Ölümsüzlük arayışı: Mısırlılar ölülerini nasıl mumyalıyordu?

Ölümsüzlük arayışı: Mısırlılar ölülerini nasıl mumyalıyordu?

70 GÜNLÜK KUTSAL İŞLEM

Antik Mısır’da mumyalama, yaklaşık 70 gün süren hem cerrahi hem de dini bir ritüeldi. İşlem, çürümeyi durdurmak için iç organların çıkarılmasıyla başlardı. Rahipler, beyni burundan sokulan metal bir çubukla parçalayarak boşaltırken, kalp “düşüncenin ve ruhun merkezi” sayıldığı için genellikle yerinde bırakılırdı. Beden, nemi emen doğal bir tuz olan “natron” içinde 40 gün bekletilerek kurutulur, ardından çökmemesi için talaş ve bezlerle doldurulurdu. Son aşamada ise beden, reçineye batırılmış keten sargılarla kat kat sarılır ve aralarına koruyucu muskalar yerleştirilirdi.

SADECE FİRAVUNLAR İÇİN DEĞİL

Tutankamon’un Altın Maskesi, Mısır Müzesi, Kahire, Mısır

Yaygın inanışın aksine mumyalama sadece firavunlara özgü değildi; toplumun her kesimi imkanları ölçüsünde bu hizmetten yararlanabilirdi. Yunan tarihçi Herodot, Mısır’da üç kalite mumyalama olduğunu aktarır: En pahalı yöntem organların çıkarılıp bedenin tamamen kurutulmasıyken, orta halli yöntemde bedene sedir yağı enjekte edilerek organların içeride eritilmesi sağlanırdı. En yoksul kesim ise ya basit bir temizlik işlemiyle yetinir ya da sıcak çöl kumunun doğal kurutucu etkisine güvenerek gömülürdü.

KANOPİK KAVANOZLAR VE KULLANIMLARI

Mumyalama sırasında çıkarılan iç organların korunduğu kanopik kaplar.

Mumyalama sırasında çıkarılan iç organları korumak için kullanılan kaplardır. Her bir kavanoz, Horus’un dört oğlundan birine ithafen farklı bir koruyucu baş figürüyle tasvir edilirdi. Örneğin, resimde görülen şahin başlı kavanoz Qebehsenuef bağırsakları muhafaza ederken, diğer kavanozlar insan başlı İmseti (karaciğer), çakal başlı Duamutef (mide) ve babun başlı Hapi (akciğerler) için kullanılırdı. Alabastradan yapılma bu kavanozlar, Firavunluk Dönemi’nde ölen kişinin iç organlarını kurutup güvenle saklamak amacıyla mezara konulurdu.

DÜNYANIN DİĞER UCUNDAKİ MUMYALAR

Mumyalama denince akla Mısır gelse de, en eski yapay mumyalar Güney Amerika’dan çıkmıştır. Şili’deki Chinchorro kültürü, Mısır’dan yaklaşık bin yıl önce, MÖ 5000’lerde ölülerini mumyalamaya başlamıştı. Benzer şekilde İnkalar, kurban edilen çocukları And Dağları’nın dondurucu soğuğunda “buz mumyaları” olarak saklamış, Çin’de ise toprak yapısı sayesinde binlerce yıl bozulmadan kalan “Lady Dai” gibi soyluların bedenleri bulunmuştur.

ŞİFA NİYETİNE YENİLEN MUMYALARDAN HOLLYWOOD YILDIZLARINA

1932 yapımı Boris Karloff’lu “The Mummy” filminden

Mumyaların modern dünyadaki serüveni ise oldukça şaşırtıcıdır. 16. ve 19. yüzyıllar arasında Avrupalılar, “mumia” adını verdikleri öğütülmüş mumya tozunu ilaç niyetine tüketmiş, ressamlar ise mumyadan elde edilen “Mumya Kahverengisi” boyasını kullanmıştır. 1922’de Tutankamon’un mezarının keşfiyle patlak veren “Firavunun Laneti” efsanesi ise mumyaları popüler kültürün bir parçası haline getirmiştir. 1932 yapımı Boris Karloff’lu “The Mummy” filminden günümüz aksiyon filmlerine kadar uzanan süreçte mumyalar, korku ve macera sinemasının vazgeçilmez ikonlarına dönüşmüştür.

BirGün'e Omuz Ver BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu