Kusursuzluk mitine karşı bir kadının hikayesi

Kusursuzluk mitine karşı bir kadının hikayesi

Dilara, karakterin doğuşundan şöyle bahsediyor: “Beraber üretme hevesimiz hep vardı ama motivasyonu ve kaynağı bulamıyorduk. Kaynağı yine bulamadık,” diyor gülerek. “Ama motivasyonu bulduk. Feraye, bizim ve benzer deneyimleri yaşayan insanların ortaklaşacağı bir çaresizlik zemininde doğdu.”

Ayfer ekliyor: “Olacak mı acaba’dan ziyade ‘yeter artık’ isyanıyla başladık. Uzağa gitmek istemedik; bize en çok dokunan, birlikte en çok mizahını yaptığımız hikâyeleri anlattık.”
Sektörün karanlık yüzü Feraye’nin hikâyesinde, yaratıcılarının yaşadıkları ve tanıklık ettikleri çok şey var. Oyunculuk sektöründe yaşanan etik ihlaller, görünmez emek, güvencesizlik ve fiziksel görünüm üzerinden kurulan tahakküm, dizinin arka planını oluşturuyor.

“Oyuncuların fiziksel görünümü üzerinden yaratacağı hasarı önemsemeden her şeyi söyleme hadsizliği, küçük oyunculara ödeme yapmanın ötelenmesi, emeğin görünmez kılınması… Söylenecek çok şey var,” diyor Ayfer. “Bir kısmını ikinci sezona sakladık.”

Dilara da destekliyor: “Sektör güvenli bir yer değil. Maddi, manevi ve fiziksel kaygılarla dolu. Seçilmediğiniz her projeden sonra, sistem yerine kendinizi sorgulamaya başlıyorsunuz. En yaralayıcı ihlal burada başlıyor.”

“Feraye bir süper kahraman değil” cümlesi, dizinin manifestosu gibi. Ayfer, medyanın yarattığı kusursuz kadın imgesinin kadınlarda nasıl bir hasar bıraktığını anlatıyor: “Fabrikalaşmış estetik algısı, kadınların kendini güzel hissetmemesine ve kendi hikâyesinin başrolü olamamasına yol açıyor. Bir şeyi komik olsun diye egzajere etmedik, hüzünlü olsun diye başına büyük dertler vermedik. Gerçeklikten hiç vazgeçmedik.”

Dilara ise “kusur” kavramının sorguluyor: “Kusur, bir canlının hayatını tehdit eden şeydir. Bunun dışında bir insanda nasıl kusur olur, bilmiyorum. Feraye’nin samimiyeti burada: Kendini sevme çabasında ve onu değersizleştiren her şeye kanmamaya çalışıyor.”

Feraye “başaramıyor” ama bu onu vazgeçirmiyor da.

Dilara keskin konuşuyor: “Bence kadınlar artık hayatta kalmak zorunda. Maalesef çıta buraya indi. Başarı dış göze, takdire muhtaç bir kavram. Kimsenin ona bakmadığı bir anda bir kadının kendini yeterli hissetmesi çok önemli. Başarıyı karakterlere değil, değişmesi mümkün olan sistemlere atfetmek gerekiyor.”

Ayfer ekliyor: “Başarının tanımını değiştirmeye değinen işlere ihtiyacımız var. Kadınların başarılı olamadığı yerden de devam etmesini kamçılayacak işlere… Hiyerarşik düzende kabul görmeyen kadınların kendi kurduğu düzende alternatif mutluluklarla devam edilebilecek başka bir dünya var. Bu dünyayı güzelleştirecek işler yapmak istiyoruz.”

Feraye’nin durduğu yer tam olarak burası: Kahramanlaşmadan, yüceltilmeden, ama devam ederek.

Dikey format: Mecburiyetten avantaja

Feraye’nin kısa bölümlerden oluşan dikey bir dizi oluşu trend takibinden çok, imkânlarla ilgili gerçekçi bir karar. Uzun senaryoların kabul görmesini beklemek yerine, hikâyelerini doğrudan izleyiciyle buluşturmayı seçmişler.

“Seçici kurulun elinde telefon tutan insanlar olması bizim için önemliydi” diyor Ayfer.
Bu kısa süre, aynı zamanda ciddi bir disiplin de gerektiriyor. Çok sevilen bir espriden, bir sahneden vazgeçmeyi öğrenmek zorundalar. Ama bu da hikâyeyi “çapaklarından arındırıyor”.
İzleyici tepkileri, dizinin en güçlü yanlarından biri. Yorumlarda herkes arkadaşını teselli eder gibi: “Ah Feraye, üzülme.”, “Güvenmeyecektin o adama.”, “Sen her hâlinle güzelsin.”

Ayfer, “Bunları yaşayan sadece biz değiliz. Bu ortaklık insana çok güç veriyor.”

Ayfer Tokatlı ve Dilara Topuklular için Feraye, bir rolden fazlası. Kendi sözlerini söyleyebildikleri, deneyimiyle, kırılganlığıyla sahici bir alan.

Feraye mükemmellikten uzak, hayatında da birçok şey yolunda gitmiyor. Tam da bu yüzden, pek çok kadın için çok şey anlatıyor. Siz de hikâyesine eşlik etmek isterseniz Feraye’yi Instagram, YouTube ve TikTok’ta @ferayediziofficial hesabından izleyebilirsiniz.

BirGün'e Omuz Ver BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu