raporda Washington’un askeri baskısının Pakistan’dan Türkiye’ye uzanan geniş bir coğrafyada zincirleme sonuçlar doğurabileceği uyarısı da yapılıyor.

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu