Türkiye’de kulüpler transfer dönemini nasıl geçirdi?

Türkiye’de kulüpler transfer dönemini nasıl geçirdi?

FENERBAHÇE MERKEZDE SEVİYE ARTTIRDI

Domenico Tedesco, klasik santrfor profillerinden ziyade hareketli, alan değiştiren ve sırtı dönük oyunda topu tutan değil; istasyon olabilen forvet tiplerini tercih eden bir teknik direktör. Bu sebeple En-Nesyri ve Duran’ın ayrılıklarının ardından istenilen tipte bir forvet bulunamamasının felaket senaryosu olarak değerlendirilmesine katılmıyorum. Bu yapı içerisinde Kerem Aktürkoğlu’nun daha sık kullanılan bir isim olacağını düşünüyorum. Nitekim Montella da Milli Takım’da onu bu rolde birçok kez değerlendirdi.

Fenerbahçe’nin merkez kurgusunda sol içte İsmail’in baskıya çıktığı, sağ içte ise Asensio’nun oyun kurarak Nene’yi demarke pozisyona çıkardığı düzlemin Mourinho’dan sonra oyuna ciddi bir boyut kattığı kanaatindeyim. Bu yapı içinde İsmail’in stoperlerin önünde sabit bir kesici gibi değil; hareketli bir pres makinesi ya da top taşıyıcı olarak kullanılması oldukça doğru bir tercih.

Ben hep şunu savundum: İsmail, tıpkı Gedson Fernandes gibi bir enerji makinesi. Bu tarz oyuncuları dar bir alana sabitlerseniz, o enerji merkezde kontrolsüz boşluklara yol açabilir. Bu ne demek? Bu tip oyuncuları alan tutucu olarak kullanmak, merkez kurgusunda ciddi kırılmalara neden olabilir.

Bu pozisyonun, hatta İsmail’e göre artı yönleri de bulunan Guendouzi ile “upgrade” edilmesini (seviyenin yükseltilmesini) doğru buluyorum. Üstelik arkasına ekstra bir ayak da eklendi. Ne kadar iyi bir alan tutucu ve kesici olsa da top kullanımı vasatın altında kalan Edson Álvarez’in yerine Kanté’nin eklenmesiyle Fenerbahçe’nin merkez oyununda bir seviye daha atlayacağını düşünüyorum.

Dönem dönem Guendouzi–Kanté ikilisiyle Fenerbahçe merkez hattı dengeyi sağlayabilir ve önlerine serbest rolde Talisca yerleştirilebilir. Elbette bu senaryonun işlemesi, Asensio’nun sağ kanada geçerek merkezi buradan çoğaltmasıyla mümkün olacaktır. Sonuç olarak merkez kurgusunda Tedesco’nun eli oldukça rahatlamış durumda.

GALATASARAY KULÜBEYİ GÜÇLENDİRDİ

Galatasaray, son üç sezona kıyasla bu kış transfer döneminde daha çok ihtiyaca yönelik profillere yöneldi ve kulübe derinliğini artırmayı öncelik haline getirdi.

Mevcut kanat profilleri incelendiğinde; oyunun iki yönünü de kullanmayı seven ve önceliği her zaman kale olan Sane, atletizmi ve fiziksel kapasiteyi bir arada kullanan Barış Alper ve kanat forvet profiline sahip, aynı zamanda santrfor özellikleri de taşıyan Ahmet Kutucu dikkat çekiyor.

Bu yapı içerisinde göze çarpan eksik ise dar alanda üretkenlik. Eğer Galatasaray, “elimde bu profile ek olarak farklı bir kanat opsiyonu da olsun” mantığıyla hareket ettiyse, Noa Lang bu anlamda müthiş bir transfer. Yaser Asprilla da dar alanı ve bireysel üretkenliği önceleyen bir kanat oyuncusu profili çiziyor.

Bu hamlelerle Galatasaray’ın, farklı varyasyonlara ve üçlü hücum düzenlerine uygun geniş bir kanat rotasyonu oluştu. Özellikle Şampiyonlar Ligi’nde Juventus eşleşmesinde Okan Buruk yine bire bir eşleşmeleri öncelik haline getirecekse, mevcut kanat oyuncuları bu oyun planına rahatlıkla evrilebilir.

İLK 7’DE YER ALAN EKİPLER

Göztepe, Olaitan’ı elden çıkardığının ertesi günü yerine yeni bir oyuncu eklemesi yaptı. Kapalı kutu gibi gözükseler de Ankersenler bu işleri oldukça yerinde ve doğru yapıyor. Bakalım işleyen çark ilerleyen süreçte bozulacak mı?

Samsunspor ise bu konuda sınıfta kaldı dersek yanlış olmaz. Musaba’nın yerini doldurabildiklerini söylemek zor. Burada Coulibaly’nin dönüşü belirleyici olacak. Merak edilen konulardan biri de Elayis Tavşan’ın Türkiye’de yeniden eski potansiyeline ulaşıp ulaşamayacağı. Bu noktada Thomas Reis’in tercihleri belirleyici olacaktır.

Trabzonspor ise Fatih Tekke ile birlikte geçmişten kalan kadro erozyonunu toparlamaya çalışıyor. Ancak yabancı sınırı bu transfer döneminde ellerini kollarını bağladı. Bir sol kanat eklemesi yapamadılar. Buna karşın, sol bekte Lovik’in orijinal bir bek olması; performansı ve yaşı sebebiyle önemli bir potansiyel vadettiğini söyleyebiliriz.

Başakşehir ise ivme yakalayan kadrosunu bozmadı. Kullanmadıkları oyuncularla yollarını ayırdılar. Üstelik yalnızca nicelik olarak değil, bana göre nitelik olarak da güçlendiler. Ligin ilk yarısında iyi performans gösteren Kazımcan Karataş ile sol bek rotasyonlarını yukarı çektiler.

DÜŞME HATTI

Enteresan bir transfer dönemi geçiren takımlardan biri Eyüpspor oldu. Senegal U19’dan üç oyuncu transfer ettiler, aynı zamanda satışlardan da gelir elde ettiler. Genç teknik adamları ve genç kadrolarıyla, planlı oyunları sayesinde lige kafa tuttuklarını söylemek yanlış olmaz.

Kasımpaşa ise düşmenin eşiğinde. Cenk Tosun, İrfan Can Kahveci, Kerem Demirbay ve Rodrigo Becao gibi büyük takımlarda forma giymiş tecrübeli oyuncuları kadrolarına kattılar. Ancak buna rağmen oyun anlamında alarm vermeye devam ediyorlar.

Konyaspor’un iyi transferler yaptığını düşünüyorum. İlhan Palut ile geçmişte yakaladıkları olumlu kimyayı yeniden yakalayabilirlerse, başarılı olmaları sürpriz olmaz.

Genel tabloya baktığımızda düşme hattındaki ekiplerin iki farklı strateji izlediğini görüyoruz. Bir tarafta gençleşme ve potansiyel yatırımına yönelen, planlı oyunla ayakta kalmaya çalışan takımlar var; diğer tarafta ise tecrübeli ve isimli oyuncularla kısa vadeli çözüm arayan ekipler. Sezonun kalan bölümünde belirleyici olacak unsur, yapılan transferlerden ziyade teknik adamların bu kadrolardan ne kadar doğru ve dengeli bir yapı çıkarabileceği olacak.

BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu